BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Alacaklı sıkıştırıyordu!

Alacaklı sıkıştırıyordu!

Şâbân-ı Velî “rahmetullahi aleyh” zamanında birinin, bir kimseye borcu vardı. O günün parasıyla, “Beşyüz akçe”. Ama ödeyemiyordu. Çalışıyor, çabalıyor, “beşyüz akçe”yi bir araya getiremiyordu.



Şâbân-ı Velî “rahmetullahi aleyh” zamanında birinin, bir kimseye borcu vardı. O günün parasıyla, “Beşyüz akçe”. Ama ödeyemiyordu. Çalışıyor, çabalıyor, “beşyüz akçe”yi bir araya getiremiyordu. Ama alacaklı bu. Bekler mi? Sıkıştırıyordu zavallıyı. Bir gün yine gelip alacağını istediğinde; - Biraz mühlet ver, diye yalvardı. Ancak mühlet vermeyince, koştu bir “Velî”nin türbesine, dua etti: - Yâ Rabbî, hâlim mâlumdur sana. Bu velî hürmetine, borcum kadar akçeyi gönder bana. Geri gelirken, “Şâbân-ı Velî” hazretlerini hatırladı birden. Ve koştu hemen bu zatın evine. Mübarek, diz çökmüş oturuyordu ibadet yerinde. Girdi huzuruna. - Selamün aleyküm hocam. - Aleyküm selam evlat. Hoş geldin. Diz çöktü karşısında. İyi de nasıl söyleyecekti derdini? O bunu düşünürken, büyük velî gösterdi minderini ve buyurdu ki: - Al bunun altındakilerini. Adamcağız çekinerek kaldırdı minderi. Evet, minderin altında paralar vardı. Utana sıkıla bir miktar aldı. Ama onun “beşyüz akçe”ye ihtiyacı vardı. Bunlar yetmez, diye düşünürken, mübarek zat; - Sıkılma evlat, buyurdu. Ne varsa al! Adam biraz daha aldı. Ama yine hepsini alamadı. Şâbân-ı Velî; - Onlar senindir, buyurdu. Hepsini al! - Başüstüne, deyip aldı hepsini. O zaman “Şâbân-ı Velî”, kaldırdı ellerini. Yalvardı Allah’a: - Yâ Rabbî, bu kulunu darda koyma bir daha! Adamcağız “Âmin” dedi. Evet, işi görülmüştü. Hem “Para”yı, hem de “Duâ”yı alıp sevinçle döndü eve. İyi de bu para borcunu ödemeye yetecek miydi? Acele saydı, şaşırıp kaldı. Zira tamı tamına “borcu kadar”dı. Koşarak gitti alacaklısına. Borcunu ödeyip şükretti Mevlâsına. > E-mail: abdullatif.uyan@tg.com.tr Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT