BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Derwall bana neyi yasaklamıştı?

Derwall bana neyi yasaklamıştı?

Alman futbol dünyasının olduğu kadar bizim de aynı spor branşımızda iz bırakmış, sempatik, bilgili, insancıl Jupp Derwall’i kaybettik. 1980’li yılların ortalarında, o günlerde çalıştığım Tercüman gazetesinin spor sayfasına, yanılmıyorsam 3 günlük bir dizi yazmıştım.



Alman futbol dünyasının olduğu kadar bizim de aynı spor branşımızda iz bırakmış, sempatik, bilgili, insancıl Jupp Derwall’i kaybettik. 1980’li yılların ortalarında, o günlerde çalıştığım Tercüman gazetesinin spor sayfasına, yanılmıyorsam 3 günlük bir dizi yazmıştım. Dizinin başlığı, “Derwall’den önce Derwall’den sonra.” İçeriği de Türk futbolunun Derwall’e kadar nerede olduğu, Derwall’den sonra da nereye gittiğini anlatıyordu. Derwall’e kadar bütün futbol takımlarımız sadece kendi yarı alanlarında birikerek oynamayı yeğliyorlar, gol yememek adına da bunu becerebiliyorlardı. Güçsüz kadroların, kendilerinden çok güçlüler karşısında bile oyun alanının rakibe ait olan bölümünü fazla adamla kullanabileceklerini Türkiye’ye Derwall öğretmiştir. Bu nedenle de Derwall’le Türk futbolunda eski çağ kapanıp, yeni çağ açılmıştır. Mükemmel bir programlamacı ve planlamacı olan Derwall, Türkiye’den ayrıldıktan sonra da ülkemizin tanıtımına ve övücülüğüne soyunmuştur adeta. Buraya kadar Derwall’in futbol adamlığından ve insan gibi duruşundan bir özet sunmaya çalıştım. Şimdi ise hafızamdan bir türlü atamadığım bir de anımı nakledeyim. Meksika’da yapılacak 1986 Dünya Kupası’na katılmazdan az bir süre önce, Derwall’le uluslararası bir futbol sohbeti yapabilmek için G.Saray’ın Zonguldak deplasmanına taşınmıştım. Cumartesi gecesi geç saatlerde Zonguldak’a varabildiğimiz için bu söyleşi maç gününe, yani Kaf dağının ardına sarkmıştı. Maç günü bir teknik direktör bir gazeteciyle oturup futbol konuşur muydu ki? O günlerdeki G.Saraylı futbolculardan Erdal Keser’e, bana Derwall’le hiç olmazsa 20 dakika konuşabilme imkanını sunabileceğini sordum. Erdal da bunu Derwall’e aktarabileceğini, ama sonucundan pek umutlu olmadığını söylemişti. Saat 11.00, 11.30 civarıydı. Minik Zonguldak otelinin lobisinde umutsuzca bekliyordum. Bir de baktım karşımda Erdal Keser’le Derwall duruyor. Büyük bir sıcakkanlılıkla elimi sıktıktan sonra, “20 dakikanız var. Çünkü oyuncularımla maç konuşması yapacağım ama ne istersen sor” diyerek karşıma oturdu. 3 dakikalık bir G.Saray girişinden sonra, Derwall’le geri kalan süreyi tamamen dünya futbolu ve Dünya Kupası üzerine kullandık. Bana favorilerinden, Meksika’nın futbolu etkileyebilecek sıcağından söz etti. Tam kalkarken de, “Herr Belgin, Meksika’da sakın portakal suyu içme. Termometre 40’ın altına düşmediğinden portakal suyunu bağırsaklar kaldırmıyor. Yoksa maçlara gidemeyip otelde kalırsın” demişti. Derwall, 1970’te yine Meksika’da yapılan Dünya Kupası’nda Helmuth Schöln’ün yardımcısıydı ve yiyecek içecek konusunda çok deneyimliydi. Teşekkür ederek vedalaştık. Sonra ben Dünya Kupası’na gittim. 33 gün ağzıma portakal suyu koymadım. Bana hiç bir şey olmadı. Ama her gün bardak bardak içen diğer arkadaşlarıma da hiç bir şey olmadı. İşte Derwall, hem çok sıkı bir futbol adamı, hem de basınla çok iyi ilişki kurabilen, müthiş sıcak dostluklar sunabilen, gerçekten adam gibi bir adamdı. Nur içinde yatsın...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86771
    % -0.03
  • 6.0043
    % -0.6
  • 6.7092
    % -0.48
  • 7.6486
    % -0.38
  • 246.92
    % -0.74
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT