BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tesadüf “sensin” Aziz Başkan!..

Tesadüf “sensin” Aziz Başkan!..

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, “durup dururken” çıkıp diyor ki; “Galatasaray’ın UEFA Kupası’nı alması tesadüftür!..”



Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, “durup dururken” çıkıp diyor ki; “Galatasaray’ın UEFA Kupası’nı alması tesadüftür!..” Galatasaray’ın “UEFA Kupası’nı almasının tesadüf olmadığını”, cümle âlem biliyor!.. Nasıl bilmesin ki? “O” Galatasaray, “4 yıl üst üste Türkiye Ligi’ni şampiyon olarak tamamlamış”, Türkiye’de “almadık kupa bırakmamış”, Milan gibi bir devi yenip geriye bırakarak Şampiyonlar Ligi’ndeki grup maçlarından UEFA Kupası’na geçmiş, bu kupada “namağlûp” olarak, evet “hiç yenilmeden” kupayı müzesine götürmüş, sonra da “Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Real Madrid’i yenerek” bu defa “Süper Kupa’yı almış” bir takım!.. “O takımın iskeletini teşkil ettiği” Türk Milli Takımı da “Dünya Üçüncüsü olmuş!..” Bu kadar “sürekli” ve “büyük” başarıyı art arda spor tarihine yazdırmış ve dünya futbolunda “marka” hâline gelmiş olan o Galatasaray için “tesadüf” diyenin “ya sportif aklı kıttır, ya art niyetlidir, ya fanatikliğin girdabında kendini kaybetmiş bir renk ve gerçek körüdür”, ya da “uzanamadığı ciğere ‘pis’ diyen kedi misali” kendi kendini avutmak isteyen bir kulüpçüdür!. Amma. Mesela “Aziz Başkan’ın Fenerbahçe’ye başkan olup, bugünlere gelmesi” tam anlamıyla “bir tesadüftür!..” “Bir”oy farkla, evet “sadece ve sadece bir oy farkla” seçimi kazandığı, ama “listesinin tamamının seçimi kaybettiği” Fenerbahçe Kongresi’ne, mesela “kaybeden rakibinin yakın arkadaşı olan” iki Fenerbahçe üyesinden bir tanesi hasta, bir tanesi yurt dışında olmasaydı da, gelip oylarını kullanabilselerdi, “Aziz başkan seçimi kaybedecek” ve buralara kadar gelmeyi hayal bile edemeyecekti!.. “Tesadüf”, üstelik de “hem kendisi, hem de Fenerbahçe için hayırlı olan bir tesadüf” işte buna denirdi!.. Bak, Aziz Başkan, “rakiplerine karşı söylediğin her sözün”, o kulübün taraftarı olan büyük kitleler üzerinde “nasıl olumsuz tepkiler oluşturduğunu”, kitleleri “nasıl tahrik ettiğini” hâlâ anlayamıyorsun, göremiyorsun!.. “İyi niyetle” olayı “böyle” yorumluyorum; yoook “anlıyor ve görüyor” da, ısrar ve inatla “yapmaya devam ediyorsan”, o zaman bilmelisin ki, “yeni çıkarılan” Sporda Şiddet Kanunu’nun bilmem kaç tane maddesini bile bile, hani derler ya “taammüden” çiğniyorsun!.. “Bütün bunları yapıyor”, sonra da çıkıp “Neden bana küfrediyorlar” diye şaşkın şaşkın soruyorsun? “Bir stadda, iki stadda küfür olsa”, çıkıp diyeceğiz ki; “Bunlar art niyetli, peşin fikirli, kıskanıyorlar, çekemiyorlar!..” Ama.. “Her stadda küfür olunca?..” O zaman zat-ı âlinizin “aynaya bakıp” kendi kendinize sormanız gerekmiyor mu: “Ben nerede hata yapıyorum; nerede yanıldım?” Sadece spor sahalarında değil, sokakta, kahvede, hatta köprü altında bile “edilen küfürlere karşı olan” bir insan olarak, rica etmeye devam ediyorum: “Ağzından çıkan sözleri” tart; “nereye gideceğini” düşün; kitleleri tahrik etme; sana da yazık, “taşıdığın” unvana da, başında olduğun büyük kulübe de!.. Bitmedi; dahası da var: “Ünlü” bir spor adamı ve de “ağırlıklı” bir Fenerbahçeli olan bir dostum bana dedi ki: “Aziz Bey, basınla böylesine kavga etmese, ipleri böylesine germese, acaba Rıza ile ilgili pankart, spor sayfalarını da aşıp, birinci sayfaların manşetlerine taşınır mıydı?” Ver bakalım, “bu son derece mantıklı, gerçekçi ve akıllı sorunun” cevabını!.. Yoksa, “bütün bunlar da mı tesadüf?..”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT