BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > GAP’ta neler oluyor?!.

GAP’ta neler oluyor?!.

Gaziantep, Kilis, Adıyaman, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak... Bu 9 il Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında. Ayrıca, Türkiye nüfus ve yüzölçümünün yaklaşık 10’da birine tekabül ediyor.



Gaziantep, Kilis, Adıyaman, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak... Bu 9 il Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında. Ayrıca, Türkiye nüfus ve yüzölçümünün yaklaşık 10’da birine tekabül ediyor. GAP’ta öngörülen kamu yatırımı, 2005 fiyatlarıyla 36 milyar dolar. Yüzde 56’sı tamamlanmış durumda... Hidroelektrik enerji projelerinin yüzde 74’ü gerçekleştirildi. Ulaşım ve sulama projelerinde ise eksikler devam ediyor. Her sene 3 milyar dolarlık bir yatırım daha yapılması gerekiyor master plana göre ama maalesef kamu kaynakları müsaade etmiyor buna. Adıyaman’ın en verimli toprakları, baraj suları altında kaldı. Geriye kalanlar ise yamaçta ve onların sulanması için pompa lazım. Su yukarı pompalansın ki, o tarlalarda tarım yapmak mümkün olsun. Para yok! Adıyamanlı su altında kalan tarlasına mı yansın, “pompaj istasyonları kurulamadığı için” sulayamadığı toprağına mı? Projede 9 su pompası var ama hiçbirisi yapılmış değil henüz. Sadece Adıyaman’da olsa yine “eh” dersin; bugün olmazsa yarın bir çaresi bulunur. Fakat, Harran Ovası’nda da var aynı problem; Yukarı Mezopotamya Ovası’nda da... Siirt ve Batman’da da. Bu eksikler bölgenin tarım yönündeki faaliyetlerini de etkiliyor, sanayisini de. 2005 yılı itibariyle GAP Bölgesinin yaptığı ihracat 2 milyar 186 milyon dolar. Bir milyar 893 milyon dolarlık da ithalatı var. 20 milyar dolar yatırım yapılan bir bölgenin dış ticareti bu mu olmalıydı? İhracatını bölgeden yapıp da merkezi İstanbul veya Ankara’da olan bazı işletmeler var ve bunların ticari faaliyetleri bölge kayıtlarına girmiyor ama olsun. Yine de düşük, ticarî kapasitesi. O da, yatırımların tamamlanmamış olmasından kaynaklanıyor tabii. ? Terörün etkisi Bu bölgenin tarım ve sanayi kapasitesinin çok üstünde bir hususiyeti daha var aslında. Turizm!.. Alternatif turizm konusunda dünyada emsali olmayan değerlere sahip bölge. Destinasyon ve inanç turizmi yönünden dünya lideri olacak bir potansiyeli var. Son senelerde Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır, Adıyaman ve Siirt’te belli bir kıpırdanış başladı, yapılan turizm yatırımları hiç de küçümsenecek gibi değil. Şanlıurfa hem inanç turizmi yönünden çok şanslı, hem de antik çağa ait kentlere sahip olmasından dolayı. 13 bin yıllık eser bulundu daha geçenlerde Göbeklitepe Mevkii’nde gerçekleştirilen bir kazıda. Kalkınma için önemli fırsat bunlar. Şanlıurfa, beş yıldızlı otel ve çok kaliteli yeme içme yerleriyle hizmet veriyor artık ziyaretçilerine. Şanlıurfa; ayrıca, peygamberler şehri. Dünyanın ilk üniversitesi kabul edilen Harran Üniversitesi yine bu şehirde. Hakeza Mardin. Son senelerde kale ve tarihî dokusunu öne çıkarmayı başardığı yetmiyormuş gibi bu kültür beşiği kenti çok önemli kişilerin ziyaret etmesini de sağladı yöre girişimcileri; hem de kendi sınırlı imkân ve çabalarıyla. İngiltere Prensi Charles da Mardin’i ziyaret edenlerden. Adıyaman ise Nemrut Dağı’ndan başlayıp taa Gaziantep’e kadar uzanan Kommagene Krallığı’nın kalıntılarına sahip. Bu güzelim yöre tam turizmden para kazanmaya başlamıştı ki, terör darbesiyle birdenbire boşalıverdi onca otel ve restoran. Terörün esamisi okunmuyor buralarda ama gel de anlat elin adamına. Terörün verdiği zarar bununla da sınırlı değil. Geçmiş dönemlerde köyden kente başlayan hızlı göç, bu güzelim şehirlerin gecekondu istilasına uğramasına sebep oldu. Şanlıurfa ve Diyarbakır’ın o eşi emsali olmayan evleri şimdi gecekonduların arasında soluk bile alamıyor. Mardin’in “Taş Kent” olarak anılmasını sağlayan o taş evlerin üzerine dahi gecekondu yapıldı. O günkü belediye başkanlarının bu eserlerin değerini idrak edememiş olması da buna eklenince, şehirler eski ihtişamını kaybedip gecekonduların görüntü kirliliği altında kaldı. Mardin’in kaleden ovaya bakıldığında bir denize benzeyen, ovadan kaleye bakıldığında ise gerdanlığı andıran o ihtişamlı akşamları hâlâ göreni hayran bırakıyor ama ah bir de gecekondu kirliliği olmasaydı. Birçok yatırımcı geliyor fakat gecekondulaşmanın beraberinde getirdiği çözümsüzlüğü görüp geri dönüyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT