BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Rüyada vurulan tokat!..

Rüyada vurulan tokat!..

Basralı Hâcı Ahmed anlatır: Şehrimizde Yahyâ adlı bir imâm var idi. Âlim ve söz sâhibi bir kimse idi. Lâkin defalarca, Hazreti Ebû Bekir ve Hazreti Ömer-ül Fârûk ve Hazreti Osmân bin Affân “radıyallahü teâlâ anhüm” haklarında nice uygunsuz sözler işittik. Devlet adamları ile arası iyi olduğu için kimse ona bir şey yapmaya cür’et edemezdi.



Basralı Hâcı Ahmed anlatır: Şehrimizde Yahyâ adlı bir imâm var idi. Âlim ve söz sâhibi bir kimse idi. Lâkin defalarca, Hazreti Ebû Bekir ve Hazreti Ömer-ül Fârûk ve Hazreti Osmân bin Affân “radıyallahü teâlâ anhüm” haklarında nice uygunsuz sözler işittik. Devlet adamları ile arası iyi olduğu için kimse ona bir şey yapmaya cür’et edemezdi. Bir gün çarşıda otururken, o imâm Yahyâ’yı gördüm. İmâm durmayıp, yüksek sesle çağırıp, yanıma gelin Müslümanlar diye seslenir. Acele ile, acaba ne haber var, diye yanına vardık. Gördük ki, avucu içine dişlerini doldurmuş. Ne oldu diye sual ettik. Cevap verdi ki: Bunlar, ağzımda olan dişlerimdir. Bu gece rüyamda gördüm. Kıyâmet kopmuş. Bana da susuzluk ârız olmuş ki, helâk olmak üzereyim. Mahşer yerine giderken bir büyük havuz gördüm. Kenârında yaşlı, nûr yüzlü biri durur. Gelip-geçenlere su ulaştırır. Yanına vardım. Sual ettim ki; sen kimsin. Ebû Bekr-i Sıddîk’ım, dedi. Ben dedim ki; dünyada iken ben seni sevmezdim. Suyundan da içmem. Sonra havuzun bir tarafını dolaştım. Uzun boylu, heybetli bir kimse durur. Gelenlere su ulaştırır. Yanına varıp, dedim ki; sen kimsin. Dedi ki; Ömer-ül Fârûk’um. Ne dünyada iken severdim, ne şimdi. Suyundan içmem deyip, havuzun bir tarafını dolaştım. Gördüm ki bir alîm ve selîm bir pîr-i mübârek durur. Gelene ve gidene su ulaştırır. Nûr yüzünden ışık vurur. Yanına varıp, dedim; sen kimsin! Ben Osmân-ı Zinnûreyn’im. Ben dedim; seni dünyada sevmezdim. Suyundan da içmem. Havuzun o köşesini de dolaştım. Baktım, iri yapılı, orta boylu, uzun sakallı ve heybetli bir kimse daha su dağıtır. Havuz kenârına, yanına vardım. Dedim ki; sen kimsin? Dedi ki; Aliyyül mürtezâyım. Ben hemen mübârek ayaklarına düşüp, yüzümü ve gözümü sürdüm. Dedim ki; sultânım, meded bana. Bir içim su ihsân et ki, gâyet susamışım. Buyurdu ki; yukarıda benim kardeşlerime rast gelmedin mi? Ben dedim; evet rast geldim. Lâkin ben onları sevmiyorum. Sularını da içmedim. Seni severim. Suyundan içmek isterim, deyince, İmâm hazretleri benim sûratıma bir tokat vurdu ki, o ıstırâb ile uyandım. Bütün dişlerim avucumun içine düştü. Ey Müslümanlar, bu âna kadar dalâlet yolunda idim. Allahü teâlâya hamd olsun ki, Allahü teâlâ şimdi hidâyet edip, doğru yola kavuştum, deyip, çihâr yâr-i güzînin muhabbetini kalbinde ihlâs ile yerleştirdi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT