BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sesiniz kısılmasın!

Sesiniz kısılmasın!

Bilinçsiz bir bağırış, enfeksiyon, reflü, sigara gibi birçok sebebe bağlı olarak ortaya çıkan ses kısıklığı eğer geçmezse, bir doktora gitmeyi ihmal etmeyin.



> Haber: Ali Yedek İSTANBUL - Pek çok farklı sebebe bağlı olarak ortaya çıkan ses kısıklığı, uzun sürdüğü takdirde normal olarak algılanmaması gereken bir problem olarak gösteriliyor. KBB Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz, birkaç gün içinde geçmeyen ses kısıklığı durumlarında mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söyledi. Enfeksiyonun tesiri Sesin ana mekanizması olan ses tellerinde oluşabilecek herhangi bir oluşum, hastalık ya da problemin ses kısıklığına yol açabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Ferhan Öz, ses kısıklığının en sık görülen sebebinin üst solunum yolu enfeksiyonları olduğunu belirtti. Prof. Öz, bu gibi durumlarda sesin birkaç gün kadar hiç çıkmayabildiğini ifade ederek, “Üst solunum enfeksiyonu yaşayan mesela, sinüziti olan bir kişi, ses tellerine doğru akıntısı olduğu için öksürmek mecburiyetinde kalır. Öksürük travması, seste daha çabuk yorulmayı getirdiği için ses kısıklığı oluşturan başlıca sebeplerden biri” şeklinde konuştu. Yanlış kullanmayın Ses kısıklığına sebep olan bir diğer hastalık, ses tellerinde oluşan ve Reinke adı verilen ödem. Özellikle sigara içen kadınlarda görülen bu hastalık, kadınlarda erkek gibi kalın sesle konuşma şeklinde kendini gösteriyor. Reinke, çok konuşan, reflüsü olan, günde bir paketin üzerinde sigara içen kadınların hemen hepsinde oluşan bir problem. Prof. Dr. Öz, günümüzün modern dünyasında sesin yanlış kullanımına bağlı ses kısıklıklarının da sıkça görülmeye başlandığını vurgulayarak, “Sesini daha profesyonel kullanan insanlar yani öğretmenler, doktorlar, avukatlar, çağrı merkezleri çalışanları veya pazarcılar gün içinde çok sık veya çok yüksek tonda konuşmak durumunda. Bunların bir kısmı yoğun ve gürültülü ortamlarda çalıştıkları için sesini yanlış kullananlar daha çok bu gruplardan çıkıyor” dedi. Ses kısıklığının yaklaşık yüzde 64’ü reflü yüzünden oluşuyor. Midedeki asidin yemek borusuna kadar gelmesi ve bu asit salgısının yemek borusunun dışına çıkıp ses telleri üzerinde zehirleyici (toksik) bir etki yapması ses kısıklıklarına yol açıyor. Buna larengofarengeal reflü deniyor. Bu durumlarda hasta sürekli olarak sesini temizlemek mecburiyetinde kalıyor. Ses kısıklıklarına sebep olan bir diğer faktörün alerji olduğunu belirten Prof. Dr. Öz, alerjik bir insanın özellikle alerjenle karşı karşıya kaldığı dönemde sıkıntılar yaşadığını vurgulayarak, “Bahar aylarında kişinin sesinde yorgunluk, ses tellerindeki ödemden dolayı bir kabalaşma olur. Bu dönemde sesini yorması ve ona daha fazla güç vermeye kalkışması yanlış bir kullanımdır” dedi. Bilinçli bağırın Bütün bu yanlış kullanımlardan bir ya da birkaçı birleştiğinde nodül olduğunu söyleyen Prof. Öz, “Her iki ses telinde de simetrik olarak oluşan nasırlaşma gibi kabarıklıklara nodül deniyor. Nodül, tamamen yanlış kullanma sonucunda oluşuyor. İnsanların kendilerini ses kısıklıklarından korumalarının en önemli yolu, seslerini doğru kullanmayı öğrenmeleri. Nodül çok uzun zamanda gelişiyor. Polip ise yine sesin yanlış kullanımına bağlı olarak gelişen akut bir travma. Bilinçsiz bir şekilde yapılan ani bir bağırmaya bağlı olarak oluşan küçücük bir kanamayla ses telinde polip oluşuyor. Bağırırken sinirli olmak ve aşırı gerginlik de polipe neden oluyor. Oldukça sık görülen polipler bir günde ses kısıklığı meydana getiriyor. Hastalar genelde, maça gidenler, sinirli bir şekilde çocuğuna bağıranlar veya pazarcılardan oluşuyor” dedi. >>> Ses telleri yakın takipte Ses kısıklığı olan bir hastanın yapması gereken ilk şeyin vakit geçirmeden bir KBB uzmanına başvurmak olduğunu söyleyen Prof. Dr. Öz, ses tellerinin muayenesinde eskiden sadece ayna kullanılırken günümüzde artık mikro kameralı endoskoplar ve stroboskop kullanıldığını belirtti. Prof. Dr. Öz bu şekilde rahatsızlığı olanların bir an önce uzman hekime müracaat etmesini isteyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Kameralarla elde edilen görüntüler bilgisayarda saklandığı için hasta defalarca muayene edilmiyor. Kaydı defalarca seyredip değerlendirebiliyoruz. Bu hastaların tedavi sonrası ve öncesi durumlarını rahatlıkla karşılaştırabiliyoruz. Ses tellerinin yavaşlatılmış hareketlerini izleyebilmek için ise stroboskop kullanıyoruz. Stroboskop sayesinde bir ses telinin diğerinden farklılığını, ses tellerindeki dalgalanmayı izliyoruz. Bu dalgalanma bize ses teli içinde veya dışındaki kitle, lezyon veya hastalık konusunda fikir verebiliyor. Teşhisteki en önemli unsurlardan biri, hastanın kanserle mi yoksa kanser dışı bir durumla mı karşı karşıya olduğunu belirlemek. Ancak şüphelendiğimiz bir durumda mutlaka dokudan biyopsi alıyoruz.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT