BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tunalı kınalı gelindir

Tunalı kınalı gelindir

Mehmet de heyecanın yatışması, Kara Ahmet’in zor durumdan kurtulması için bunu bir fırsat bildi, devam et işaretini verdi, öğretmen konuştu, Mehmet Türkçeleştirdi:



Mehmet de heyecanın yatışması, Kara Ahmet’in zor durumdan kurtulması için bunu bir fırsat bildi, devam et işaretini verdi, öğretmen konuştu, Mehmet Türkçeleştirdi: -Bu havuzun bulunduğu yerin, deniz seviyesinden yüksekliği 678 metredir. 6, 7 ve 8 rakamlarının toplamı 21 eder. Bilerek bu havuz, buraya yapılmıştır. Biz de 13 rakamı nasıl uğursuzluğa işaret ederse 21 rakamı kavuşmağa, sevgiye, aşka işaret eder. Brigach ve Brege’nin birbirine kavuşmasına işaret için bu havuz buraya, 678 metre yüksekliğe inşa edilmiştir. Yirmibir rakamıyla ilgili Fransız rehberin söyledikleri öğrenci Mehmet’i heyecanlandırdı, söze karıştı: -Yirmibir rakamıyla ilgili bir şey de ben söylemek istiyorum. Bugün Mart’ın 21’i. Ahmet hocaları Hikmet Dede ve Tuna Babadan Tuna boyunda ayrılalı tam 21 yıl olduktan sonra Mart’ın 21’inde Tuna’nın doğduğu yere geldi. Ve sevdiğine kavuştu. Mehmet’in sözleri, Halil Hoca’ya “İşlerinin hikmetinden sual olunmaz ya Rabbi.” dedirtti, Benoit ve Kara Ahmet’i bulutlara kanatlandırdı. Ahmet, ne yapsın, bilemiyordu, kavuşmak için ölümü göze aldığı, seve seve ölüme gittiği Fransız dilbere bakmak istiyor, aldığı terbiye müsaade etmiyordu. Çırpınan gönül yalnızca Ahmet’in değildi. Benoit de, Ahmet’e sarılmamak için kendini zor tutuyor, Ahmet’in dini inançları sebebiyle bunu yapamayınca, yalnızca bakarak hasretine gidermeğe çalışıyordu. Benoit söze karıştı, Fransızca konuştu: -Mösyöden Tuna’yla ilgili Alman efsanelerini dinledik. Tuna’yla ilgili Türk efsaneleri yok mu? Bu konuda Mösyö Ahmet bize bilgi veremez mi? Bütün gözler Ahmet’e çevrildi. Ahmet, kızardı, sıkıldı ama kendini topladı. Bu sual, onun için bir fırsattı, Benoit karşısında eli ayağına dolaşmış halden kurtulmak için. Tuna Türkoğluna ne der, ne söyler, Ahmet’ten iyi kim bilebilirdi? Tuna’yı sekiz yaşındayken Hikmet Dede ile tanımış, Tuna’nın ne söylediğini Hikmet Dede anlatmıştı. Aradan geçen yirmibeş senede Ahmet, Tuna ile yatmış, Tuna ile kalkmış. Tuna ile ilgili ne bulursa okumuş, ne söylenirse dinlemişti. Ve Ahmet anlattı, Tuna Türkoğluna ne söyler, Tuna, Türkoğlu için ne ifade eder, Mehmet tercüme etti: “Bizim gözümüzde Tuna, kıymet bilmez, güzelden anlamazlar elinde kalmış, güzeller güzelidir, gerçek kimliğine, güzelliğine, bizi bulunca kavuşmuş kınalı, ahu gözlü bir gelindir. Bize göre, Tuna nehri, Türkoğluyla konuşur, dertleşir. Buna bütün Türkoğlu inanır. Tuna nehri marşında, ‘Tuna nehri akmam diyor/Etrafımı yıkmak diyor/Şanı büyük Osman Paşa Plevne’den çıkmam diyor.’ Bu gerçek dile getirilir. Tuna nehri, bizim gözümüzde, kâfirin zincirinden boşanmış, Kabe’ye yüz sürmek için Kabe’ye doğru akan, secdeye kapanan bir yiğittir, İslâm hazinelerinin Avrupa’ya karşı bekçisidir. Bu gerçeği, Aşık Çelebi, Kişver-i kâfirden_i’mân_ehline akıp gelir Kıbleye tutmuş yüzünü bir Müselman’dır Tuna Haps-i kâfirden boşanmış gibi zencîrin sürür Şâh-ı İslâm’a gelir bir. ehl-i i’mandır Tuna Sîmden bir ejdehâdır pîç pîç olmuş yatar Genc-i İslâm’a tılsım olmuş nigehbandır Tuna. Şeklindeki mısralarında dile getirerek Türkoğlunun hislerine tercüman olmuştur. ¥ DEVAMI VAR
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT