BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ekmek çok derinde

Ekmek çok derinde

Ereğli’nin Kandilli beldesindeki kömür madenindeyiz. 800 metre inip 600 metre içeriye ilerliyoruz. Öğle yemeğine denk geliyoruz. Yemek dediğimiz ise peynir, ekmek, domates ve biber... İşçiler çektikleri çileyi “Her şey bu ekmek için” diye özetliyor.



> Cüneyt Bitikçioğlu EREĞLİ- Yerin yüzlerce metre altında geçim uğruna zor şartlarda çalışan maden işçileri, ekmeğini taştan çıkaranlar için tam örnek oluşturuyorlar. Uluslararası Kültür Festivali’ni izlemek için Karadeniz Ereğlisi’ne gittiğimizde, toprağın 800 metre altında yeryüzünden habersiz çalışan maden işçilerini de ziyaret edemeden geçemedik. Her isteyen inemiyor Yerin üstünde çılgın bir şekilde insanlar eğlenirken, bizde toprağın altında ekmek parası uğruna çalışan maden işçilerinin yanına gitmek için yola çıktık. Ereğli’nin Kandilli beldesinde kömür madeni ocağına giderek burada çalışan fedakar işçilerimizi çalışma yerinde izlemek için işletme müdürlüğünden izin istedik. Yetkililer, tüm sorumluluğun bize ait olması halinde izin verebileceklerini belirtiler. Biz de gazeteci arkadaşlarımızla birlikte gerekli evrakları imzaladıktan sonra işletme müdürü ile birlikte tulumlarımızı, baretlerimizi, oksijen tüpü, şarjlı fener ve çizmelerimizi giydikten sonra yerin yaklaşık 800 metre altına inmek için asansörlere bindik. Dönüşü olmayan yolculuk İşletme müdürü gerekli talimatları bize aktardıktan sonra dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkacağımızı ve yaklaşık 3 saatimizin maden ocağında geçeceğini hatırlattı. İçimizden bazı meslektaşlarımız yükseklik korkusu nedeniyle yolculuğa katılmak istemedi. Fakat biz her şeye rağmen o insanları çalıştıkları yerde ziyaret edip, çalışmaları yerinde görmek istiyorduk. Tonlarca kömürü yukarı çeken asansöre binerek maden ocağına indik. Yaklaşık 800 metre asansörle indikten sonra fayton olarak tabir edilen raylar üzerinde giden motorlu taşıta bindik. 300 metre de bu araçla gittikten sonra artık zorlu yolculuk başlıyordu. Araçtan indikten sonra da yaklaşık 600 metre karanlık tünelde ilerleyerek maden işçilerimizin çalıştıkları dar mekana geldik. Korku dolu anlar Kömürlerin üzerinde yürümeyi beceremediğimizden dolayı zaman zaman yerlerde yuvarlandık. Kömür tozunun içinde ilerledikçe bize giydirdikleri beyaz tulumlar siyaha bürünmüştü. Dar bir alanda kazma küreklerle yüzü gözü simsiyah olan işçileri gördükçe halimize şükrettik. Kafamıza yukarılardan kömür parçaları düştükçe korkudan bir an panikledik. Şu an kömürler bir çökse çıkacak yol bulamazdık bunu düşünmek bile istemiyorduk. Alın teriyle kazanıyorlar Kazma kürekle çalışan maden işçilerinin yüzlerinde akan terler bile siyaha boyanıyor. Tertemiz bir şekilde madene giren işçiler yeryüzüne çıktıklarında simsiyah oluyorlar. Ocağın içinde ellerini yüzlerini yıkama imkanı bulamayan işçiler, simsiyah kömür tozuna bulanan elleriyle yemeklerini yiyorlar. Biz de tertemiz girdiğimiz maden ocağında adeta siyaha boyanmış gibi olduk. Yaklaşık 3 kilometre maden ocağında gezindikten sonra bir an önce yeryüzüne çıkmak için sabırsızlanıyorduk. Çünkü dar alanlarda bükülerek geçmek zorunda kaldığımızdan dolayı ayaklarımız tutmaz olmuştu. Ziyareti tamamladıktan sonra tekrar asansöre binerek yeryüzüne ulaştık. Birbirimize geçmiş olsun dedikten sonra halimize şükrettik... Azıklarını fareler kapıyor Maden ocağında öğle vakti olmuştu. İşçiler yanlarında getirdikleri domates, salatalık, peynir, zeytin gibi azıkları çıkararak kömür tozlarının içinde öğle yemeğini yiyeceklerdi. Çünkü onların sıcak yemek yeme şansları yoktu. 18 yıldır madende çalışan Abdullah Cesur adlı işçi, bazen evden getirdikleri naylon torba içindeki azıklarının ocakta yaşayan büyük fareler tarafından yenildiğini hatırlatarak, “Burada dolap lüksümüz olmadığı için evden getirdiğimiz yiyecekleri torbayla bir köşeye koyuyoruz. Biz çalışırken lağım fareleri yiyeceklerimizi götürüyor, tabii o gün biz de aç kalıyoruz” diye hayıflanıyor. 23 yıldır maden ocağında çalışan elektrik teknisyeni Bahattin Gür de zor şartlar içerisinde çalıştıklarını belirterek, “Maden ocağına girdiğimizde dünya ile irtibatımız kesiliyor. Yeryüzünde olan bitenden habersiziz. Vardiyamız bitip her dışarı çıktığımızda Allah’a şükrediyoruz. Her yanımız kömür içinde. Boğazımızdan burnumuzdan sürekli siyah balgam çıkıyor. Bu tozlar ciğerimize kadar işliyor. Fakat ekmek uğruna çalışmamız gerekiyor” diye konuştu.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT