BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Çırağın fendi ustayı yendi

Çırağın fendi ustayı yendi

Çırağın fendi az daha ustayı yeniyordu. F.Bahçe’nin ilk yarıdaki 10 hücumuna karşı Beşiktaş iki kontrataktan iki gol çıkarıyor ve devreyi Kadıköy’de 2-1 önde kapatıyorsa siyah - beyazlılar bunu öncelikle çiçeği burnundaki hocaları Rıza Çalımbay’ın zekâsına borçlular.



Çırağın fendi az daha ustayı yeniyordu. F.Bahçe’nin ilk yarıdaki 10 hücumuna karşı Beşiktaş iki kontrataktan iki gol çıkarıyor ve devreyi Kadıköy’de 2-1 önde kapatıyorsa siyah - beyazlılar bunu öncelikle çiçeği burnundaki hocaları Rıza Çalımbay’ın zekâsına borçlular. Yine, bir takım ilk defa büyük bir maça bu kadar cesur ve özgüven içinde çıkıyor, yakaladığı onca pozisyondan sadece bir gol üretebiliyorsa sarı - lacivertliler bunu kendi yeteneksizliklerine borçlular. Tabii arada Anelka gibi santrfor oynaması gereken bir oyuncunun sağa çekilip, forvete toplar taşıması gibi yanlış bir tarza 45 dakikada önlem alamamak da Fransız oyuncunun değil Daum’un hatasıdır. Maalesef Alman teknik adam koca bir sezonda öndeki forvet oyuncularına şöyle ortalar yapacak ne bir sağ, ne de bir sol kanat üretebilmiş değil. Bu eksiklikler zayıf takımlara karşı hissedilmiyor ama büyük maçlarda sırıtıyor. *** Beşiktaş Teknik Direktörü Rıza Çalımbay, ustası Christoph Daum’a karşı derbi mücadelesini psikolojik alanda günler öncesinden başlatmıştı. Hatırlayacağınız gibi hafta boyunca F.Bahçe’yi tahrik ederek, hırslandırıp açık oyuna zorlayacak demeçler veren ve ‘’Barnebau da olsa Beşiktaş olarak sahadan zaferle çıkarız’’ tarzında demeçler veren Çalımbay, F.Bahçe’nin yapacağı hatalardan golü bulmayı hedefliyordu. Usta Daum, takımını ne yazık ki çırağı Çalımbay’ın hazırladığı tuzağa düşürdü. Oysa büyük maçları kotarmakta zorlanan F.Bahçe, ilk defa dün Beşiktaş karşısına olması gereken cesur ve doğru bir oyun anlayışı içinde çıkmıştı. Oyunu kendi yarı alanında kabul eden değil, rakibe baskı kuran ve kendi oyununu kabul ettirmeye çalışan bir F.Bahçe vardı. Bu açıdan Daum’u uzun bir aradan sonra ilk defa kutladım. Gerçi, Alman teknik adamın oyuncu seçimine baktığınızda karşılaşmaya Önder ve Selçuk’la başlaması insanda F.Bahçe’nin daha defansif bir oyun tarzını tercih edeceği inancını uyandırıyordu. Ama hiç de öyle olmadı. Önde Nobre ve Anelka ile basan, ortada baskı kuran, özellikle Tuncay ve Alex’le sürekli hücumu düşünen F.Bahçe, Selçuk’un şutları yanında ortalarıyla da Cordoba’nın koruduğu kaleyi sürekli baskı altında tutuyordu. Fakat, bu baskılardan F.Bahçe ilk 25 dakikada bir gol çıkaramadı... Bu durum sanki Beşiktaş teknik direktörü Rıza Çalımbay’ın psikolojik zaferine işaret eder gibiydi. Nitekim, Aurelio’nun ilk hatasında Beşiktaş golü buldu. Golde Beşiktaş’ın çalışkan oyuncusu Tümer’in rolü büyüktü. F.Bahçe’nin bu kadar baskılı oynayıp da gol ararken kalesinde gol görmesi inanılır gibi değildi. Doğrusu futbolun adaletine de sığmıyordu. Nitekim F.Bahçe golden sonra baskısını daha da artırarak gerilerden gelen golcüsü Luciano ile beraberliği sağladı. Ama ortada yine garip olan bir şey vardı. Beşiktaş’ın her kontratak denemesine F.Bahçe boyun eğiyordu. Ayrıca sarı - lacivertli savunmanın üstüne havadan yapılan her orta da tehlikenin habercisiydi. Nitekim Beşiktaş bulduğu bu madeni Tümer’in ortasında öndeki kulesi Carew ile bir güzel işledi ve Kadıköy’den istediğini almak için çalıştı. Burada başta kaleci Cordoba olmak üzere Beşiktaşlı oyuncuları tebrik etmemek futbol adına haksızlık olurdu. Ama Beşiktaş, İbrahim Akın’ın roketi ile 3-2 öne geçtiğinde Kolombiyalı kalecinin önce Tuncay’ın ayağına yatarak penaltıya sebep olması, sonra da gereksiz itirazlarıyla kırmızı kart görerek takımını hem de değişiklik hakkı kalmadığı anda 10 kişi bırakması tüm artılarını alıp götürdü. Yazık... Tabii bir de F.Bahçe’nin oyunda kilitlendiği anlarda çilingir gibi öne çıkan ve kör düğümü çözen usta ayağı Alex’in hakkını vermek gerekir. Nitekim, Ali Güneş’in şık şutunda nefis bir gole izin vermeyen Rüştü’yü ayakta tutan şey önce Alex’in maçı 2-2 beraberliğe taşıması, sonra da Pancu’nun koruduğu kaleye penaltıdan 3. golü atması oldu. Maçın böyle bitmesi veya artı birle oynayan F.Bahçe’nin kazanması beklenirken, Koray’ın füzesi adeta Saracoğlu’nu F.Bahçe’nin başına yıktı *** Sonuçta şampiyon adayı F.Bahçe ve Daum, 10 kişi ve kalecisi oyun dışı olan bir büyük maçta 3 puan kaybederek yarışta büyük bir sıkıntı satın aldı. Halbuki bu maçı kazanmış olsalar ne büyük bir kolaylığa kavuşacaklardı.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT