BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Rolünü iyi oynuyordu!..

Rolünü iyi oynuyordu!..

Akşam vakti Tomris’in bakkala gidiyor olmasında garipsenecek taraf yoktu...



Akşam vakti Tomris’in bakkala gidiyor olmasında garipsenecek taraf yoktu. İclâl ilk anda: - Ali Cengiz’i gördüğü için sokağa çıkmış olamaz. Zira bu kadar çabuk gelemez. Ne var ki bu, Tomris için güzel bir fırsat, dedi: Acaba Ali Cengiz’i farketti mi? Yok. Hayır. Görmedi. Yemek hazırlanmasının gecikmesinde mahzur yoktu. Ama yine de dönüp gidecek oldu. Yapamadı. Hem heyecanlanmış, hem endişelenmiş, hem sinirlenmişti. Karanlık odasının penceresinden karlı sokağa kalbi çarparak bakıyordu. Boğazı kurudu. Zorlukla yutkundu. Aradan ancak sekiz on saniye geçmişti. Dükkanın ışıklı vitrini, yüzelli metre kadar ilerde seçiliyordu. Ali Cengiz yolu yarılamıştı. Tomris onun elli adım kadar gerisindeydi. Yer yer daha fazla aydınlanan beyaz kar üzerinde dikkatle yürüyordu. Zemin buz tutmuş kayıyordu. Bir ara ileriye doğru bakar bakmaz Ali Cengiz’i farketti. Şöyle bir diklendi. Pencereden seyreden İclâl bir saniyede düşündü: - Gördü! dedi. Ne yapacağını tahmin ediyorum. Bakkala yaklaşırken Ali Cengiz işini bitirmiş dönüyor olacak. Tomris geri dönemez. Yoluna devam etmek mecburiyetinde. Bu karlı gecede ancak bir selamlaşmayla yetinir, iktifa eder. Belki ayaküstü üç beş kelime... Hah!.. Tahmin ettiğim gibi: Hesabını yaptı. İyice hızlandı. Bakkala beraber giremeseler de, aynı anda çıkmaları mümkün. Genç kızın kalbi daraldı. Huzursuzlandı. İçini bir sıkıntı bastı. Evet. Böyle oldu ama o: - Hiç sinirlenmiyorum, dedi: Sıkılacak ne var? Halbuki yüzünün bütün kanı çekilmiş, sararmıştı. Nefesini tutmuş, boğazı kurumuştu. Zorlukla yutkundu. Düşündü: - Hızını iyi ayarladı. Ali Cengiz’in hemen peşinden dükkana girecek. İşte... Aynen böyle oldu. Ali Cengiz, arkasından birisinin geldiğini farketmişti. Ayaklar karda gıcır gıcır ses çıkarıyordu. Bu, son derece tabii idi. Dönüp bakmaya lüzum görmemişti Ansızın Tomris’in sesini tanıdı. Genç kız sanki şaşırmıştı: - Aa! dedi: Önümden yürüyen siz miydiniz? Dikkat etmediğim için tanıyamadım. Nasılsınız? - Teşekkür ederim. Ali Cengiz, bu tesadüften hiç hoşlanmamıştı. Ama, elbette ki belli etmiyordu. Tomris’i görür görmez onu atlatmak için manevraya hazırlanmıştı: - Eğer İclâl bizi yine beraber görürse kim bilir neler düşünür? Siparişi almak isteyen bakkalı bekletmek elbette ki nezaketsizlikti. Tomris’e teşekkür etmekle beraber bakkala döndü: - Akşamlar hayr olsun Bilal bey, dedi: Valide hanım şehriye ısmarladı. İki paket olsun. Şehriyenin cinsini söylemedi. Birini tel, biri arpa şehriye verirseniz münasip düşer. - Hay hay! Ali bey. - Siz ne arzu ettiniz kızım. - Ne hoş tesadüf. Bana da aynı şeyler ısmarlandı. Tomris, bu tesadüfle hakikaten sevinmişti. Haklıydı. Bakkal Bilal bey, her iki siparişi aynı anda tezgah üzerine koydu. Tomris içinden: - Aynı anda çıkmak için manevra yapmama lüzum kalmadı, dedi. Öte yanda Ali Cengiz’in fena halde canı sıkılmıştı. Ama yapacak şey yoktu. Karanlık odasından ileriye doğru bakan İclâl, boğuk bir sesle gayriihtiyârî söylendi. - Cadı kız, her şeyi güzel ayarlamış olmalı. Beraber çıktılar. Hakikaten, uzaktaki bakkalın kapısından taşan ışık içinde iki gölge dışarı adım atmıştı. Ali Cengiz ile Tomris, yan yana yürüyordu. Tomris vakit uzasın diye hızlı yürüyemiyormuş gibi yapmaktaydı. Rolünü kolay oynuyordu. Zira buz tutan zeminde kaymamak için dikkat eder görünüyordu. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT