BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hatırlama

Hatırlama

Çocukları ve anneleri anlatan hiçbir şiirden bunun kadar etkilenmedim.



Çocukları ve anneleri anlatan hiçbir şiirden bunun kadar etkilenmedim. Şiir, Behçet Necatigil’in... “Çocuklar” adını taşıyor. Necatigil’i 13 Aralık 1979’da kaybetmişiz... Demek yirmi sene olmuş. Ne çabuk? Onun vefatıyla ben bir devri de kaybetmiş gibi bir burukluk duymuş, bir yalnızlık duygusuna kapılmıştım. Sanki beraberinde bizim sokaklarımızı, bizim tevazuyla aydınlanmış evlerimizi, hanımelili bahçelerimizi, çıngıraklı bahçe kapılarımızı, kaldırımlarda yürüyen, dost yüzlü, vakur, ağır başlı insanlarımızı, ev içlerinin aydınlığından gülümseyen kadınları da kaybettim... Aynı mekânın insanı olduğum için onun şiirlerindeki dünyaya yakın buluyorum kendimi. Daha çok orta kesimin veya dar gelirli insanların çizgileri seçilir o şiirde. Ekmek karnesi, şeker karnesi döneminden gelen yokluk rüzgarları... Annem; “Ekmek bulamadım mı galeta alırdım” derdi. Koca bir İkinci Dünya Savaşı yaşanmış, kolay değil. Sonraları kuyruklarda bekleme çağını yaşadık; kahve, şeker kuyrukları, hatta et. İlerki zamanlarda doğrusu mutfakça sıkıntı çekmedik biz, ama annelerimizin hep yemeden yedirme gayreti vardı. Çerezlerin, meyvelerin kıyıya köşeye yenmeden çocuklar için ayrılması, bollukta da olsa bir gelenek gibi sürdürülürdü. Bu, analıktan gelen bir şey... Çarşılarda birşey Biz pek aramazdık çocuklar olmasaydı. Kasaplarda manavlarda bazı yorgun kadınlar Hep de tenha saatleri seçerler Sonra yavaş bir sesle Çocuk için, hasta kaç gündür yemiyor Biraz et biraz meyve isterler. Sevdiği bir reçeli gün aşırı yalnız ona Kaşıklarla beraber büyük bir üzüntü Uykularda bile bitiyorsa Yağların şekerlerin çayların Annelere düşündürdüğü... İnsanlara tezgahlara kağıtlara kolaydı Biz bu kadar eğilmezdik çocuklar olmasaydı... “Otomobil markamız ne olsun?” diye düşünmeyen annelerin devridir onun anlattığı... “Yağ bulamazsam, şeker, çay bulamazsam ne yaparım?” kaygılarıyla eğilmiş bükülmüş kadınlardır... İstedikleri yalnız çocukları içindir. Bilir misiniz, kimileri vardır, manavlardan kasaplardan kızarıp bozarıp “çocuk için..” diyerek kiloya gelmez bir şeyler alırlar. Mesela ikiyüz elli gram kıyma, yarım kilo şeftali. Sırf garibanlar için dükkan açmış insanlar bilirim. Mesela Tophane’de bir kasap vardı, isteyen yüz gram kıymayı bile çekinmeden alabilirdi. Kasap kimseye diklenmez, “Yüz gram da kıyma mı olurmuş?” diye celâllenmezdi. Kimisine ücretsiz et verdiğini işitirdim. Bir de Kasımpaşa’da bir doktor tanımıştım. O da fakir fukara babasıydı. O mekanı hiç terketmez, Kasımpaşa halkına hizmet ederdi. Gariplerden para almaz, hatta onlara ücretsiz ilaç dahi verirdi. Bakın nerden nereye geldim. Ülkemizde böyle insanlar vardı, böyle anneler. Ve böyle de şiirler yazıldı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT