BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Tarihi falso şampiyonları!

Tarihi falso şampiyonları!

F.Bahçe’nin yöneticileri nedense tarihi demeç hataları yapmaya devam ediyor. Yani aynı zamanda tarihi falso şampiyonları durumundalar... Taaa başkandan başlayarak... Geçtiğimiz hafta da, ilk defa bir G.Saray maçı sonrası şampiyon olacaklarını açıkladılar. Hem de birbirleri ardına... Oysa hiç de öyle değildi durum... Çünkü F.Bahçe biri İstanbul Ligi’nde, diğeri de ilk Türkiye Ligi’nde olmak üzere, iki defa G.Saray’ı son maçta yenip şampiyon olmuştu.



Tarihi falso şampiyonları! F.Bahçe’nin yöneticileri nedense tarihi demeç hataları yapmaya devam ediyor. Yani aynı zamanda tarihi falso şampiyonları durumundalar... Taaa başkandan başlayarak... Geçtiğimiz hafta da, ilk defa bir G.Saray maçı sonrası şampiyon olacaklarını açıkladılar. Hem de birbirleri ardına... Oysa hiç de öyle değildi durum... Çünkü F.Bahçe biri İstanbul Ligi’nde, diğeri de ilk Türkiye Ligi’nde olmak üzere, iki defa G.Saray’ı son maçta yenip şampiyon olmuştu. Bu maçlardan biri Niyazi, Lefter ve Ergun’un golleri ile 3-0, diğeri ise Metin’in ağları yırttığı maçın rövanşında, Naci, Yüksel, Şeref ve Mikro Mustafa’nın golleriyle 4-0 bitmişti. Hani bilgi olsun diye yazdım. Bir F.Bahçeli yönetici, stadıyla, forma satışları ile övünebilir ama, böyle tarihi yanlış yapmaya asla hakkı yoktur. Çünkü F.Bahçe bir tarihtir... Yasaklanan kadın programları! Aslında onlar birer kadın programı değil, ülkenin bin yılı aşkın yaşayan örf ve adetlerine resmen saldırı, yaylım ateşiydi. Ne demek aile mahremiyetinin içine dalmak? Kadın haklarını korumak diye bir eylemin arkasına siperlenip reyting canavarı ile cep doldurmak değil midir bu? Kadın haklarını başka formatlı programlarla savunamaz mısınız? Tabii de, reyting yapmazsa ne işe yarar?.. Ve 14 yaşında bir çocuğu anne katili yapıyorlardı. Ve işin en acısı da, bu programların ülkenin en iyi haber spikerleri tarafından yapılmasıydı. Ne acı değil mi? Bu programları yayından kaldıranları kutluyorum. RTÜK’ün de geri kalanları silmesini bekliyorum. Sansürcü falan değilim ama, ülke insanımı iyi tanıyorum ve beni iç - dış düşmanlara karşı ayakta tutan değerlerin kaybolmasını istemiyorum. Hepsi bu... Siz de daha çok para indirmeyi bırakın da, böyle bir ilkenin arkasından gidiverin... Daum ağabey yapma, etme! F.Bahçe, son maçtan sonra, “Daum istese de, istemese de kalacak” dedi. Ufff be! Yani Daum, kendisi ayrılmak niyetinde gibiymiş... Eeee, böyle kariyerli hoca kaçırılır mı? Hoş, Mönchengladbach ve Köln yeni hocalarıyla sözleşme yaptılar ama, Daum’un alıcısı biter mi? Şurada Avusturya var; yılda 400 bin dolarcık veren... Hep söylüyorum; Daum, Avrupa’da, F.Bahçe ayarında veya yarı seviyesinde F.Bahçe’den aldığı paranın dörtte birine bir kulüp bulsun, ben buradayım... Fikret Orman’ı dinlediniz mi? Beşiktaş’ın son kongredeki başkan adaylarından Fikret Orman, son divan kurulunda çok önemli, çok çarpıcı ve üzerinde mutlaka durulması gereken bir konuşma yaptı. Konuşmanın en önemli yeri de, bugünün Beşiktaşlı çocuklarının çalınan ya da çaldırılan şampiyonluğun acı hikayesi ile yaşamaması gerektiğinin vurgulanması idi... Gerçekten de Beşiktaş’ın acilen bir komisyon kurup, gerçekleri ortaya çıkarması gerekmektedir. Bu, hem ülke futbolu, hem de Beşiktaş’ın geleceği için kaçınılmazdır. Sonunda bazı önemli kişileri, sporcuları yitirmek olsa da... Çöpe giden fotoğraf! O fotoğraf gazetelerde çıktığı hafta yazmak istemedim. Hatta bir hafta da direndim. Belki uyanırlar diye... Ama nafile.... Şaşkın, ilkesiz ve vurdumduymaz yöneticinin toplumu anarşiye sürükleyen demeçleri yine boy boy fotoğraflarla gazetelerde sunuldu, televizyonlarda sergilendi. Şimdi soruyorum; o fotoğraf nerede? Bu da geç kalan bir bölüm! Şimdi yazacaklarım da, hayli rötarlı gelmiştir sütuna... Konu şudur: Bir süre önce CNN’de pazar akşamları spor programına çıkan Sanem Altan’ın, “15 bin F.Bahçeli size karşı” dediği gerekçesiyle ekrandan çıkarıldığını duymuştum. Doğru mu, değil mi diye biraz araştırdım. Öğrendim ki, doğru... Peki, televizyonlara, özellikle de, “Üç Büyükler”in yağcıları ve okkacıları mı çıkacak? Bu ne biçim yayıncılık, bu ne biçim gazetecilik anlayışı? Sonra yeni ceza yasasındaki basınla ilgili bölüme karşı çıkılıyor. Bırakın yahu; bizi yok etsinler de sizi sağ, biz selamet! Dört acı kayıp! Yılmaz Yücetürk, yani “Suarez” Yılmaz... Yakın dostum hastaymış da haberim bile olmadı. Şükrü Saracoğlu Stadı’nda önlü arkalı oturup maç izledik düne kadar. Hep futbol konuştuk... Geçen hafta acı haber geldi. Yılmaz, F.Bahçe A takımına iki sene sonra hoca olsaydı, Sir Alex Ferguson’un rekoruna aday olurdu. Şevki Şenlen, bizim Kadıköy çarşısının ciğercilerinden Rami’nin yeğenidir. Şimdi ikisi de hayatta değil... Şevki de hastalığını hiç hissettirmedi. Daha dün basın tribününün, asansör sahanlığında yazısını yazdırıyordu. Ercan Ertuğ, tarihin en önemli maçlarından biri olan 5-4’lük Beşiktaş-G.Saray maçının beşinci golünü atan santrfor... O maçı hiç unutamadım... Beşiktaş, o gün, Suat’la Kadri’nin iki defa iki farklı öne geçtikten sonra kendileriyle dalga geçişini Ercan’la ödetmişti. Ve Celal Türk hoca...Belki sahalarda çok protesto edildi ama, uğurlanırken alkışlandı. Hakemlerin kaderi de bu olsa gerek... Hepiniz nur içinde yatın! Birkaç saf adam! F.Bahçe TV’de, taraftarlarla ilgili bir program var. Sunan arkadaş sıkı ve koyu bir G.Saray sempatizanıdır. Öğrenmek için şöyle bir bizim camiaya dalın bakalım... Karşısına en fanatik F.Bahçeliler’i alıp, onlarla ne de güzel de sohbet ediyor... Yersen abi! Ergun bey; gezecek başka yeşillik yok muydu? G.Saray Kulübü İkinci Başkanı Ergun Gürsoy, F.Bahçe maçından önce takımla birlikte sahayı ortadan karşıya doğru kat edince, kıyamet koptu. Sahaya pet şişe yağmuru başladı. Haaa Ergun Bey geçmese de, o yağmur olmayacak mıydı? Olacaktı... Ama Ergun Bey’e şunu sormak gerek: Siz G.Saray futbol takımının kulübe görevlilerinden misiniz? Pardon, duymadım... Nasıl olsa, yayıncı kuruluşunuz Star’a bağlandığınızda bunu da öğreniriz... Altan kardeş, sen sen ol şova çıkma! Sabah yazarı, büyük futbol üstadı, hepimizin futbol hocası Altan Tanrıkulu, öğrendiğime göre, Şampiyonlar Ligi finali için kendi kendine, yani tek başına internet aracılığıyla akredite olmaya kalkışmış. Tabii olamamış. Arkadaş; Sabah’ın ekibinden akredite olmak ağır mı geldi? Haa, sen futbolu en iyi bilen olarak, diğer arkadaşlarında ayrılıp, böyle bir yola baş vurmuş olabilirsin. O zaman haklısın... UEFA’yı lânetliyorum... Kim kimi kaz zannediyor acaba? Bir büyük kulübün ikinci başkanı çıkıp diyor ki, “Taraftarımızı yolunacak kaz sanıp, fahiş fiyata bilet satıyorlar... “ Sonra aynı zatın kulübünün kendi stadındaki bilet fiyatları 300 milyon, 150 milyon falan gibi rakamlarla açıklanıyor. Burada bir aksilik yok mu sizce? Bravo Hagi! Vallahi çok zordur, 6 ay oynamayan oyuncu final oyununda sahaya sokup, ondan maçı kurtarmasını beklemek... Haaa belki de Hagi, Arif’i oyuna alırken şunu düşündü: “Takımı en yakından, yani kulübeden 6 aydır izliyor... Belki de benden de daha iyi görmüştür...” Bir hafta önce Hakan Şükür’ü oyundan almak... Hagi galiba izin kağıdı istiyor... F.Bahçe - Efes maçı neden verilmedi? Çok merak ettim, araştırdım. Efendim; F.Bahçe federasyondan bazı şeyler istemiş, onlar yerine getirilmediği için de maçın yayınına izin vermemiş. Ben onu bunu bilmem... Siz federasyonla, varsa hesabınız halledin! Ama bu, ülkenin dört bir yanına yayılmış F.Bahçeliler’i maçlarını izlemekten alıkoyamazsınız. Böyle bir hakkınız yok... Yoksa işin içinde başka şeyler mi var? Bunun mutlaka ama mutlaka açıklanması gerekir... Çünkü 25 milyon F.Bahçeli var ya... Tarih nasıl yazılır? F.Bahçe 30 yıl sonra iki sezon üst üste şampiyon oldu. Yani kendine ait eski bir rekorunu egale etti. Bu tarih yazmak mıdır? Yooo... Şayet arka arkaya üçüncü şampiyonluğu elde ederseniz, yine kendi tarihinizi yazarsınız. Yani ülke futbolu bazında bu tipte bir tarih yazmak için 5 defa üst üste şampiyon olunması gerekiyor. Öğrenmenin sonu yoktur, yeter ki, öğrenmeye eğilimli olalım...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT