BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Rüzgâr ekiyor yeşil enerji biçemiyoruz! (Yeşil Dünya)

Rüzgâr ekiyor yeşil enerji biçemiyoruz! (Yeşil Dünya)

Türkiye güneş enerjisi üretiminde dünyada dördüncü, jeotermal enerjide de yedinci. Rüzgâr ve güneş enerji potansiyeli bakımından ise Avrupa lideri. Ancak “yeşil enerji” üretiminde adı yok!



> Hazırlayan: Fatih Selek DÜNYADA elektriğin en pahalı kullanıldığı ülkelerin başında gelen Türkiye, güneş enerjisi üretiminde dünyada dördüncü, Avrupa’da ise birinci. Halen kurulu elektrik enerjisi gücünün 4 katı büyüklüğünde rüzgâr enerjisi potansiyeli bulunan Türkiye, birçok alanda olduğu gibi güneş, rüzgâr, biyokütle ve jeotermal, yani yenilenebilir enerji kaynaklarını değerlendirme açısından da varlık içinde yokluk çekiyor. Gelişmiş ülkeler petrolü bırakıp, “çevreci” enerji kaynaklarına yönelirken Türkiye, mevcut potansiyeli ile bir girişim yapamıyor. Yeşil enerji popüler Kömür ve petrolün son yüzyıla damgasını vurup, bütün gücüyle çevremizi kirletmesinden sonra geleneksel enerji kaynakları yeniden hatırlandı ve “yenilenebilir” veya “yeşil enerji” adıyla tekrar popüler hale geldi. “Doğal çevrede sürekli ve tekrarlanan enerji akımlarının tabii özelliklerini bozmayacak şekilde kullanımı” şeklinde tanımlanan yenilenebilir enerji kaynakları (YEK)’nın başında, güneş, rüzgâr, jeotermal, biyokütle geliyor. Fosil yakıtlarının sebep olduğu çevre kirliliği, sera etkisi ve iklim değişiklikleri gibi olumsuzluklar içermeyen ve özellikle ülkemizde önemli bir potansiyele sahip bulunan bu yeşil enerjiler, Avrupa ülkelerinin ilk gündem maddeleri arasında yer alıyor. Öyle ki rüzgâr enerjisinden yararlanan ülkelerin başında Almanya geliyor. Almanya nasıl lider oldu? Temiz enerji kaynakları sektöründe toplam yıllık 10 milyar euroya ulaşmış durumda bulunan Almanya, rüzgâr enerjisinden yılda 16 bin 629 megawatt elektrik elde ederken, bu rakam İspanya’da 8 bin 263, Danimarka’da ise 3 bin 117 olarak gerçekleşti. Türkiye ise, rüzgârdan sadece 20 megawatt enerji üretebildi. Almanya yenilenebilir enerjilerin araştırma geliştirme çabaları için her yıl kamu kaynaklarından 100 milyon euro tutarında destek fonu ayırıyor. Almanya’da yenilenebilir enerji sektörü, 2000 yılında yayımlanan Yenilenebilir Enerji Yasası ile ayrı bir önem kazandı. Bu gelişmeler sayesinde bir zamanlar kömür ve atom ülkesi olan Almanya, yenilenebilir enerjilerde Avrupa’da ve dünyada lider ülke konumuna ulaştı. Enerjide yeni rüzgârlar Yeşil enerji çabaları bütün dünya geneline yayılmış durumda. 2010 yılında Latin Amerika’nın enerji ihtiyacının yüzde 10’unun yenilenebilir kaynaklardan sağlanması hedefi benimsendi. AB’nin 2010 hedefi ise daha yüksek; yüzde 12.5. Belçika’da da yeşil elektrik sertifikası olmayanlar elektrik satamıyor. Elektrik şirketlerinin üretimin yüzde 5’ini yenilenebilir ve temiz kaynaklardan sağlaması, kendi üretmiyorsa bile bir başka üreticiden bu miktarı karşılayacak kadar yeşil elektrik sertifikası alması gerekiyor. Dünyada kullanılan en eski enerji kaynaklarından biri olan rüzgâr, artık modern dünyanın ihtiyaçlarına cevap vermek için esmeye başladı. Özellikle ABD ve Danimarka bu gelişmelerin lokomotifi konumunda. Bugün enerji politikasına halkının inisiyatifiyle yön veren Danimarka’da toplam kapasitesi 500 megawattı aşan 4 bine yakın rüzgâr türbini çalışıyor. Türkiye birinci Yenilenebilir enerjinin toplam elektrik üretimi içindeki payı bakımından Türkiye Avrupa birincisi. Yenilenebilir enerjilerin toplamdaki yüzde 30’luk oranını hidroelektrik santrallerimizden karşılıyoruz. Rüzgâr ve güneş potansiyeli bakımından da Avrupa’da lideriz. Türkiye’nin üç tarafı denizlerle çevrili ve engebeli olan coğrafi konumu özellikle kıyılarda, tepelerde ve denize açılan vadi ağızlarında çok kanatlı türbinlerin kullanımına imkan sağlıyor. Ancak Avrupa Rüzgâr Enerjisi Derneği ve Greenpeace tarafından hazırlanan rapor, rüzgâr potansiyeli bakımından Avrupa lideri olan Türkiye’nin, üretim konusunda sınıfta kaldığını ortaya koyuyor. Avrupa Rüzgâr Enerjisi Derneği ve Greenpeace, geçtiğimiz günlerde ‘Rüzgâr Gücü 12’ adlı raporun Türkçe baskısını bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. 2020’ye kadar dünya enerjisinin yüzde 12’sinin rüzgârdan elde edilebileceğini savunan rapora göre, dünyada kurulu rüzgâr türbinlerinin ürettiği enerji gücü, Avrupa’da 19 milyon ailenin elektrik ihtiyacanı karşılayacak seviyeye ulaştı. Türkiye ise, potansiyeli açısından Avrupa’da lider olmasına rağmen, elektrik üretimi konusunda listenin son sıralarında yer alıyor. Rapora göre rüzgâr enerjisi sayesinde 15 yıla kadar atmosferde 10 milyar 771 milyon ton karbondioksit emisyonu engellenecek. Rakamlarla Türkiye * Türkiye’nin enerji üretimi yılda 150 milyar kilovat/saat. Şu anda hidroelektrik potansiyelinin % 35’ini kullanıyor. * Türkiye’nin teknik rüzgâr potansiyeli 80 bin MW. Yapılabilir pratik rüzgâr potansiyeli ise 10 bin MW. Fakat şu an sadece 20 MW’lık rüzgâr santrali bulunuyor. * Yenilenebilir enerji kaynakları arasında bulunan jeotermal kaynaklarından 71 bin konut ısıtılıyor. Dünya jeotermal potansiyelinin % 8’i ülkemizde bulunuyor. * Enerji kaynaklarımızın % 69’u doğal gaza bağlı; bunun da % 40’ı Rusya’dan geliyor. * Doğal gazdan enerji üreten 20 bin fabrikamız var. * Avrupa’da enerjinin % 25’i yenilenebilir kaynaklardan sağlanmaya çalışılıyor. Biyokütle ve jeotermal * Yenilenebilir enerji kaynakları arasında titizlikle incelenmesi gerekenlerden biri de jeotermal enerji, ki Türkiye dünyada jeotermal zenginliği bakımından 7’nci sırada bulunuyor. * Yapılan araştırmalara göre Türkiye güneş enerjisi üretiminde de dünyada dördüncü, Avrupa’da ise birinci. * Avrupa Termik Güneş Birliği’nin (ESTIF) verilerine göre, Çin yıllık 22.400 MWs, ABD 17.500 MWs, Japonya 8450 MWs güneş enerjisi üretirken, Türkiye’nin üretimi 5690 MWs. Türkiye, ısıdan enerji üretimi bakımından Avrupa ülkeleri arasında ise ilk sırada yer aldı. * Yeşil enerji kaynakları arasında yer alan biyokütle, biyolojik kökenli fosil olmayan organik madde olarak tanımlanıyor ve Türkiye’nin bu konuda da önemli potansiyeli bulunuyor Yatırımcıya alım garantisi ENERJİDE dışa bağımlılığı önleyecek, yenilenebilir enerji alanındaki en önemli adım nihayet atıldı. 28 Haziran 2004 tarihinde TBMM Başkanlığı’na gönderilen ‘Yenilenebilir Enerji Yasa Tasarısı” 11 ay sonra Meclis Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Son bir aydır her hafta Meclis gündemine gelen tasarı görüşülmeden bir sonraki haftaya erteleniyordu. Enerji yatırımcılarına “müjdeli haber” olarak nitelendirilen kanuna göre, 2011 yılı sonuna kadar yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilecek enerjiye, devlet alım garantisi verecek. Bu fiyatların yüzde 20 artırılmasında Bakanlar Kurulu yetkili olacak. Kanun ile DSİ’ye ait hidroelektrik santralleri bedelsiz olarak Elektrik Üretim A.Ş’ye devredilecek. Karar Bakanlar Kurulu’nun Yasaya göre Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilecek elektrik enerjisinin asgari 10 yıllık kullanılabilme projeksiyonunu kaynak bazında her yıl hazırlayarak yayımlayacak. 2011 sonuna kadar bir takvim yılı içinde satın alınacak elektrik enerjisi için uygulanacak fiyat; EPDK’nın belirlediği bir önceki yıla ait enflasyondan arındırılmış Türkiye ortalama elektrik toptan satış fiyatı olacak. Bakanlar Kurulu bu fiyatı her yılın başında yüzde 20 artırmaya yetkili olacak. 2011 sonundan itibaren bu fiyat uygulaması, işletmede 6 yılını doldurmuş YEK Belgeli üretim tesisleri için sona erecek. Perakende satış şirketleri, almakla yükümlü oldukları YEK Belgeli elektriği, öncelikle işletmede 6 yılını doldurmamış olanlardan alacaklar. Arazi tahsisine yatırım bedeli Perakende satış lisansı sahibi kamu dağıtım şirketleri yasayla getirilen düzenlemelerden 2007 başına kadar muaf olacak. Ormanlar dahil devletin hüküm ve tasarrufu altındaki her türlü arazinin yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi için tahsisi durumunda, yatırım dönemi için belirlenen bedel alınacak. Yatırım dönemlerinde bu tutarın yalnızca yüzde 50’lik bölümü uygulanacak. Lobiler başaramadı Elektrik Enerjisi Strateji Belgesi doğrultusunda DSİ’ye ait hidroelektrik santralleri bedelsiz olarak Elektrik Üretim A.Ş.’ye devredilecek. DSİ tarafından kurulmuş veya kurulacak hidroelektrik santralleri için belirlenecek ve DSİ’ye ödenecek olan katılım payı, santralin yapımındaki keşif bedelinin yüzde 30’undan fazlasını geçemeyecek. Bu düzenleme ile yine yatırımların aksamaması ve santral yatırımlarının artması için DSİ tarafından önceden belirlenen enerji hissesine ilişkin bedellere sınırlama getiriliyor. Yap-işlet-devret modeliyle yapılan barajların kamulaştırma bedellerinin Enerji Bakanlığı tarafından ödenmesi için bütçeye ödenek konulacak. Yenilenebilir enerji yatırımlarının pahalı olacağı gerekçesiyle Hazine ve bazı petrol lobileri kanun tasarısına karşı çıkıyordu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler ise yasanın devrim niteliğinde olduğunu söyledi. > TBMM Bürosu
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 96604
    % 1.81
  • 6.2586
    % -1.43
  • 7.3135
    % -1.24
  • 8.2415
    % -1.84
  • 242.305
    % -1.51
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT