BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Abdülhamid Han kime ağlıyordu?!.

Abdülhamid Han kime ağlıyordu?!.

Alâtini Köşkü, Yahudi Giorgio Allatini’ye ait dört katlı bir bina idi... Burada sürgünde bulunan yaşlı sultan yatsı namazını kılıp kirli yatağa uzanırken, tek bir mumun aydınlattığı odada için için ağlıyordu. Fakat bu gözyaşları kendisi için değildi...



Sultan İkinci Abdülhamid Han ve haremindekileri; “sürgün” hayatı yaşayacağı Selanik’e götürmek üzere yola çıkan arabalar Sirkeci Garı’na yanaştılar... 6 vagonlu katar onları bekliyordu. İstasyonun müdüriyet bölümünde bekleyen Talat Paşa, Fethi Beye son talimatları da verdi. Selanik’e kadar hiç durulmadan yol alınacaktı. Ortadaki 3 vagon “eski padişah Abdülhamid Han” ve yanındakilere ayrılmıştı. Vagonlardan birine Fethi Bey ve yardımcısı 9 subay yerleşmişti. En ön ve en arkadaki 2 vagonda da 40 kişilik jandarma müfrezesi vardı. Nihayet tren hareket etti... Ve işte Alâtini Köşkü!.. Bütün gece ve ertesi gün yola devam edildi. Edirne’den sonra Dedeağaç, Gümülcine, İskeçe, Drama ve Serez istasyonları geçildi. Verilen talimat gereği Selanik’ten bir önceki Kılkış İstasyonunda duruldu. Fethi Bey Abdülhamid Hanın vagonuna giderek, Alâtini Köşkü’ne arabalarla gidileceğini arz etti. Vagondan inen eski padişah, bütün aile fertleri arabalara bininceye kadar ayakta bekledi, en son olarak baştaki arabaya bindi. Atlı askerlerin refakatinde, gece karanlığında yola düşüldü... ...Ve nihayet, Abdülhamid Han ve ailesini taşıyan arabalar, Alâtini Köşkü’nün havagazı lâmbalarıyla aydınlatılmış bahçesine girdiler. 3. Ordu Kumandan Vekili Hadi Paşa ve diğer eşraf orada idi. Eski hakan arabadan inmeden herkesin köşke girmesini bekledi. Sonra eliyle dışarıdakileri selâmladı ve kendisi de içeri girdi. Pencereleri tahta kepenklerle sıkı sıkıya kapalı köşkün kapıları da üstlerine kapanarak kilitlendi... Odalarda eşya yoktu. Alâtini Köşkü, Selanik’te Yalılar semtinde, İtalyan uyruklu un tüccarı Yahudi Giorgio Allatini’ye ait dört katlı bir bina idi... Salonun ortasında büyük bir masa ile iki koltuk vardı. Ellerini yıkayacak su ve sabun bile yoktu. Yukarı katlara çıkacak mum yoktu. Musahip ağaların talebi üzerine Fethi Bey kovalarla su, sabun ve mum gönderdi. Havlu bulunmadığı için yırttıkları bir gömleği bu iş için kullandılar. Kirli yatakta bir Sultan! Koca köşkte bir tane bile halı, kilim bulunmadığından herkes yorganlara sarınıp kuru tahtaların üzerinde birer köşeye çekildiler... Yaşlı sultan yatsı namazını kılıp “koltuktan bozma” kirli yatağa uzanırken, 3.5 yıl kalacağı bu yerde geçecek hayatının nasıl olacağını anlamış bulunuyordu. Tek bir mumun aydınlattığı odada için için ağlıyordu. Ama kendine değil, ülkesinin içine düştüğü karanlığa...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT