BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bâtın ilminin önemi (2)

Bâtın ilminin önemi (2)

Dün Hz. Hızır ile Hz. Musa’nın enteresan deniz yolculuğunun nasıl bittiğini yazmıştık... Daha sonra Hızır aleyhisselam, yaptığı işlerin hikmetini şöyle anlattı:



Dün Hz. Hızır ile Hz. Musa’nın enteresan deniz yolculuğunun nasıl bittiğini yazmıştık... Daha sonra Hızır aleyhisselam, yaptığı işlerin hikmetini şöyle anlattı: Gemiciler on kardeşti. Geminin kazancı ile geçiniyorlardı. Bir derebeyi, sağlam gemileri zorla alıyordu. Bu geminin arızalı olduğunu duydu ve içine su alıp yolcuların canını zorla kurtardığını öğrenince, almaktan vazgeçti. Biz de böylece iyiliğe iyilik etmiş olduk. Günahsız çocuğa gelince, bunun ana babası salihti. Çocuk büyüyünce onları küfre zorlayacak, zulüm ve işkence edecekti. Kendisi de imansız ölecekti. Onu bundan kurtardık. Bunun yerine hayırlı bir evlat vermesi için Allahü teâlâya dua ettim. [Yeni doğan hayırlı evlattan, yetmiş peygamber meydana geldi.] Doğrulttuğum duvar, öksüz çocuklara aitti. Babaları duvarın altına bir hazine saklamıştı. Duvarı düzeltmeseydim, yıkılıp hazine meydana çıkacak, başkalarının eline geçecekti. Onun için biz öksüzlere iyilik etmiş olduk. Bahsedilen hazine, üzeri yazılı bir altın levha idi. Levhada da şöyle yazılı idi: “Ölümü bildiği halde gülüp neşelenen, kadere iman ettiği halde üzülen, rızka Allahü teâlânın kefil olduğunu bildiği halde lüzumsuz zahmetlere giren, kıyamette sorgu suale inandığı halde gaflete dalan, fani olduğunu bildiği halde, dünyaya bel bağlayan kimseye hayret etmemek imkansızdır.” Musa aleyhisselam gibi büyük bir peygamber bile, Allah’ın emri ile, nebi veya velî olduğu söylenen bir zattan bâtın ilmini öğrenmek için gidiyor. Gayba ait böyle ilimleri Allahü teâlâ herkese bildirmiyor, dilediklerine bildiriyor. Hz. Hızır’ın bu ilmi bildiği anlaşılmaktadır. Bu ilmi bilenler evliya veya peygamberdir. Kur’an-ı kerimden keramet için üç örnek daha: 1- Hz. Süleyman, “Sebe Melikesinin tahtını bana kim getirebilir?”dedi. Cinlerden bir ifrit: “Sen yerinden kalkmadan önce, onu getiririm, buna gücüm yeter” dedi. İlmi ledün [ilmi bâtın] sahibi olan vezir Asaf bin Berhiya ise, “Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm”dedi ve bir anda getirdi. (Neml 38-40) [Vezir de, cin de peygamber değildi. Vezir bu işi kerametle yapmıştı. Cin Müslüman ise kerametle, kâfir ise sihirle yapacaktı.] 2-Hz. Meryem peygamber değildi. Kocasız çocuk doğurdu ve mabette yaşar, yiyecekleri, kerametle hep yanında hazır olurdu. Bir âyet meali: (Hurma dalını kendine doğru silkele, taze hurma dökülsün.) [Meryem 24] Hz. Zekeriya, Hz. Meryem’in yanında taze meyveleri görünce hayret ederdi. Bir âyet meali: (Rabbi Meryem’e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya, onun yanına, mabede her girişinde orada bir rızık görür, “Ey Meryem, bunlar sana nereden geliyor?” der; o da: Bunlar, Allah tarafından” diye cevap verirdi.) [Al-i imran 37] 3-Eshab-ı kehf, yiyip içmeden, bir zarara uğramadan 309 yıl uykuda kaldılar. Bir âyet meali: (İşte bu, Allah’ın kudretini gösteren delillerden biridir. Uykuda iken sen onları uyanık sanırdın.) [Kehf 17, 18] Tel: 0 212 - 454 38 20 Faks: 0 212 - 454 38 29
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT