BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ne demek “Ilımlı İslam”?!..

Ne demek “Ilımlı İslam”?!..

Bazen öylesine yanlış kavramlar türetilir ve öylesine yanlış biçimde kullanılır ki, bunları düzeltmek bile imkânsız hale gelir. Son zamanlarda bu alanda en fazla tasalluta maruz kalan İslamiyettir.



Bazen öylesine yanlış kavramlar türetilir ve öylesine yanlış biçimde kullanılır ki, bunları düzeltmek bile imkânsız hale gelir. Son zamanlarda bu alanda en fazla tasalluta maruz kalan İslamiyettir. Zira İslam dini konusunda, bilir-bilmez her aklına gelen istediği gibi konuşuyor. Türkiye gibi nüfusunun kahir ekseriyetinin Müslüman olduğu bir ülkede bile, bu konuda kalem oynatanların çoğu, referans olarak Batılı müsteşriklerin İslamiyet hakkındaki görüşlerini referans olarak alıyor! Bunlara karşı gerçekleri açıklama ve savunma noktasında etkili bir mekanizma da maalesef bulunmuyor. Dinimize karşı yürütülen en amansız saldırılar karşısında bile, mesela Diyanet teşkilatının yeterince tepki vermediğini, hatta genellikle hiç tepki vermediğini görüyoruz. İslama karşı sürdürülen sistemli çalışmalara Diyanet sessiz kalırken, her fırsatta ekranlara çıkarılan, gazetelerde lanse edilen ve dini konularda hiçbir yetkinliği ve uzmanlığı bulunmayan, malum tipler de, kendi bozuk düşüncelerini geniş kitlelere pompalama imkanı buluyorlar... Böylece içeriden ve dışarıdan adeta koordineli şekilde devam ettirilen faaliyetlerle, insanlarımızın kafası karıştırılmakta, dini duygular zayıflatılmakta; yeterince bilgili ve bilinçli olmayan kişilerin inancında büyük sarsıntılar meydana gelmektedir. Türk toplumunun son yıllarda yaşamakta olduğu şiddetli travmaların, sosyal çözülmelerin kısmı ekserisi; inanç sistemindeki aşınma ve tahribattan kaynaklanmaktadır!.. 11 Eylül 2001’den sonra, “İslamcı terör” veya “İslami terör” yaftaları ile, küresel ölçekte İslama ve Müslümanlara karşı başlatılan taarruz çok korkutucu boyutlara ulaşmış bulunuyor. Bu anaforda, İslam düşmanları adeta bütün Müslümanları topyekun mahkum etme seferberliği içinde!.. Ve ne yazık ki, İslam dünyasının genelinde de bu saldırılara karşı utanç verici bir pasiflik hakim. “Ilımlı İslam” “Radikal İslam”!.. Bu ortamda kafaları en fazla karıştıran kavramlardan biri de “Ilımlı İslam”... ABD’nin resmi söylem olarak dünya gündemine soktuğu bu kavram Türkiye’de devlet katmanlarında, sadece rejim ve laiklik açısından ele alınıp değerlendiriliyor. Daha önce Cumhurbaşkanı Sezer’in, son olarak da Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök’ün açıklamalarında bunu gördük. Oysa işin esas yönü çok daha başka!.. Dört gün önce, İstanbul’daki bir görüşmede Avustralya Başbakanı John Howard şöyle bir ifade kullandı; “Terörizmin önünü kesecek faktörlerden biri de Endonezya ve Türkiye gibi ılımlı İslam ülkelerinde demokrasinin yerleştirilmesidir...” Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bu sözlere karşı yaptığı izahat son derece önemlidir ve ilgili bütün çevrelerce dikkatli şekilde kayda geçirilmelidir. Erdoğan’ın sözlerine kulak verelim: “11 Eylül saldırılarından sonra “Ilımlı İslam” lafı ortalıkta çok dolaşıyor. “Ilımlı İslam” çok farklı yorumlara neden oluyor. Bunu düzeltmek istiyorum. İslamın önüne veya arkasına farklı sıfat getirilmesi gerekmez. İslam barış demektir. Dolayısıyla İslam, önünde herhangi bir sıfat olmaksızın her türlü aşırılığı reddeder. İslam inancına göre, bir insanın öldürülmesi bütün insanlığın öldürülmesi gibidir. Bunu söylemek için “Ilımlı İslam” demek gerekmez. 11 Eylül’den sonra Batı’da terör ile İslamı özdeşleştiren birtakım yaklaşımlar da çoğaldı. Bundan geniş İslam Dünyası çok ciddi ölçüde rahatsız oldu. “İslamcı terör”, “İslami terör” gibi ifadeler yanlış. Bu tür adlandırmaların sadece İslam için değil, diğer dinler için yapılması da yanlış. Çünkü hiçbir din terörizmi onaylamaz. Nasıl “Hıristiyan terör”, “Musevi terör” denmiyorsa, “İslami terör” demek de yanlıştır...” Evet, son derece önemli ve dikkat edilmesi gereken bir düzeltme. Bunun gibi, “fundamentalizm”, “kökten dincilik”, “radikal İslam” vs. kavramlarının da yüce dinimizle alakası yoktur. İslam her türlü aşırılığı, ifrat ve tefriti reddeder. Bu şekilde düşünce ve hareket tarzına sahip olan insanların varlığı, İslamla ilişkilendirilemez. Onların davranışından yola çıkılarak İslama dil uzatılamaz! Bilindiği gibi, “Fundamentalizm” yani kökten dincilik, 19. yüzyılda, Amerika Birleşik Devletlerinde, “Bin Yıl İnancı”nın yaygınlaşması sonucunda gelişen tutucu Protestan hareketinin adıdır. Bu görüş, bilhassa 20. yüzyıl başlarında dini ve dini olmayan alanlarda gelişen modernist eğilimlere tepki olarak güç kazanmıştır. Protestanlığın beş temel esasına mutlak inanmayı şart koşan görüşün adıdır Fundamentalizm... Bu beş temel esas; Hıristiyanlara göre İncil’in mutlak yanılmazlığı, Hazreti İsa’nın yakında fiziki varlığı ile yeryüzüne tekrar ineceği, Hazreti Meryem’in bakireliği, herkesin öldükten sonra dirileceği ve İsa aleyhisselam’ın insanlığın keffaretini ödemek için öldüğü, şeklindeki akidedir... “Bin Yıl İnancı”nı savunanlar tarafından 1902’de Kitab-ı Mukaddes Birliği kurulmuş ve “The Fundamentals” ismi altında oniki kitapçıktan oluşan bir dizi yayınlanmıştır. İngilizce bir kelime olan “fundamental”, temel ilke, vazgeçilmez prensip amlamındadır. Ancak maalesef, günümüzde “Fundamentalizm” İslami kökten dincilik veya fanatizm manasında kullanılıyor. Nereden nereye. Yazık... Çok yazık!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT