BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir senaryo yazdık!.

Bir senaryo yazdık!.

Süper Lig hakemisiniz. Öğrencisiniz ya da memursunuz. Birinci haftada görev aldınız. Orta hakem, yardımcı, ya da 4. hakemdiniz.



Süper Lig hakemisiniz. Öğrencisiniz ya da memursunuz. Birinci haftada görev aldınız. Orta hakem, yardımcı, ya da 4. hakemdiniz. Uçak biletiniz, otel masrafınız vs... 500 milyon lira harcamanız oldu. Kredi kartınızla ödediniz. Üçüncü haftada yine maça gittiniz... 500 milyon lira daha masrafınız oldu. Yine kredi kartıyla ödediniz. Eski veya özel harcamalarınız ya da taksitleriniz de var diyelim. Limitiniz 2 milyarı aştı. Bu hafta da 2 A’da size maç yazmışlar. Kredi kartınız limit aşımında. Kullanamıyorsunuz. Bir hakem kimden borç isteyebilir? Yakın bir arkadaşından 500 dolar borç istese, o arkadaşı da maçtan iki gün önce banka havalesiyle gönderse, dedikodu ayyuka çıkar. Kala kala şöyle bir şansı var. Eğer evliyse, eşinin bileziklerini isteyebilir. Ya da utana sıkıla sorumlu MHK üyesinden borç isteyecek. 29 Temmuz 2005 Cuma günü, Şekip Mosturoğlu Abant Palace Oteli’ndeki seminerde büyük bir müjde olarak zammı açıklamadı mı? Ben dahil 150 kişi şahit. Kameraların önünde. 35 gün oldu. Zammın miktarı belli değil. Zararı yok, eski rakamdan ödeyin. O da yok. Geçen dönem hakem pazartesi günü bordrosunu gönderiyordu. O hafta parası hesabına yatıyordu. Birinci haftada göreve giden hakemler, kredi kartlarıyla uçak bileti ve otel masraflarını karşılamışlardı. Bir ayı aşan süreye rağmen paralar ödenmeyince çoğu hakemin kredi kartına faiz işlemeye başlamış olmalı. Daha önce hiç böyle bir durumla karşılaşmamıştı hakemler. Bu işin aksamasından kim ya da kimler sorumlu? Ahmet Güvener’in maaşının 21 milyar TL olduğunu öğrendik. Sabri Çelik’in, Hilmi Ok’un maaşları tıkır tıkır yatıyor mu? Merakım şu, Levent Bıçakçı ya da Lütfi Arıboğan’ın bu konudan haberleri var mı? Bu ödemeleri geciktirmek kime ne kazandırıyor? Zaten ödenmeyecek mi? Başkanımız ve yardımcısı avukat... Hakemlerin icra davalarına bakarlar herhalde! Adalet bu mu? Geçen hafta Cem Papila, perşembe günü sanıyorum Bulgaristan’ın Varna şehrinde bir UEFA kupası maçı yönetti. Döndü, Olimpiyat Stadı’nda Sivas - Vestel Manisa maçına çıktı. Cem Papila’nın gözlemcisi İbrahim Yuşan’dı. İbrahim Yuşan GTK üyesi. Başarılı bir yönetici olabilir. Bulunduğu şirketin beyin takımında olabilir. Hayatımda hiç görmedim, tanımıyorum. Çok iyi bir insan da olabilir. Bazıları İbrahim Yuşan için “Hayatında hiç hakemlik yapmamış” diyor ama yanlış. Mersin ve G.Antep’te il hakemliği yapmış. Klasmanı yok. Düşünüyorum, Nurettin Dehmen, Sadettin Güler, Somer Karakaş, Mevlüt Yerli veya Salih Türktunç gibi bir sürü isim Süper Lig gözlemciliği yapamıyor. İbrahim Yuşan, FIFA hakemine gözlemci gidiyor. Notu mu kötüydü? İyi rapor mu yazamadı? Bilemiyoruz. Hepsini belki de başarıyla yapmıştır. GTK’nın kendisine göre bir sürü haklı gerekçesi de olabilir. Ama ben bir haftadır bu konuda kimseyi iknâ edemedim. GTK’ya hak veren hiç kimse çıkmadı. Özerten’e mesaj!.. Sayın Özerten pazartesi günü basın toplantısında demişsiniz ki, “İşler iyi gitmiyor.” Aman başkan, kötü gidiş buysa “Bravo hakemlere!” Çok iyi gidiyor, rahat olun. Biz ne dönemler gördük. Geçen dönem, Bülent Yavuz, Hilmi Ok dönemleri... Hakemlere, size ve kurulunuza karşı büyük bir güven var... Geride kalan 4 hafta iyi geçmiştir. Türkiye’de başarısız olmanızı bekleyen bir avuç insan var. Hepsi iki elin parmakları kadar. “İşler iyi gitmiyor” deyince, en çok onlar mutlu oldu. Rahatsız mı ettik? “Kendisine saygı duyduğum” bir federasyon yöneticisi geçen cuma sabahın erken saatlerinde mesai ve masa arkadaşım M.Tahir Kum’u arayarak, bizden bayağı şikayetçi olmuş. Dert yanmış... O yöneticinin hakemlerin problemlerini yazdığımda da bu kadar hassas olmasını çok isterdim. Köşemizin adı “Hakem Odası.” Hakemlerin, gözlemcilerin, temsilcilerin, il hakem kurullarının, derneklerin, bu camia ile ilgili olanların çok yakından takip ettiği bir köşe. 15 yıldır aralıksız Türkiye Gazetesi’nin spor servisinde çalışıyorum. En büyük sermayemiz dürüstlük, doğruluk. Yalan yazmadım. Yalan söylemedim. Hata ettiğim zaman, telefon açıp helalleştiğim insanlar oldu. Bir bilgi en az 3, bazen 4 - 5 yerden teyit edilir. Ondan sonra bu köşede yazılır. Bir MHK üyesi ya da bir GTK üyesi kadar işi takip etmeye çalışıyorum. Bilgi ayağımıza kadar geldiği gibi, yoğun da bir mesai harcıyoruz. Türkiye’de hangi hakem idmana çıkmıyor, cooper koşuyor ya da koşmuyor, Bu köşeden öğreniyor yöneticiler. Sansasyon haber peşinde değiliz. Ama gerekirse, âlâsını yaparız. Çünkü, bize akan bilgi hiç kimseye akmıyor. İşimize saygı duyun lütfen. 28 Süper Lig, 56 SLY hakemini, 36 Süper Lig gözlemcisini, görev yapmış en az 50 MHK üyesini bütün özellikleri ile tanıyorum. Bunlara ilave 660 klasman hakeminin şeceresini tutuyorum. Klasman gözlemcilerini, temsilcileri büyük ölçüde biliyorum, tanıyorum. İl Hakem Kurulları’nı, dernek başkanlarını tanıyorum, biliyorum. Bilgiye ihtiyacı olanlar da bize ulaşıyor. Eğer araştırırsanız, bu camiada çok ciddi bir güvenirliliğimiz var. İstismar etmedik. Arkadan ya da belden aşağı vurmadık. Bu camianın menfaatlerini, hakkını, hukukunu koruyan bir yayıncılık anlayışını prensip edindik. Hangi yıllar, hangi dönemler, hangi Futbol Federasyonu yönetim kurulu üyelerinin, hangi MHK’lara, hangi MHK başkanlarına hak etmediği hâlde hangi hakemlerin klasman yükseltilmesini veya maçlarda görevlendirilmesini istediğini biliyoruz... Bunlara çok şahit olduk. MHK’dan ayrılan “temiz” MHK üyelerinin insanları nasıl “Tahkim” için tahrik ettiğini de iyi biliyoruz. Şimdi de bu federasyonun ve bu MHK’nın zor durumda kalması için...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT