BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayata dair...

Hayata dair...

Bir okuyucum, Buzul Çağı döneminde pek çok hayvanın nasıl soğuktan donarak öldüğünü anlatıyor... Kirpiler de durumun farkına varmışlar, soğuktan korunmak ve kendilerini koruyabilmek için birbirlerine iyice sokulma kararı almışlar...



Bir okuyucum, Buzul Çağı döneminde pek çok hayvanın nasıl soğuktan donarak öldüğünü anlatıyor... Kirpiler de durumun farkına varmışlar, soğuktan korunmak ve kendilerini koruyabilmek için birbirlerine iyice sokulma kararı almışlar... Ama sırtlarındaki oklar birbirlerine batınca ayrılmışlar ve hepsi kendi yollarına gitmişler... Soğuk devam ettikçe de birer birer donarak ölmeye devam etmişler... Sonunda bir karar vermeleri gerekmiş: Ya ölüp yeryüzünden silinecekler ya da dikenlerine rağmen birleşip birbirlerine sokulmayı göze alacaklar... Zekice davranmışlar ve birlik olmuşlar... En önemli şey donmamak için her kirpinin bir diğerinin sıcaklığından faydalanması olduğundan, dikenlerin batmasına aldırmadan iyice birbirlerine sokulmuş, bu yarı ilişkinin getirdiği küçük yaralarla yaşamayı öğrenmişler... (...Paulo Coelho) > tebeşir tozu “-Gazetelerin ilk önce spor sayfalarını okurum... Burası başarı ve galibiyet haberleri ile doludur... Birinci sayfada ise sadece birilerinin hatalarından bahsedilir...” (...Earl Warren) > Son sözleri... “-Ben sizi ilk kez görüyorum... Daha önce tanıştığımızı sanmıyorum...” (...Pınar Altuğ - 20’li yaşlarda bir tanımadığı olduğunu söylerken) *** “-Kimse bana Seda Sayan’la Nihat Doğan’ın reklam için evlenmediğini anlatamaz...” (...Aykut Işıklar - Nikah günü çıkan son yorumundan sonra) *** “-E ne yapalım yani maç programı yoğun, öğlen 12.00’ye bir maç koyun gitsin...” (...Haluk Ulusoy - Ağustos sıcağında fikstür belirlerken) > 22.08.1988 > Rize’de yapılan maçta, takımlardan biri 5 gollü bir galibiyete ulaştığında, “Rize’de 5 çayı” başlığı kullanıldı... > Ayaküstü... İlk bebeğini kaybettikten sonra, “Bir dahakini benden başka kimse bilmeyecek, nazar değiyor” diyen Gülben Ergen’in “Bir dahaki” haber başlıkları; -Gülben Ergen yine bebek bekliyor... -Gülben bebeği kime benzesin diye onun resimlerine bakıyor?... -Gülben “Cinsiyeti önemli değil” dedi... -Gülben çocuğa süs bebeği gibi davranmayacak... -Gülben bebek isimlerini araştırıyor... -Gülben’in bebeği 2007’nin Şubat’ında dünyaya gelecek... > temelin yeri... Temel’in oğlu Dursun sirkteki boş aslan terbiyeci kadrosu için müracaat etmiş... Sirk sahibi, “Tecrübeniz var mı” diye sorunca, “Evet” demiş Dursun, “Babam, dünyaca ünlü bir aslan terbiyecisiydi... Bildiği her şeyi bana öğretti...” “Gerçekten mi” demiş patron heyecanla, “Aslan’ı yanan bir çemberden atlatmasını öğretti mi?...” “-Evet öğretti...” “Altı aslanı üst üste bindirerek pramit yapmasını?...” “-Tabii...” “Pekii, başını aslanın ağzının içine sokmasını?...” “-Hayır efendim, öğretmedi... Ama sadece bir kere ben kendim yaptım...” “Neden bir kere?... Neden kendiniz?...” “-Babama son bir kere daha bakmak için...” > kadınlar & erkekler Adamın karısı çok şüpheciymiş... Akşam yemeği sonrası kocasına şişe içerisinde saç köklerini güçlendirici bir solüsyon uzatmış... “Bu ne” diye sormuş adam... Şişenin etiketini okuduktan sonra devam etmiş; “-Benim henüz böyle bir bakım solüsyonuna ihtiyacım olduğunu sanmıyorum...” “Senin için değil tatlım” demiş karısı dişlerini sıkarak; “-Sekreterin için... Ceketini kontrol ediyorum da her gün ciddi saç kayıpları var kızcağızın...” sportik kritik “-Cem Papila kimin tanıdığı?... Adam maçı katletti... Vermesi gereken penaltıları vermedi... Vermemesi gereken penaltıyı çaldı... Çalmadığı penaltı pozisyonlarını sokaktan geçen adam bile görürdü...” (...Adnan Polat) > bizimkiler... BİLGEHAN: Yok olum, ben kullanıyorum veremem... CEM: Keçinin olmadığı yerde koyun gibi inatçısın haa... *** TALİP: Diyet kola var mı?... MARKET: Yok abi layt kola var... *** EMİN: Gömleğin güzelmiş be... Neymiş kumaşı bunun?... ÖMER: Avşa bezi... EMİN: Şile bezi... ÖMER: Ha evet, Şile bezi... > ...gündemin kırıntıları... Günümüz kadınların yüzde 70’i metroseksüel erkeklerden hoşlanıyormuş... İşe bak; günümüz metroseksüellerinin yüzde 70’i zaten kadınlardan hoşlanmıyor... sanatik kritik “-Ben hep süslüyüm ama Sulhi bana ne pamuk diyor, ne başka bir şey... Sabah en neşeli, cilveli halimle kalkıp yanına giderim, “Canııım, günaaydın” derim, “Günaydın” der gazetesine döner... Hayret ediyorum. Bu kadar işveye, cilveye hiç tepki yok...” (...Sibel Can) S.Ö.Z. der ki; “-Söylediğiniz şeyin çok duyulmasını istiyorsanız onu yavaşça söyleyin...” (...Artık diğer düşünürlere kafa tuttuğunu gösteren müthiş S.Ö.Z.leri) > politik kritik “-İsrail buradan çekilirim, ama BM gücü gelip burayı silahsızlandıracak’ diyor. Böyle bir noktada kimse kendisini ve Türkiye’yi aldatmasın. Bir barış tesis edildi de onu korumak üzere gidiyor değiliz... Var olan çatışmalara monte olmak üzere gidiyoruz...” (...Deniz Baykal) > sağdan - soldan (...İstanbul - Minibüs Arkası - P. Merve Sezer) ... “-BIDI BIDI YAPMA SENİ ÇİRKİN... ... “-HAVAN KİME KÖYLÜ KIZI?...” ... “-NEFRETİME BİLE LÂYIK DEĞİLSİN...” ... “-VİTESİ 5’E KAFAYI SANA TAKTIM...” > Tuzaktan kumanda... (...FLASH - Ana Haber) HAKAN AYGÜN: Ne diyelim; Allah Hayat bebeği analı babalı ve Ali Kırca’lı büyütsün... HHH (...SHOW - Spor) REHA MUHTAR: Dört maçta... Yani oynadığımız yedi maçın yarısından bir fazla maçta... *** (...KANAL D - D Magazin) HAKAN URAL: Benim 50.000 tane can ciğer arkadaşım var... *** (...ATV - Santra) AHMET ÇAKAR: Bir laf vardır ya, ‘Dananın bacağının koptuğu an’ diye... > itiraf reyonu... (...isim: bülent ersen ...şehir: istanbul ...yaş: yirmidört) Birkaç arkadaşla bilgisayar işine girmiştik... Hazır döşenmiş bir ofis tutup, işe başladık... İlk hevesimiz olduğu için ofise evimiz gibi bakıyorduk... Pencerenin önü duvardan duvara çiçeklerle doluydu ve en büyük zevkimiz onları sulamaktı... Hatta nöbetleşe yapıyorduk bu işi, bir gün ben bir gün diğerleri... Şirket kuralı bir ay falan olmuştu ve biz yapma çiçekleri suladığımızı ondan sonra anladık... Bu süre içinde “Çiçekler canlandı değil mi”, “Evet evet serpildiler” muhabbetleri hâlâ güldürür beni... Zaten kısa bir süre sonra da iflas ettik... > (omer.soztutan@tg. com.tr - itiraf edin, rezil edelim...) “söz’ün gelimi” çerçeve özel manisi: yoklar, bizi yoklar.../ ağacı var, dalı yok.../ at besliyor, nalı yok.../ gömlek giyer, kolu yok.../ noksanlık başa bela...* can çekişir, salı yok.../ petek kurmuş, balı yok.../ teker döner, yolu yok.../ noksanlık başa bela...* bülbül olmuş, dili yok.../ ateş yakar, külü yok.../ bahçesi var, gülü yok.../ noksanlık başa bela... / kilim sermiş, halı yok.../ çuvalı çok, malı yok.../ noksanlık başa bela...* şalvar giyer, şalı yok.../ koyun besler, yalı yok.../ lodos eser, yeli yok.../ noksanlık başa bela...* siyah giyer, alı yok.../ yumak örer, mili yok.../ görüntü net, pili yok.../ noksanlık başa bela...* senaryo tam, rolü yok.../ ancak koşar, golü yok.../ ayran içer, çulu yok.../ noksanlık başa bela...* yoklar hep, bizi yoklar.../ anlamayanı oklar.../ ali derdini çoklar.../ noksanlık başa balâ.../ (...ali rıza malkoç’un iğnesi)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT