BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir cümle ile “Anadolu”...

Bir cümle ile “Anadolu”...

Benim gibi eğer siz de; hanımınızı ve bir can dostunuzu ve hanımını alarak temmuz başında “Ya nasib” diye yola çıkıp; Yalova’da kırk yıllık bir arkadaşınızın deneme pişirmeleri yaptığı tandırdan iki gün üst üste tandır kebabı yiyip, Bursa’da iki gün üst üste düğün davetine katılıp, Mudanya’da dünya tatlısı bir lazın yazlığında iki gece dinlenip, yol boyunda Gölcük Halıdere’de gerçek bir “Kayı boylu”nun evinde Almanya’daki otuz yıl öncesinin hatıraları eşliğinde muhteşem bir kahvaltı yapıp,



Benim gibi eğer siz de; hanımınızı ve bir can dostunuzu ve hanımını alarak temmuz başında “Ya nasib” diye yola çıkıp; Yalova’da kırk yıllık bir arkadaşınızın deneme pişirmeleri yaptığı tandırdan iki gün üst üste tandır kebabı yiyip, Bursa’da iki gün üst üste düğün davetine katılıp, Mudanya’da dünya tatlısı bir lazın yazlığında iki gece dinlenip, yol boyunda Gölcük Halıdere’de gerçek bir “Kayı boylu”nun evinde Almanya’daki otuz yıl öncesinin hatıraları eşliğinde muhteşem bir kahvaltı yapıp, Ankara Bağlum’da Ahmet Demirbaş’ın anacığının yirmi dakika içinde hazırladığı çöreklerle karnınızı doyurup, akşamına İskilip’te, zabıta ve planlama hariç her hizmeti özelleştirip üçte bir bedelle beş misli hizmet yapmayı becermiş bir başkanın misafiri olarak, onaltı saat (16 saat) boyunca meşhur İskilip dolmasının pişmesini bekleyip, iki lenger devirip Çorum’da gerçek bir Anadolu efendi ve hanımefendisi olan bir arkadaşınızın evinde bir gece konaklayıp, bu arada Anadolu mutfağının muhteşem örneklerini tadıp, yol üzerinde Merzifon’da elim bir trafik kazası sonucu vefat eden belediye başkanının kabrini ziyaret edip, Merzifon otobüs garajında Çiloşlar’ın inanılmaz lezzetteki köftesini yiyip, Amasya’da kendisiyle tanışan herkesin gerçek bir “babayiğit” olduğuna samimiyetle şahadet ettiği Mahmut Demir “Ağa”nın davetlisi olarak Amasya evlerinin muhteşem dekoru içinde Yeşilırmak’ın yayın balığının tadını tadıp, oradan ver elini Rize deyip soluğu gerçek bir dünya harikası olan fırtına deresinin doyulmaz manzaraları eşliğinde tırmandığınız Ayder Yaylasında alıp, orada bir yayla çiçeği olan “Yusuf”un yerinde anacığının ve zarif hanımının hazırladığı kuymak ve mıhlamanın yanına sac kavurmayı yiyip, çadır içinde yanan kuzinede pişmiş çayın ve Ayder Yaylasının özel bir çiçeğinin çayının keyfini çıkarıp, sonra Trabzon Of’tan yukarı arabanın nefesini kesen bitmez sanılan bir tırmanışın ardından Uzungöl’e varıp yağmur altında üşüyüp titreyerek geçen gecenin sabahında, yirmi dört saat tok tutacak bir kahvaltıdan sonra Maçka Deresi boyunca tırmanıp bir saate yakın on metre önünüzü göremediğiniz sisler içinde Kop Geçidi ve Ziganaların tepesini boylayıp, ta zirvede Hamsiköy sütlacının tadını tadıp, Erzincan’da Terzi Baba’yı ziyaret edip eskimez dostlarınızla Vaskirt’te ızgara tavuğun tadına varıp, Sivas’ta; otuz iki yıl önce Almanya’da talebelik yıllarında tanıştığınız ve geçen yıl kaybettiğiniz, gurbet arkadaşınız, Sivaslı “Yiğido” Ahmet’in beş kızından dördünü ve de şimdi on yaşlarında olan oğlunu bağrınıza basıp, dünyada eşine az rastlanan bir lezzet olan ve keşfedilmeyi bekleyen sadece et ve tuzdan mamul Sivas köftesinin zarif ve örnek bir dekorasyonla donanmış Çimen Kebab’ta tadına bakıp, Erciyes Dağının akşam güneşi altında üç tarafını dolaşarak vardığınız Niğde Koyunlu’da bir can dostun evinde üç gece konaklayıp doyumsuz Anadolu esprileri ve sohbetleri eşliğinde, yörenin yemeklerinin ve bahçelerdeki şekerparenin, beyaz kirazın, eriğin tadını çıkarıp bu arada Derinkuyu’daki yedi kat yer altındaki şehri, Ihlara Vadisini ve Ürgüp Göreme’nin doyulmaz güzelliklerinin tadını bir an da olsa çıkarıp, Konya Ereğlisi’nde arkadaşınızın baldızının hazırladığı acılı Adana Kebabını, ilkokul kitaplarında yarım asır önce gördüğünüz İvriz Kabartmalarının bulunduğu, Toroslar’ın eteğindeki İvriz Çayının hemen yanında fındık ve ceviz ağaçlarının gölgesinde yiyip, kalan ateşte taze nohut ütüp ve yaylanın ikliminde yeni olgunlaşan karadutun tadına doyasıya bakıp, ertesi gün sabah altıda marşa basıp akşam altıda 4450 km kat etmiş olarak İstanbul’a evinize dönmüş olsaydınız, en az birkaç yaş gençleşmiş, en az bir yıllık enerji depolamış olur, bu seyahat esnasında izin vereninizden, misafir edeninizden, bu seyahatin, Ankara-Aksaray arası sizi hop hop hoplatan duble yollar hariç diğer bütün yolları yapanlara, benzininizi hazır edip dolduranlara yol boyunca size her türlü hizmeti sunanlara her memleketin mübarek ziyaret yerlerini heyecanla tarif edenlere kadar herkese minnet ve şükran hisleriyle dolu olarak oturup hepsi bir cümle olan böyle bir yazıyı kaleme alma ihtiyacı hissederdiniz. Hepinize Anadolu’dan selamlar getirdik...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT