BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hassasiyet nasıl bir şey

Hassasiyet nasıl bir şey

Ulusal hassasiyet nasıl bir şey? Acaba biz infialle hassasiyeti aynı anlamda mı kullanıyoruz? Ya da üçünün; hassasiyet, infial ve zaafın sentezine özetle ulusal hassasiyet mi diyoruz?



Ulusal hassasiyet nasıl bir şey? Acaba biz infialle hassasiyeti aynı anlamda mı kullanıyoruz? Ya da üçünün; hassasiyet, infial ve zaafın sentezine özetle ulusal hassasiyet mi diyoruz? İnsan hassas olmadan önce geçmişteki hassasiyetleri bir gözden geçirir. Daha öncekiler nasıl hassas olmuş, hassasiyetleri ile ne yapmış, yaptıklarından kim kârlı çıkmış, bedelini kim ödemiş.. Yakın tarihte (955) 6-7 Eylül olayları var. 6- 7 Eylül Olayları, 6 Eylül günü ikinci baskı yapan iki gazetenin Atatürk’ün Selanik’teki evine yapılan bombalı saldırıyı manşete çıkarmalarıyla başladı. Haber çabucak yayıldı; tepki ve öfke dalgalar halinde yurdu kapladı. 6 Eylül öğleden sonra yükseköğrenim gençliği izinsiz bir gösteri düzenledi. Hava kararırken bazı gruplar ortaya çıktı. Genellikle Taksim’de toplanılıyordu. Birkaç saat içinde kalabalık çığ gibi büyüdü; giderek hareketlendi ve denetimden çıktı. Bu arada binlerce sopa ve demir yerden bitercesine ortalığa yayıldı. Sokaklarda provokatörlerin “on binlerce lira kazanıyor, iki paralık malı iki liraya satıyorlar” diye çoğu cahil ve genç kitleyi galeyana getirdikleri gözleniyordu. Saldırılacak dükkan ve evler adeta önceden tespit edilmiş, tahrip edici araçlar dahi hazırlanmıştı. Bir süre sonra Beyoğlu’nda, Karaköy’de Rum vatandaşlara ait dükkanların kepenkleri demir çubuklarla sökülüyor; camlar kırılıyordu. Kalabalığın vahşi iştahıyla sürüklenen halk içeriye dalıyor; ne kadar eşya varsa dışarı fırlatıp o dakikada kullanılmaz hale getiriyordu. Çapulculuk, yağmacılık yetmiyormuş gibi, talan edilen mekanlar bir de kundaklanıyordu. Tecavüz meskenlere, ibadethanelere ve mezarlıklara kadar genişlemişti. Saldırganlık akıl almaz boyutlara ulaşmış, kitle psikolojisi ile daha da acımasızlaşan güruh, bilinçsiz ve kendilerini kaybetmiş bir biçimde başkalarından gördüklerini tekrarlıyordu. Sırf isimleri yabancı veya sahipleri Rum olan dükkanlar kuru kalabalıkla dolup taşıyor, kuyumculardaki ziynetler, kırtasiyelerdeki defter kitaplar, tuhafiyelerdeki malzeme, dükkanlardaki porselen takımlar, evlerdeki çeyiz sandıkları, gradıroplar havalarda uçuşuyordu. Yağmayı durdurmak imkânsızdı. İzmir’de Yunan Konsolosluğu ve Fuar’daki Yunan pavyonu ateşe verilmişti. Ordu ancak gece yarısından sonra müdahale edebilmiş, güruh bir parça yorulduktan sonra olaya hakim olabilmişti. 7 Eylül sabahı uyananlar sanki büyük bir afetle karşılaştı; deprem ve yangın sonrası mahvolmuş bir kent havası İstanbul’a çökmüştü. O sabah şehrin caddelerinde bulunanlar gördükleri manzaraları hayatlarının sonuna kadar unutamadılar. Taksim’den Tünel’e kadar ulaşan yoldan geçmek olanaksızdı. Bütün cadde, kepenkleri kırılan dükkanlardan atılan eşyalarla doluydu. Her çeşit kumaş yerleri rengarenk kaplamış, çamura, ise bulaşmış eşyalar üst üste yığılmıştı. Kaldırım taşları, tramvay hattı, iki taraftaki asfalt tamamıyla kumaşla örtülmüştü. Ötede beride kırılmış, parçalanmış buzdolapları, radyolar, bisikletler yatıyordu. Cadde cam ve porselen kırıklarıyla doluydu. Otomobiller devrilmiş, yakılmıştı. Taksim’deki ve Galatasaray’daki kiliselerden henüz söndürülememiş yangınların dumanları tütüyor, atmosferi daha da dramatik hale getiriyordu. İstiklal Caddesi’nde hemen her üç dükkandan ikisi talan edilmişti. İstanbul’un diğer semtlerinde de durum farksızdı. Kalabalık önüne ne çıkarsa eziyordu. Rumlara ait diye bilinen ne kadar dükkan varsa sonu aynı olmuştu. Küçük ayakkabıcı tamircileri, mahalle bakkalları, iki ineğinden sağdığı sütü satarak yaşayanlar da aynı talanın mağduru olmuştu. Korkunç zarar Saldırıya uğrayarak, yağmalanmış ve yakılmış toplam dükkan ve ev sayısı 5538’di. 2 manastır, 8 ayazma ve 71 kilise tahrip gördü. Bu arada mezarlıklarda bazı kabirler de tahrip edildi. ..... Bu işi kim tertiplemiş, neyi hedeflemiş, oyuna kim gelmiş, kim kârlı çıkmış, elli yıl boyunca bu konuya kafa yoran kaç kişi çıkmış? Dert edecek halde değilsiniz tabii. Peki benzeri kaç olayın mağduru olduğumuzu biliyor musunuz? Hadi biz safız, masumuz, gafiliz.. Bizi bu tarz ayak oyunlarından koruması gerekenler ne yapıyor? Hiç çıkıp, itiraf ediyorum beceremedik, yüzümüze gözümüze bulaştırdık, diyenini duydunuz mu? Dirayet , meziyet, azamet böyle günlerde setredilecekse ne gün ortaya çıkarılacak?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT