BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Eshâbımı güzîde kıldı”

“Eshâbımı güzîde kıldı”

Resûlullah Efendimiz buyurdu ki: Allahü teâlâ beni güzîde kıldı, seçti. Benim için Eshâbımı güzîde kıldı. Onların bazısını kayınbabam etti. Bazısını benim dâmâdım yaptı. Hepsi benim Eshâbımdandır. Bana nusret edicidirler.



Resûlullah Efendimiz buyurdu ki: Allahü teâlâ beni güzîde kıldı, seçti. Benim için Eshâbımı güzîde kıldı. Onların bazısını kayınbabam etti. Bazısını benim dâmâdım yaptı. Hepsi benim Eshâbımdandır. Bana nusret edicidirler. Ebû Bekir, Ömer, Osmân ve Alî’ye buğz ederlerin toprak başlarına olsun. Güneş’i ve Ay’ı ve Ülker’i ve Tan yıldızını sevmezler. Ebû Bekir Güneş gibidir. Ömer Ay gibidir. Osmân Ülker gibidir. Ali Tan yıldızı gibidir. Meyve Güneş ile pişer. Ay ile renk tutar. Ülker ile lezzetlenir. Tan yıldızı ile belâdan emîn olur. İslam, Ebû Bekir’in îmânı ile mekân tuttu. Ömer’in îmânı ile süslendi. Osman’ın îmânı ile hoş oldu. Alî’nin îmânı ile düşman belâsından emîn oldu. Ebû Bekir incir gibi idi. Zâhiri-bâtını bir idi. Ömer zeytin gibi idi. Sırrı, alâniyyesinden iyi idi. Osmân sinîn [Tûr-i sînâ] gibi idi. Zâhiri meyve ile süslü, bâtını su çeşmeleri ile donanmış idi. Ali Mekke-i mükereme şehri gibi idi. Her kim Mekke’de oldu, azâbdan emîn oldu. Ebû Bekir sâhib-ül gâr [mağara arkadaşı] idi. Ömer şeyh-ül iftihâr idi. Osmân, Fâtih-ül emsâr [şehirler fetih eden] idi. Ali kâtil-i füccâr [kâfirleri öldüren] idi. Ebû Bekir Resûlullaha ilim idi. Ömer o hazrete haşmet idi. Osmân dirhem idi. Ali kalem idi. Ebû Bekir ârif idi. Ömer âdil idi. Osmân âkıl idi. Ali âlim idi. Ebû Bekr-i Sıddîk, sıdk ve safâ ile idi. Ömer-ül Fârûk, kuvvet ve salâbet ile idi. Osmân-ı Zinnûreyn cevâd ve sehâ ile idi. Aliyyül Mürtedâ, heybet ve şecâ’at ile idi. Ebû Bekir tâc-ı İslam idi. Ömer izz-i İslam idi. Osmân nûr-i İslam idi. Ali fahr-ül İslam idi. Ebû Bekir takî idi. Ömer nakî idi. Osmân zekî idi. Ali vefâlı idi. Ebû Bekir, Seyyid-üs-sâbikîn idi. Ömer Seyyid-ül-sâdikîn idi. Osmân Seyyid-ül-münfikîn idi. Ali Seyyid-ül-mü’minîn idi. Ebû Bekir, Dâî-i Hak ve Seyyid-ül Berere [Hakka da’vet edici, iyilerin seyyidi] idi. Ömer-ül Fârûk Kâhir-ül-Fecere [fâsıkları kahr edici] idi. Osmân Seyyid-ül-Hiyere [seçkinlerin efendisi] idi. Ali Kâtil-ül-kefere [kâfirleri öldürücü] idi. Her kim Ebû Bekir’i severse, Allahü teâlâ onu sever. Her kim Ömer’i severse, işleri iyi olur. Her kim Osmân’ı severse, sevâbı hesapsız olur. Her kim Ali’yi severse, karşılığı Cennet ve dîdâr olur. Her kim bunları sevmezse, karşılığı Cehennem ve nâr olur. Allahü teâlâ ondan bîzâr olur.
Kapat
KAPAT