BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Konağın çivisi çıkarsa?

Konağın çivisi çıkarsa?

Cumartesi-Pazar Akatlar Kültür Merkezi’nde sahnelenen “Fehim Paşa Konağı” adlı oyunu Hakan Altıner yönetiyor.



Kerem Alışık, son yılların flaş isimlerinden biri. Babası Sadri Alışık’ın mirasını nasıl kullanacağı tartışmalarının durulduğu bir dönemde, adı “Fehim Paşa Konağı” isimli tiyatro oyunuyla gündeme gelen sanatçı, ilk başlarda, yeni bir açılımın müjdesini de veriyor gibiydi. Oyunu finanse eden Şeker Sigorta, sanat sponsorluğu kavramına önemli bir katkıda bulunuyor. Akatlar Kültür Merkezi’nde sahne alan “Fehim Paşa Konağı”, oyuncu kadrosu itibariyle dikkate değer bir çalışma. Hakan Altıner’in imzasıyla sahnelenen oyunda, izleyiciyi daha fazla çeksin diye, son ayların en çok konuşulan isimlerinden Ebru Cündübeyoğlu da rol alıyor. Yıllarını tiyatroya vermiş Tomris Oğuzalp, İsmail Hakkı Şen, Mehmet Ulay, Ayberk Atilla, Mustafa Suphi gibi ustaların yanısıra Tamer Karadağlı, Mesut Akusta, Melih Çardak ve Yalçın Güzelce de dikkat çekiyor. Turgut Özakman’ın kaleminden çıkan senaryoyu, başarılı bir biçimde sahnelemek için elinden geleni yapan oyuncular, zaman zaman ne söyleyeceklerini şaşırsalar da yaptıkları ustaca manevralarla durumu kurtarıyorlar. Başrolde olmalarına rağmen, sadece bir fon gibi duran Kerem Alışık (Yusuf) ve Ebru Cündübeyoğlu (Mihriban), oyun için düşünülmüş kötü birer tercih gibi geldi bana. 1900’lü yılların İstanbul’unu, saraydaki paşalar çekişmesini ele alan ve yıllardır tiyatro sahnelerini aşındıran bir konuyu işleyen “Fehim Paşa Konağı”, alışılagelmiş “alkış” veya “yuh” ikileminin hangi tarafında durması gerektiğine karar verememiş gibi... Bir yandan, Sultan Abdülhamid’in ne kadar fena bir padişah olduğu, paşaların onun gözüne girmek için yaptıkları üçkağıtlar işlenmeye çalışılırken; diğer taraftan Meşrutiyetçiler (İttihad-ı Terakki) yani hürriyetçiler ülke için tek kurtuluş reçetesi olarak sunuluyor. Tarihi tahrif etme gibi bir düşüncesi olmasa da, yıllardır tekrarlanan bir konuyu yeniden ısıtıp sahneye koyan Hakan Altıner, 1990’lı yıllarda tutturduğu başarılı teatral mayayı daha kapsamlı, modern ve sağlıklı oyunlar için kullanmalı. Sadece birkaç efekt, güzel müzik örnekleri, iyi dans eden kızlar ve albenili sahne tasarımıyla tiyatroculuk, belki popüler sanatın tüketim dayatması olarak sunulabilir ancak, usta olarak bildiğimiz, beklentilerimizi kanalize ettiğimiz sanat adamlarından daha evrensel projeler beklemek hakkımızdır, diye düşünüyorum...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT