BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yeterlilik, kurallar ve torpil

Yeterlilik, kurallar ve torpil

Avrupa Birliği sürecinin temel faydalarından birisi de “yeterlilik” kavramının lugatımızda daha yerleşik hale gelmesi olsa gerek.



Avrupa Birliği sürecinin temel faydalarından birisi de “yeterlilik” kavramının lugatımızda daha yerleşik hale gelmesi olsa gerek. AB, beğenelim veya beğenmeyelim, bir kurallar manzumesidir. Standartlar belirlidir, uyulacak kriterler tarif edilmiştir, gerekli olan nitelikler açıktır. Dolayısıyla, “şahısla kaim olmayan”, kişilerden bağımsız bir işleyiş vardır. Türkiye’de, özel sektörün bir bölümünde var olmakla birlikte, genel toplum yapısında “nitelik ve yeterlilik” ön plana çıkamamıştır maalesef. En basit elemanın işe girişinden, siyasetin tepe noktalarına kadar, liyakat ve yeterlilik seçici kriterler olamamıştır bu ülkede. AB’nin normatif ve standartları öne alan yapısı ile, bu tür objektif unsurların sübjektif değerlendirmeler ile yer değiştirmesini umabiliriz belki de. Yönetme liyakati Eğitim, vizyon, yetenek gibi kalitatif unsurlar ön plana çıktıkça, torpil, hemşehricilik, filancaya yakın olmak gibi süfli etkenler etkilerini yitirmeye başlayacaklardır. IMF olsun, AB olsun, sürdürülebilir iyileşme için, bir konuyu ısrarla talep ediyorlar: Yapısal reformlar. Ekonomi kötüden iyiye doğru gidiyor ama, geçmişte ekonomiyi o hale sokan iktisadi altyapı değişmezse, kalıcı iyileşme olmaz. Olan sadece geçici hoşluktur. Aynı şey insan altyapısı için de vakidir. İnsan kalitesini iyileştirmeden sağlanacak gelişmeler, ilerlemeler hep muvakkattir. Filancaya yakın durduğu için siyasette, falanca güçlü kişiyle yakınlık peydah ettiği için iş hayatında bir yerlere gelmiş insanlar, o yerlerin gerektirdiği liyakate, eğitime, mesleki donanıma sahip olmayınca, kalite sorunu da gelişmenin, iyileşmenin en büyük tıkacı haline geliyor. Kendinden emin, etrafıyla barışık bir siyasetçi ve yönetici tipinin yerine, gölgesiyle bile kavga eden, kendine ve etrafına güvensiz, her şeyden huylanan, psikolojik şiddet kullanarak, “tehdit ederek otorite sağladığını zanneden” bir yönetici profili bu ülkede halen geçerli maalesef. Ancak AB ve yabancı sermayenin gelmesiyle birlikte liyakatin ve yeterliliğin öne çıkacağı, “yakınlık ve hemşehriliğin” işlemediği bir düzene geçiş olacak. Komplekslerinden arınmış ve kalitesinden emin insanların iş ve siyaset hayatına egemen olduğu bir Türkiye ise, bugünkünden çok daha farklı bir çehrede olacak.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT