BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayat ve hayal... (Diyalog Köşesi)

Hayat ve hayal... (Diyalog Köşesi)

Bugün çok mutluydu. Hayatı her zaman böylesine huzurlu ve mutlu yaşayabilse insan ne kadar güzel olurdu.



Bugün çok mutluydu. Hayatı her zaman böylesine huzurlu ve mutlu yaşayabilse insan ne kadar güzel olurdu. Güneş sanki bir başka parıldıyor, içini ferahlandırıyor, içtiği çaydan, yediği yemekten bile bambaşka bir lezzet ve tat alıyordu. İnsanın mutlu ve huzurlu olması ne kadar güzeldi. Evini, sorumluluklarını, hayatı, herşeyi seviyordu bugün. Neş’e dolu sesiyle birkaç arkadaşını aradı, hatırlarını sordu, bu konuşmalar bile onu mutlu ediyordu. Böyle arayabileceği arkadaşlarının olması, onlarla bir takım şeyleri paylaşmak ne güzeldi. Bir kaçıyla sözleştiler, en kısa zamanda görüşeceklerdi. Bu bile onu heyecanlandırmaya yetmişti. Paylaşmak güzeldi. Bir heves evini toparladı, süpürdü, sildi, tozlarını aldı, oğlunun, beyinin en sevdiği yemekleri özenle ve sevgiyle hazırladı. Sevmek ne güzel bir duyguydu. Hayata bambaşka bir mânâ katıyordu. İnsanı robotlaşmaktan kurtarıyor, herşeyi gül misali güzel ve katmer katmer coşkulu kılıyordu. Umut dünyası Umutları vardı, yarına dair. En güzeli de hayalleri vardı. Yattığı zaman, onları hayal ediyor, sanki gerçekleşmişçesine bir coşkuya kapılıyor, hepsi bir film şeridi gibi gözlerinin önünde canlanırken o mutlu, huzurlu, coşkulu, umutlu rahat bir uykunun kollarına kendini bırakıyordu. İnsanın yarına dair hayallerinin olması ne güzeldi. Onları düşünmek, ulaşmak için çaba sarfetmek hayatı değerli ve yaşanılır kılıyordu. Bir gün gerçekleştiğini görür müyüm diye hiç düşünmüyordu. Hayalleriyle yaşamak hayatın yükünü hafifletiyor, gücüne güç, coşkusuna coşku katıyordu. Sevmek, istemek, özlemek, aramak, coşku ne güzel duygulardı, Allahü teâlâ’nın kuluna ihsan ettiği. İnsan hayal ettiği müddetçe hayatı güzel ve coşkuludur. Hayal ettiği müddetçe sıkıntılar çarçabuk insandan uzaklaşır, çünkü; onun hayatının odak noktasında hayalleri vardır. Hayalleri, idealleri olanlar bilir ki, onlara ulaşmak hiç de öyle kolay değildir. Hayallerin yolculuğu Meşakkatli bir yolculuktur hayallerin yolculuğu ama bir o kadar da ihtişamlı. Bazen acılar yaşasanız da hiç umurunuzda değildir, elbet bu karanlık dehlizlerden kurtulacak, hayallerinize ulaşacaksınızdır. Hani bir sevdalı misali, kimi görseniz hayalinizi konuşmak, ideallerinizi paylaşmak sizi mutlu eder. Bir mübarek zatın buyurduğu gibi; “her gerçek önce bir hayaldi.” Hele bu söz sizin için sarılacak bir can simididir. Sanki bir gül bahçesine girercesine, boş bulduğunuz her anda hayallerinze koşarsınız, karanlık gecelerde hayalin o muhteşem güzelliğinde kaybolur gidersiniz. Gün olur, devran döner, bir gün bir de bakmışsınız hayaliniz gerçekleşivermiş. Buna ilk önce inanamazsınız şaşar kalırsınız, ne yapacağınızı bilemezsiniz. Sevinç, coşku, heyecan hepsini bir anda yaşarsınız.. Sonra hayallerinizi paylaştığınız sizinle o hasreti duyanları, herşeye rağmen her zaman yanınızda olanları, size inananları ve bu zorlu süreçte sizi cesaretlendirenleri ararsınız. Hayal edin kavuşursunuz, arayın bulursunuz. Hayat, hayaldir zaten... > Tahire Mermer > Gönüllerin yâri Bürününce gecenin lacivert sessizliği Anın derinliğinden açılır pencereler Yaklaşır hayallerden gerçeğin gölgeleri Seni özlerim yalnız, sana düşer nağmeler Bir tomurcuk gül olur hayalin gözlerimde Çırpınan kuş kanadı bana seni anlatır Nuru vardır aşkının denizlerde, göllerde Balığın sessizliği, bana seni anlatır Hasret yangını mıdır, kıpkızıl bir gecenin Yeryüzündeki sessiz, kuru ayaz soğuğu Sükut eden şu alem konuşmayan bebeğin Gördüğü hayal sensin, senden alır soluğu Ey manalar manası gizli kalan güzellik En derin gecelerde aranan tek hurisin Sevdalı aşıkların dilinde üç hecelik Şarkı olup söylenen gönüllerin yârisin... > Serpil Yıldız / İstanbul Elveda Sağır zindanların yalnız mahpusu, Umutları yıkan sese elveda. Sinemde depreşir gurbet korkusu! Yolları kapatan sise elveda. Buzdağıysa başı, volkandır dibi, Püskürtür suları fırtına gibi, Nefesi, söndürür kor alevimi, O hep galip geldi, pese elveda. Sönüktür yelkenler, durgundur deniz, Sultan yapayalnız, saray kimsesiz, Bir çocuk ağlıyor, kalmış annesiz, Beklenen önderse, yasa elveda. Yeşeren bir bahçe yapardım kumdan, Yine mehter sesi gelse yurdumdan, Bir öfkeli şiir doğar ruhumdan, Yırtar hançerimi, “sus” a elveda. > Hüseyin Özkaynakçı > Sevdalı yüreğim Coğrafyamda büyüttüm seni bir ağaç gibi, Şeffaf gözyaşlarımla suladım köklerini. Zühreyi geçirerek başına bir taç gibi, Boyadım gözlerimin rengine göklerini. Elini sürme sakın, kızgın güneştir yüküm! Sevdalı yüreğimin evren yarı çapında. Saman yolundan geldim sana bak iki büklüm, Kaç ışık yılı geçti, bekliyorum kapında... > Mehmet Şensöz Vuslat Hayat, ölüm evreninde bitmeyen alış-veriş Kimle kim arasında ebedi değiş tokuş Gelirken karşılanır, giderken uğurlanır Dünyadan bir meçhule bir nevi gidiş-geliş Ne getirir oradan, ne doldurup yollanır Belki biraz neşe, umutla karşılanır, Kimse bilmez nereden nereye bu yolculuk Heybesinde çileler, yaşlarla uğurlanır Bilse insan gerçeği hiç gözyaşı döker mi? Gönül bahçesine hiç kin, nefret eker mi? Candan, Canan’a doğru bir vuslat yolculuğu Bilse doğruyu kalbe elem, keder eker mi? > Hâlenur Kor > diyalog.kosesi@tg.com.tr > FAKS: 0 212 454 30 24
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT