BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Terim ve gelecek

Terim ve gelecek

Başlamakla bitirmek arasındaki çileli yolu tamamlayanların, beklentilerine ulaşamaması son yılların gerçeği oldu ülkemizde.



Başlamakla bitirmek arasındaki çileli yolu tamamlayanların, beklentilerine ulaşamaması son yılların gerçeği oldu ülkemizde. Bizim Maltepe Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu’nun mezuniyet töreninde yüzlerce gencin heyecanını, anne ve babalarının gururunu izlerken, son yılların gerçeği içimi sıktı... Oysa daha çok yakın geçmiş yıllarda mezuniyetin önemli sonuçları vardı. Bu mezuniyet, geleceğe güvenle bakmak anlamına geliyordu. Yıllar önce sayın Demirel, “Diploma artık iş anlamına gelmiyor” dediğinde bugünleri işaret etmişti. Gerçekten şimdi yüksek öğrenim gören gençler gelip bizlere soruyor, “Ne yapacağız?” diye... Ağabeyleri gibi gözleri parlamıyor önemli günlerinde... Ne var ki, kaliteli insan yetiştirmenin, çok iyi donanmış gençlerin geleceğin güvencesi olduğunun farkında büyük çoğunluğu. Günümüz yarışının ipini göğüslemek için kendilerine yapılan yatırımın da bilincindeler. Bu düşünce insanın yüreğine su serpiyor. Önceki gün Meslek Yüksek Okulu’ndan 408 öğrenciyi uğurlarken, ülke insanının gelecekteki gücünü görür gibi de olduk... Fatih Terim’in Milli Takımlar için sunduğu görüşlerin alaylılıktan çok bilimselliğe dayanması da eğitim sürecini zorlayan ülkemizin getirdiği bir sonuç. 5 yıllık planlar, İtalya modelinin öngörülmesi, eldeki imkanlarla taban araştırması yapmak akılcı geldi bize... Ara sıra hatırlatıyorum, Şenes Erzik döneminde Jupp Derwall ile başlatılan eğitim programları şimdi yeniden devam edecek gibi görünüyor. Düşünce ve uygulamalar umarız sahada alınan sonuçlarla durmaz. Bu noktada Terim’e farklı görevler de düşüyor. Futbolseverleri sahada alınan skorların dışına çekebilmek. Ya da gelebilecek acı yenilgilerin ardından onları geleceğin umut veren olumlu gelişmelerine yönlendirebilmek. Tabii ki bu çok zor bir görev. Asırlarca eğitilmeden, uğraş vermeden başarı sağlanabileceği duygusuyla yetişmiş kuşakların, sonuç kurnazlığından düze çıkarılması kolay olmayacak. İşte Terim’i diğer hocalarda olduğu gibi bunaltacak sıkıntı bu... Fatih Terim yola çıkarken bunları mutlaka biliyor. Zaten verdiği mesajlardan ben bunları anlıyorum. Oysa köprülerin altından çok suların geçtiği yıllardan sonra, Terim’in Ümit Milli Takım’daki başarısını geleceğe teminat gibi yansıtmak hem hastalığı, hem de Terim’in önündeki çetin yolları anlatıyor... İnsan yetiştirmenin ve yetişen insanın zorluklarının yaşandığı günümüzde, artık öyle bedava kahramanlıklar yok. Geçmişin birikimlerinin üstünde, geleceği çok daha dinamik olan yeni yapımızla, hayata yeni atılan gençlerimizden ve futbolumuzdan akılcı adımlar ve sonuçlar bekliyoruz. Buna hakkımız olduğunu da düşünüyorum... TJK’nın ‘sayın’ları Bu seneki Gazi Koşusu’nu TV’den izliyoruz. Yarışı anlatan arkadaş bütün dikkat ve becerisi ile koşuyu yansıtmaya çalışıyor. Yarış meraklısı değiliz ama atçılığın en büyük koşusuna dikkat kesilmiş izliyoruz. Rejisi iyi, sunumu iyi. Bütün özellikler yansıtılıyor. Yarışın önündeki programlar, sonrasındakiler büyük bir özenle ekrana getirilmiş. Ne var ki, dikkatimiz “sayın” sözcüklerine takılıverdi. Sunucu arkadaş at sahiplerinin adını söyleyince başına bir sayın kondururken, jokeyler sadece isimleriyle anıldı. Yani atın sahibi saygıya değer, iki farklı canlının bütünleşmesini sağlayan jokey, saygıya değmez. Belli ki, bunu sunucu arkadaş kendi başına yapmaz. Sonuçta TJK’nın çalışanı. Hani imtiyazsız, sınıfsız bir toplumuz ya, ondan aklımıza geldi. Şunu da söyleyeyim. Bu tür yayınlarda sayın sözcüğü kullanılmaz. Siz hiç gazetelerin, TV’lerin haberlerinde, naklen yayınlarda sayın sözcüğünü duydunuz mu? Ama burası TJK. Öyle olunca at sahipleri sayın, jokeyler sayınsız oluveriyor... Olsun bakalım... Havuz Uzun etmeye gerek yok. Futbol Federasyonu’nun yeni önerileri büyükleri tatmin etmez. Nedeni açık. Gelen öneri izlenmeye değil, başarıya prim veriyor. Kulüplerin en büyük gelir kaynağında paylaşımın bu kritere dayandırılması, çarpık oluşmuş kulüp taraftarlığına ne yazık ki ters düşer. Hatta aralarında bile sorun çıkarır büyük takımların. Örneğin, daha az şampiyon olmuş takımların, daha çok şampiyon olmuş takımlarla arasında geçmiş gösterge olarak alınırsa, Beşiktaş ve Trabzonspor huysuzlanmaz mı? Kavga süreceğe benziyor. Haydi hayırlısı...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT