BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nerede o eski konaklar?!.

Nerede o eski konaklar?!.

Eski İstanbul evlerinde; kış geldi mi herkes mangallarla, kar yağdığı zamanlar ise tandırlarla ısınırlarmış. Tandır, altına küçük bir mangal konan bir örtü. Etrafına yer minderlerini çekip, ayakları da örtünün altına uzatıp ısınırlar ve sohbete dalarlarmış...



Bir Fransız kadın, hatıratında, yüz sene evvel misafirliğe gittiği bir eski Osmanlı konağını anlatıyor: “Artık, İstanbul evlerinin harem daireleri ve Türk hanımları hakkında kafi derecede fikir edinmiş oldum. Bu hafta, tamamiyle eski alaturka tarzda, diğeri büsbütün alafranga, üçüncüsü de ikisi arası olmak üzere, üç konağı ziyaret ettim... İlk gittiğim konak, Üsküdar’ın yüksek ve fevkalade nazaretli (manzaralı) bir mevkiinde idi. Marmara’yı, İstanbul’u, Beyoğlu’nu alabildiğine görüyordu... Peri masallarındaki gibi Kapıda, zenci bir harem ağası karşıladı bizi. Bir kat merdiven çıktık; tavanı kubbeli geniş bir salona girdik. Ne süs, ne ziyafet, ne aydınlık! Âdeta gözlerimiz kamaşıyor... Harem ağası, bizi yalnız bırakarak çekildi. Derin bir sessizlik içinde idik. Çıt çıkmıyordu. Harem halkı nereye gitmişlerdi? Peri masallarındaki esrarengiz saraylardan birine mi girmiştik? Tatlı bir hayret içinde sanki kendimden geçiyordum. Haremağası tekrar içeri girerken dışarısı gözümüze ilişti. Birkaç kadın gölgesi dolaşıyor, karşıki odanın aralık kapısından, iki çocuk salıncağı görülüyordu. Arı kovanı gibi bir vızıltıdan kadınların çoğaldığı hissediliyordu. Karşılarında, hiç alışık olmadıkları yabancıları, bir ecnebi devlet sefirine mensup madamları gördükleri halde kimsede acayip acayip bakış, terbiyeden hariç muamele yoktu. Beyoğlu’ndaki Rum ailelerinin en maruflarından olan ve Sisam Beyinin refikası bulunan Madam Aristarchi, tercümanlık için bize refakat lütfunda bulunmuştu... Ev sahibeleri, birer birer içeri girdiler; kendi usulleri veçhile, hepimizi selamlayarak oturdular... İstanbul evlerinde hiç şömine yok. Kış geldi mi herkes mangallarla, kar yağdığı zamanlar ise tandırlarla ısınıyor. Tandır, altına küçük bir mangal konan bir örtüdür. Etrafına yer minderlerini çekip, ayakları da örtünün altına uzatıp ısınırlar, söze, sohbete dalarlarmış. Billur gibi sular... Her tarafta, kıymettar Acem halıları göze çarpıyor. Salonun nihayeti bir basamak yükseklikte. Etrafa geniş sedirler dizilmiş... Konaklarda mermer çeşmeler ve havuzlar pek mebzul (bol). Hemen her odada, her sofada var. Billur gibi sular, mütemadiyen cazip bir şırıltı ile akıyor; ortalığa latif bir serinlik veriyor ve göze de hoş geliyor... Bu gayet hoş ve cana yakın evde, pek tatlı saatler geçirdik ve büyük bir haz duyarak ayrıldık...”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT