BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hüsn-ü şenlendirici!

Hüsn-ü şenlendirici!

Dünyada yerimiz başka bizim... Herkesin yaptığını değil, kimselerin aklının ucundan bile geçmeyecek, buluşların ve vuruşların adamıyız hepimiz...



Dünyada yerimiz başka bizim... Herkesin yaptığını değil, kimselerin aklının ucundan bile geçmeyecek, buluşların ve vuruşların adamıyız hepimiz... Biz ki; metrodan bile su çıkarmaya çalışıp 25 metreye, yer yüzünden, dikey boru indirerek, o sırada 700 yolcusuyla keyifli bir seyahat yapan insanların hayatını hiçe sayan kafa yapısına sahip değil miyiz? Nerede rastlarsınız intihar etmek için Boğaziçi Köprüsü’nden atlamaya giden gence, köprü üzerinde araba çarpıp ölmesine? Hayatın ve yaşamanın bu kadar ucuz ve tesadüflere bağlı, kaç tane ülke tanırsınız? *** Ama her şeye rağmen Türkiyemiz, bize atalarımızın bıraktığı en büyük miras... Bozdurup, bozdurup harcasak da, elin adamlarına peşkeş çeksek de, üç yanı mavilikler ve yeşillikler, diğer tarafı da, bölücüler tarafından sarmalansa da, bu ülkenin değeri ve güzelliği, hiç bir şeye değişilmez... Huzurumuzu kaçırmak isteyenlere, bazen gencecik çocuklarımızın göğsünü siper ederek, bazen başlarına tokmakla vurarak, bazen de celallenip, gereken cevaplar verilir bu ülkede... Nice Mehmetler uğurladık cennete bugüne kadar... Göz yaşlarımız pınarlar gibi çağladı, taştı. Nice anaların, babaların ciğerleri söküldü üzüntüden... Ama her defasında ağzımızdan tek bir cümle döküldü: “Vatan sağ olsun” *** Bayraklar bir milletin en kutsal sembolüdür. O ay-yıldızı hep yükseklerde tutmak istememiz, bizim Türklük damarlarımızın kabarması ve kırmızı ile beyazın büyük kutsallığının eseridir. Ama bu gün birisi ortaya çıkıyor ve ay-yıldızı, şip-şak vatandaş yapılan birisinin boynuna takıyor. Sırada Nobre Mehmet, Yattara Mehmet de var! Neymiş efendim, sonradan olma Mehmetler, bizim futbolumuzun şerefini kurtaracakmış... Hani bir zamanlar “70 milyondan öyle bir milli takım çıkaracağım ki...” iddiasıyla, 2006 Dünya Kupası finallerine gidememenin hesabını vermeden gündem değiştiren kişi, şimdi 70 milyonun içine, bir ayda, hâttâ bir haftada Türk vatandaşı yapılanları da katıp, 2010 için yaldızlı sözlere başladı. Nasıl olsa vakit var... 2010 geldiğinde yine bir terslik olursa, yapacağı şey; en fazla çekip gitmek olacaktır. Bu kadar kolaydır bu işten sıyrılmak onun için... *** G.Saray’la Avrupa’yı kasıp kavurduğu dönemlerdeki Fatih Terim’le bugünün Fatih Terim’i arasındaki fark, siyahla- beyaz kadar belirgindir artık... Biz o günlerde “Terimci” olup nasıl çıkmışsak, bugün Terim’in İsviçre maçındaki yanlışlıklarından beri, o kadar da Terim’den uzağız... “Benim adımın F”si bile FİFA raporlarında geçmiyor” diyerek, aklandığını zanneden Terim, savaşları askerlerin değil, komutanların kaybettiğini bir çırpıda unutuverdi... UEFA Kupası’nı kaldırmış bir hocaya yakışan “Başarısızlığın tek sorumlusu benim” demek olacakken, o bazı kişileri feda edip, bugün diken üstünde de olsa “baş sorumlu” koltuğunu bırakmadı. Şimdi bu “baş sorumluya” sormak lâzım: “Nerede o, daha önce bulduğun ve bir çırpıda milli yaptığın 40 kişilik kadrodaki ümit veren gençler?” “Nerede, bir maçta milli yapıp, üstelik koluna bir de kaptanlık pazubantı taktığın isimler?” O maceraları bıraktı, şimdi yenileri ile 2010’a yelken açtı. Bizden de, o yelkenleri şişirmek için rüzgâr bekliyor. Geçiniz.... Bugün Türkiye ikiye bölünmüş haldedir. Kimisine göre Terim haklıdır. Aurelio “gerçek Mehmet’tir.” Kimisine göre de, yâni bizim gibi düşünenler “Hitler kafası” mantığında, akılları sıra milliyetçilik ayaklarına yatmaktadır. On binlerce isim arasından Mehmet’i seçerken, bu vatanın gerçek Mehmetçiklerinin kemiklerini sızlatan bir anlayışın her zaman karşısında olacağımızı bir defa daha vurgularken, o bir zamanlar yere göğe sığdıramadığımız ama şimdi saygımızı ve inancımızı yitiren bir Terim’in başarılı olması için duacı olamayacağımızın üzüntüsü içindeyiz. Biz, ay-yıldızlı forma sırtına geçirilen, sonra da “İstiklal Marşımızı” öğrenmeye çalışacağını söyleyenlerin “şakşakçısı” olamayız. Varsın Terim, başarıyı Aurelio gibi devşirme yabancıların ayaklarında arasın... Varsın, onca Türk futbolcusu içinde bir tane Aurelio gibi bulamamanın ayıbını taşımasın üzerinde... Varsın, kendinden başka düşünenlere, yutkunarak ve klâsik bakışlarından birisini atarak “Yazacaklar, çizecekler tabii... Ama ben bildiğimi okuyacağım” desin... Bundan böyle “İtina ile Türk vatandaşı yapılır” tabelasını asacağı milli kampta yeter ki, huzurlu olsun “Büyük hoca!” O şimdi “hüsn-ü şenlendirici” coşkusunda, bizler ise “hüsn-ü kuruntu” içindeyiz. O çalıp, oynarken varsın bizim içimizi bir buruk acı kaplasın... Ülkenin bunca derdi dururken, bizim gibi düşünenler kahrolsun! Yeter ki Terim’in “devşirme takviyeli” milli takımının yolu açık olsun...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT