BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > Fransa ne diyecek?

Fransa ne diyecek?

Bütün Avrupa Fransa’ya odaklandı. Fransızlar’ın ne diyeceklerini beklemeye başladı. Yazımızı dün ikindi vakti kaleme aldık. Onun için sonuçlarını bilmiyoruz. Bu satırlar okunduğu saatlerde, referandumun ne dediği ortaya çıkmış bulunacaktır.



Bütün Avrupa Fransa’ya odaklandı. Fransızlar’ın ne diyeceklerini beklemeye başladı. Yazımızı dün ikindi vakti kaleme aldık. Onun için sonuçlarını bilmiyoruz. Bu satırlar okunduğu saatlerde, referandumun ne dediği ortaya çıkmış bulunacaktır. Kurucusu olduğu, ve de anayasasını hem de 7 yıl cumhurbaşkanlığını yapan (1974-81) Valery Giscard d’Estaing’in düzenlediği Avrupa Birliği’ne Fransa nasıl ‘hayır!’ der? Milyonlarca hayır oyunun gerekçesi nedir? Bana göre de üye devletlerin hukukunu kısıtlamak onları âdeta federe devletler hâline getirmek hususunda, Avrupa Birliği, ölçüyü kaçırdı. Bunun etkileri, referandum yapılan başka ülkelerde de görülecektir. Kıl payı ‘evet’lerle anayasa oylamalarına şahid olacağız. Meselâ AB’nin ilk 6 kurucusundan biri olan Hollanda’da da böyle bir sonuç bekleniyor. Gelenekli devletlerin; AB’ye karşı olmamakla, getirdiği nimetleri kabûl etmekle, büyük bir barış coğrafyası oluşturduğunun idraki içinde bulunmakla beraber, tıpkı Türkiye gibi, fazla cendereye girmekten şikâyetleri, bu bakımdan tabii karşılanmalı. Yarım asır kendilerine tamamen yabancı, üstelik tek iradeyi sapıkça savunan bir rejimin kâşifi, müdafii ve sahibi Rusya gibi bir devletin, ister zoraki üye, ister uydu şeklinde yönettiği ülkeler, Avrupa Birliği prensiplerini daha çabuk ve kolay benimsediler. Yeni bir tek sisteme geçiyorlardı. Bu sistem bir devleti, milleti, tahakkümü empoze etmiyor, gerçekten büyük ve feragati son derecede muazzam menfaatler sağlıyor. Ama gene de tereddütler uyandıracak hacimde, tüzük üslûbunda anayasa yapıp oylamaya sunuyor. Yakalarını çok zalim bir Rus emperyalizminden ve insanları alçaltan komünizm belâsından sıyırıp Avrupa’nın hür havasına kavuşan ülkeler elbette bayram ediyorlar. Fransa ve Türkiye gibi bu durumlara düşmemiş devletler, bilhassa bu devletlerin derinliğini haklı haksız ellerinde bulundurduklarını öne sürenler, düşünüyorlar. Fazlaca düşünüyorlar. Fransa’daki gibi işin tadını da kaçırıyorlar. Fransa tarihini iyi bilenler, Fransızlar’ın maceradan zerre kadar kaçınmadıklarını söyleyeceklerdir. Fransız milliyetçiliği kuvvetli ve derindir. Fransız sosyalizmi büsbütün güçlüdür. Vahşi bir kapitalizmden ürkmesini çok da yadırgamıyoruz. Fransız halkı üstelik, yakın geçmişe kadar dehşetli sömürdüğü ülkelerin Müslüman halklarından çekiniyor. Bunların iyi Fransız olamayacaklarından kuşkulanıyor. Ve onları Türkler’den tefrik edemiyor. NATO’daki Türkiye’yi göremiyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT