BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkçe mi ‘Thurkche’ mi?

Türkçe mi ‘Thurkche’ mi?

Whisne, Taxim Balcon, Roumelie Mat Rock, DoRock Pasha, Efendy, Exen Berdush, Dishi Eylül’s, Hammam... Ve daha binlercesi, İngiltere değil Türkiye’deki işletmelerin isimleri. Lokanta, pastane hatta şarkıcı adlarının bile yabancı dil kurallarına göre yazılarak kullanılması Türkçe’deki bozulmaya yeni bir boyut kazandırdı.



İSTANBUL- Türkçe’nin gücünden haberdar olmadan yaşayanların ülkesi haline geldik. “Bugünden sonra divanda, dergâhta ve bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçe’den başka dil kullanılmayacaktır” fermanını asırlar önce yayınlayan Karamanoğlu Mehmet Bey’in kemiklerini sızlattık. “Taxim” (Taksim), “Balcon” (Balkon), “Roumelie” (Rumeli), “Mat Rock” (Matrak), “DoRock” (Durak) “Pasha” (Paşa), “Efendy” (Efendi), “Exen” (Eksen), “Berdush” (Berduş), “Dishi” (Dişi) ya da “Eylül’s”, “Hammam”, “Cahide’s”... Bütün bunlar Türkiye’de işletilen; pastane lokanta, gece kulübü, dergi ve sanatçı adlarından sadece bazıları. Artık bırakın işletme isimlerini çocuklarımıza bile yabancı isim vermeye başladık. Geçmişten gelen huyumuz Türkçe’deki büyük yozlaşmaya ‘dur’ demek amacıyla harekete geçen Türkçemizi Canlandırma Derneği (TÜRKCAN), geçtiğimiz aylarda “Ticarette de Türkçe” kampanyası başlattı. Dernek Başkanı Deniz Yiğit, yabancı kelimelerin Türkçe okunuşlarıyla kullanımı ya da aynen yabancı dilde okundukları gibi kullanımı, Türk alfabesinin yabancı dildeki gibi okunuşu, yabancı fiillerin sonuna Türkçe ekler konularak Türkçeleştirilmesi gibi uygulamalar bulunduğuna dikkat çekti. Türkler’de çok eski tarihlerden bu yana böyle bir eğilim olduğunu hatırlatan Yiğit, bu özentinin günümüzde İngilizce’ye yönelik olduğunu söyledi. Türkçe’nin yeni kelimelerin türetilmesine uygun zengin bir dil olduğunu ifade eden Yiğit, şu tespitlerde bulundu: En zengin dil “Pek çok kelimenin Türkçe karşılığı varken yabancı bir dildeki karşılığı kullanılıyor. Türkçe, kök ve eklerin pırıl pırıl saydamlığı, bir kökün art arda bitişebilen eklerle sınırsız sayıda sözcük türetilebilmesi gibi özellikleriyle olağanüstü bir gelişme gücü bulunan bir dil. Gerçekten içine düştüğü bu durumu hak etmiyor.” Yozlaşmanın önüne geçilmek için yapılması gerekenleri dile getiren TÜRKCAN Başkanı Yiğit, “Öncelikle bilim dili, Türkçe olmalı. Tezler, Türkçe yazılıp gerekirse yabancı dile çevrilmeli. Öğretim, yabancı dilde değil Türkçe yapılmalı. Yazarlar ve basın-yayın kuruluşları, dili özenli kullanmalı” dedi. Kanun çıkarılmalı Küreselleşen dünyada pek çok ülkenin benzer problemlerle karşılaştığına işaret eden Deniz Yiğit, şöyle devam etti: “Fransızlar bize iyi örnek olmalı. Onlar yasayla Fransızca’ya sahip çıkıyorlar. Türkiye’de mutlaka Türk dilini koruma yasası çıkarılmalı. Ayrıca özenti yüzünden ve belki de İngilizce bildiklerini göstermek için dilimizi bozanlara karşı mücadele etmeliyiz.” > Gençler yavaş yavaş uyanıyor TÜRKCAN Başkanı Deniz Yiğit, dilin yozlaşmasını çarpıcı bir örnekle anlattı: “Geçen gün Whisne Cafe diye bir yer gördüm. Sahiplerine niye böyle olduğunu sordum, ‘Avrupa Birliği’ne uymaya çalıştığımız için bunu kullanıyoruz’ dediler. Ne alakası var? AB’ye bir millet, kendi duruşuyla girer. Bunların hiçbirinin dayanağı yok. Mesela kuaför kelimesi. Eskiden her yerde kuaför diye yazılırdı. Şimdi coufeurre, coffeur oldu. Hepsi de yanlış ayrıca. Fransızcası da böyle değil. BBC’ye ‘bi-bi-si’ diyoruz. Ama hiçbir İngiliz, TRT’yi ‘ti-ar-ti’ şeklinde okumuyor. Gençlerde, bir uyanış başlamış durumda. Dalga dalga yayılıyor. Bizimle çalışmak için başvuranlar var. Bu konuda düşünce üretmeye başladıktan sonra da mutlaka ardından çözümler gelir.”
Reklamı Geç
KAPAT