BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu işi fazla büyütüyoruz

Bu işi fazla büyütüyoruz

TGRT HABER TV’de Fuat Bol ve İsmail Kapan’ın sunduğu “Çerçeve’den Yansımalar”a konuk olan TİM Başkanı Oğuz Satıcı, “Kuş gribi dünyanın meselesi. Ancak Türkiye bunu kendine eziyet ederek çözmeye çalışıyor. Abartılı haberler yüzünden hem halkımız hem beyaz et sektörü büyük sıkıntılar yaşıyor” dedi.



İSTANBUL - Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, Türkiye’de kuş gribinin çok büyütüldüğünü söyledi. Bu hafta, TGRT HABER TV’de canlı olarak yayınlanan “Çerçeve’den Yansımalar” programında Gazetemiz Genel Yayın Müdürü Fuat Bol ile yazarımız İsmail Kapan’ın konuğu Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Oğuz Satıcı oldu. İhracat politikaları, açıklanan ihracat ve ithalat rakamları ile cari açığın ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinin masaya yatırıldığı programda Bol ile Kapan’ın sorularını cevaplandırdı. Son günlerin güncel konusu kuş gribine de değinen Satıcı, kuş gribi hastalığının ihracat üzerinde olumsuz bir etkisinin olmayacağını da belirterek şunları söyledi: “Maalesef biz bu konuyu fazla büyüttük. Bir kere kuş gribi sadece Türkiye’nin değil, dünyanın meselesi. Ancak Türkiye biraz bunu kendine eziyet ederek çözmeye çalışmaktadır. Mesela İngiltere’de 23 vaka görülmüştür ancak bu konuda hiç yayın yapılmamaktadır. Bizde ise teneke çalarak yayın yapılıyor” dedi. Üretici ihracatçıdır TİM Başkanı Satıcı açıklanan ihracat rakamları ve giderek artan ithalatı şöyle değerlendirdi: “2005 ihracatçılar için zor bir yıl oldu. 2004 de zor olmuştu. Bunun da sebebi uygulanan para politikalarıdır. Bütün üreticiler bunun sıkıntısını yaşadılar. İhracat rakamları belki farklı mesajlar verdi, ancak bazı kavramlar birbirine karıştırılıyor. Biz ihracatın artacağını, ancak üreticilerin tercih değiştireceğini ve bunun da ithalatı patlatacağını ifade ettik. Sonuç da öyle oldu.” Üretici ile ihracatçının aynı kimseler olduğunu belirten Satıcı, “Türkiye’de aldım-sattım ihracatçısı yok. İhracat profilimizin yüzde 99’unu üreticiler oluşturuyor. Türkiye 2005 yılında 40 bin ihracatçısıyla 73 milyar dolar ihracat gerçekleştirmiştir. Diğer firmalar iç piyasaya yönelik çalışmaktadırlar” dedi. Türkiye’de ihracatçılara verimli çalışma tavsiyesi yapıldığını, ancak verimli çalışmanın zaten kendilerinin doğası gereği olduğunu belirten Satıcı, “Ekonomiyi yönetenler de aynı verimliliği düşünmeli. Herkes işini iyi yapmalı. Bu işi hepimiz sağduyu ile omuzlayacağız. Ama para politikaları birçok üreticiyi deforme etmiştir. Bütün sıkıntılara rağmen Çin’den sonra dünyada ihracatını artıran ikinci ülke olduk. Çin’de dış ticaret açığı olmaması, uygulanan para politikalarıyla sağlanmıştır. Bizde ise serbest kur uygulandığının açıklanmasına rağmen uygulama böyle değildir” diye konuştu. Ayak bağları çözülmeli Politikanın bir şeye karar vermesi gerektiğine dikkat çeken Satıcı, “Ya bir ürünü ithal edeceğiz, ya da üreticimizin ucuz enerji, düşük vergi, düşük istihdam maliyetini sağlayacağız. Üreticinin ayak bağlarını çözmeliyiz” dedi. Oğuz Satıcı şöyle devam etti: “Para otoritesinin yani Merkez Bankası’nın daha doğru hareket etmesi gerekir. Bu konuda Hükümet de yanıltılıyor. Enflasyonu kurun içerisine gizleyerek ancak bir noktaya kadar gelirsiniz ve bu bir gün taşar. Türk ekonomisi iyiye gidiyor. Bu kesin, ama bu iyiye gidiş üreticiye de halka da yansımıyor. Çünkü bizim 40 bin üyemiz ve onların yanında çalışan da neticede bizim halkımız. Bu iyiye gidiş bunlara yansımıyor, hizmet ettiği piyasalara yansıyor. Bu kazancı sağlayan ise çok dar bir kesim. Bu konuda hem vatandaşlar ve hem de Hükümet aldatılıyor. Bu paylaşımdaki adaletsizlik, gelir dağılımındaki adaletsizliğin bir benzerini oluşturuyor. Kişi başına düşen milli gelir artıyor, ancak gelir dağılımındaki uçurum giderek büyüyor. Bu noktada büyük bir yanılgı içinde olduğumuzu ifade ediyor ve en kısa sürede bu yanılgıdan dönüleceğini ümit ediyorum.” Türkiye’nin son 20-25 yıl çok kötü yönetildiğini belirten TİM Başkanı Satıcı, “Ülke önemli ölçüde borçlandırılmıştır. Bu borçların ödenmesi söz konusudur. Ancak bunu üreticileri ve ihracatçıları yok sayarak yapamazsınız. Bunu üretimi artırarak ve ihracatı teşvik ederek sağlayabilirsiniz. Şu anda uluslararası sermaye Türkiye’ye büyük ilgi duyuyor. Sürekli sermaye geliyor ve gelmeye de devam edecek; çünkü Türkiye onlara kâr vaad ediyor. Fırsat kaçırılmamalı Bu yabancı sermaye sadece bono ve tahvil piyasalarına değil, aynı zamanda çimento, GSM gibi sektörlere de ilgi gösteriyor. Ancak özellikle üreticiler unutulmamalı, çünkü bunun bedelini hepimiz öderiz” dedi. İhracatçılar olarak “kan kusup kızılcık şerbeti içtiklerini söylediklerini” ifade eden Oğuz Satıcı, “Türkiye zaman kaybediyor. Son 3 yılda yakalanan önemli fırsatlar üretici lehine çevrilemiyor. Bizim teşviğe ihtiyacımız yok. Gerekli desteği Dış Ticaret Müsteşarlığı’ndan alıyoruz. YTL’nin değerli olduğu söyleniyor, ancak farklı oranlar veriliyor. Bizim istediğimiz piyasaların belini kırmadan, dengeli bir şekilde dağılımın sağlanmasıdır. Bunun için de para politikalarının içine üreticiyi koymak gerekir. Sayın Kemal Derviş ekonomik programı uygulamaya başladığında üreticilerin zaman içinde programa gireceğini söylemişti. Ancak şu anda bu görevde olmadığı için bu sağlanamadı” şeklinde konuştu. TİM Başkanı Satıcı 2006 için beklentileri ise şöyle açıkladı: “Biz 2006’nın da zor olacağını söylüyoruz. Çin’in rekabetinden şu anda uyguladığımız uluslararası lobi faaliyetleriyle korunuyoruz. 73 milyar dolarlık ihracat yaptık, ama ne kazandık? Yüzde 4.5 kârlılık oranı ile nereye kadar devam edilecek?” Rusya önemli pazar Satıcı şunları söyledi: “Milli gelirin tabana yayılması gerekir. Türkiye’nin bu potansiyeli mevcut. İşsizlik, tarım kesimi gibi olumsuzluklar bir fırsata dönüştürülebilir. Çünkü Türkiye genç ve eğitimli bir insan kaynağına sahip.” Türkiye’nin son yıllarda ihracat başarısını kendi uyguladıkları politikalarla sağlandığını belirten Oğuz Satıcı, “Özellikle çevre ülkelerle ticareti geliştirmeye çalıştık. Bunlardan birisi de Rusya’dır. Rusya, Türkiye’nin AB kadar önemli bir pazarıdır. Ukrayna ve diğer Bağımsız Devletler Topluluğu üyeleri de önemlidir. Türkiye gelecekte bu piyasalarda hakim olacaktır. Bu çerçevede Orta Doğu’daki yapı netleştiğinde Türkiye bu bölgelerin de büyük bir tedarikçisi olacaktır. Türkiye Rusya ve Orta Doğu ile olan bağlarını Avrupa ile de bütünleştirdiğinde önemli kazanımlar elde edecektir. İhracatçı birliklerimiz bu bölgeleri bir dantel ağı gibi örmektedirler. Türkiye’nin geleceğine olan inancımızla geleceğe yatırım yapıyoruz” dedi. > Çin’i doğru okuyalım Tehditlerle fırsatların iç içe yaşadığını belirten Satıcı, “Biz şu mesajı yaymaya çalışıyoruz: Çin’i de doğru okuyalım. Çin dünyanın üretim merkezi devi olduğunu söylüyor. Biz de bunu doğru okursak fırsata çevirebiliriz. Tabii burada kaliteyi ihmal etmemeliyiz. Bu olaya bir fırsat olarak bakmalıyız, ancak fırsatçılık yapmamalıyız. Ucuz ve kalitesiz üretimden uzak durmalıyız” şeklinde konuştu. > Beyaz et sektörümüz Avrupa’nın önünde Beyaz et sektörünün halinin üzüntü verici olduğunu belirten Oğuz Satıcı, sektörde çok önemli yatırımlar yapıldığını, bazı şirketlerin tesislerinin Avrupa’da bile örneği olmadığını ifade etti. Satıcı şunları söyledi: “Yaşanan bu kavram kargaşası yüzünden sıkıntılar yaşanmaktadır. Halbuki kuş gribi bu yerlerde değil, ev tavukçuluğunun yapıldığı kırsal alanda olmaktadır. Beyaz et sektörü bugün bir sıkıntı yaşamasına rağmen önümüzdeki dönemde bunu atlatacaktır. Virüsün 22 derece ve üzerinde yaşamadığı bilindiği için bu sıkıntılar nisan ayı itibarıyla atlatılacaktır. Bu tür olayları heyecana kapılmadan, serin kanlılıkla, ama hasıraltı da etmeden çözmeliyiz. Başta yöneticiler ve medya olmak üzere bütün vatandaşların sağduyu içinde bu meseleyi çözeceğine inanıyorum.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT