BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Normaldir

Normaldir

Fatih Terim’in, bir dönemin parlak yıldızları Hakan Şükür, Fatih Akyel, Alpay Özalan, Okan Buruk, Hasan Şaş’ı yeniden “olmak ya da olmamak” maçına çağırması, gemileri yakmaktır.



KRİTİK Normaldir Fatih Terim’in, bir dönemin parlak yıldızları Hakan Şükür, Fatih Akyel, Alpay Özalan, Okan Buruk, Hasan Şaş’ı yeniden “olmak ya da olmamak” maçına çağırması, gemileri yakmaktır. Yani? Yanisi şu: Bu futbolcular şu anda Terim’e sonsuz bir minnet duygusu içindedir ve bu akşam tekmeye kafa uzatarak, terlerinin son damlasına kadar mücadele ederek bu borcu ödemek isteyecektir. Terim’in tasarrufunun teknik tarafının yanında böyle insani bir hesabı da var bence... Fatih Terim şöyle bir ruletin peşinde: Türk futboluna gelmiş geçmiş en büyük başarıyı kazandıran bu eski çocuklarıyla birlikte... hep birlikte ya batacak, ya çıkacaklar. İki sonuçta da “öz evlatlarını” yanında görmek istedi. Normaldir. NOT: Solcu yazar, sinemacı, şarkıcı, şu bu; eserleri hep imkânsızlık içeriyor. Bu yüzden mi bu zihniyet zinhar iktidar olamıyor: “Su da yanar”, “Bekle dedim gölgeye”, “Güneş topla benim için.” DETAY Son dakika 1 Temmuz’da başlayan transfer dönemi 31 Ağustos akşamı bitti. Bazı kulüpler apar topar ve telaşla bazı oyunculara imza attırdı. Bu oyuncuların geldikleri kulüplere bakılırsa, “Türk’ün aklının nasıl son dakikada başına geldiği” gerçeği bir kez daha anlaşılır. G.Birliği Sırbistan Milli Takımı’ndan, Malatyaspor Göteborg’dan ve Sparta Prag’dan, Diyarbakırspor (Makedon Milli Takımı forması da giyen) Kızılyıldız’dan, Konyaspor Kamerun Milli Takımı’ndan oyuncu almış. Bu takımlardan gelen futbolcu belli bir çizginin üzerindedir. Kötü bir sürpriz olacağını sanmıyorum. xxx Bu arada, Avrupa’nın birçok ülkesinde, bonservisi cebinde olan bir futbolcu transfer dönemi bitse bile, bir kulübe gidebiliyor. Bizde bu düzenleme yok. Boştaki futbolcu dört ay (1 Ocak - 31 Ocak ara dönemini) beklemek zorunda... OKUMUŞ NOT ALMIŞ Emma’nın dramı (Madame Bovary, G.Flaubert) Yaşlı anne, zamanında kendisinin üstün tutulduğunu sezerdi; ama şimdi oğlu Charles’ın Emma’ya aşkı bir sevgi kaçakçılığı, kendisine ait bir şeyin elinden alınışı gibi geliyordu; oğlunun mutluluğunu üzüntüyle karışık bir sessizlik içinde, bir zamanlar kendi malı olan evde sofraya oturmuş insanları camlar ardından seyreden, iflas etmiş biri gibi görüyordu. ... Emma salondaki zengin kalabalığı baktı. Gençlerin yüzlerine bir olgunluk yayılmıştı; ilgisiz bakışlarında, günü gününe doyurulmuş tutkuların huzuru görülüyordu. ... Rodolphe bu sevgi sözcüklerini başkalarından da o kadar çok duymuştu ki, bunların onun için hiçbir önemi yoktu. Emma bütün diğer sevgilileriyle aynıydı. Yeniliğin büyüsü yavaş yavaş bir elbise gibi düşüyor, her zaman aynı biçimleri taşıyan ve aynı dili konuşan tutkunun değişmez tekdüzeliği çırılçıplak ortaya çıkıyordu. .... Emma zayıfladı, yanakları soldu, yüzü inceldi. Hayatın içinde, hayata şöyle bir dokunarak geçer gibi, öyle hüzünlü, öyle durgun, öyle sessizdi ki... ... Kocası Charles, maddi sıkıntılar yüzünden Emma’yı unuttuğu için kendine kızmaya başlıyordu. Bütün düşünceleri bu kadının malıydı sanki, onu sürekli olarak düşünmemek, ondan bir şey çalmak gibiydi. ... Emma’nın kocasına söylediği bu ilk yalandan sonra hayatı bir yalanlar yığını oldu. Bu yığının içine aşkını saklıyordu. ... Güya beni seviyordun... Bunca zenginliğine ve lüksüne rağmen, hayatıma mal olacak üç bin frankı çok gördün bana... Ama ben her şeyi, her şeyi verirdim senin için! Bir gülüş için, bir bakış için, bir ‘Teşekkür ederim’ dediğini duymak için her şeyimi satardım. Ellerimle, tırnaklarımla çalışırdım... ANEKDOT Deniz atlarında erkekler doğurur. Bir batında yavru sayısı 140’a kadar çıkabilir. SAHİBİ BELLİ SÖZLER “Bir daha çal Sam.” (H.B)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT