BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KKTC zorda

KKTC zorda

Bu DSP eski milletvekili akademisyen, Rauf Denktaş ile birlikte de New York görüşmelerinde. Denktaş soğukkanlı ve sağduyulu bir devlet adamı.



Prof. Mümtaz Soysal KKTC’nin danışmanı. Bu DSP eski milletvekili akademisyen, Rauf Denktaş ile birlikte de New York görüşmelerinde. Denktaş soğukkanlı ve sağduyulu bir devlet adamı. Helsinki Zirvesi’nden sonra canı sıkkın ama tavrını bozmadı, toplantıyı terketmedi. Hürriyet Yazarı Mümtaz Soysal ise öyle değil. “-Helsinki Bildirisi beş paralık bir anlaşma.. Türkiye’nin dış ilişkilerine de atılmış büyük bir kazık” diyor. Galiba Sayın Denktaş’ın söyleyemediğini, Mümtaz Hoca daha açık biçimde dillendiriyor. Bir soğukkanlı devlet adamı, Dışişleri Uzmanı da Kamran İnan. Halen iktidar ortağı ANAP’tan Van Milletvekili olarak parlamentoda bulunuyor ve TBMM Dışilişkiler Komisyonu Başkanlığını yapıyor. -Günaydın Sayın İnan, Atina Helsinki Zirvesi’nden istediği sonucu aldı mı? -Aldı. Ege ve Kıbrıs paragrafları çok rahatsız edici. Ankara’ya adaylık için dayatılan maddeler dış politikamıza da aykırı. Avrupa Birliği bu tavrı ile Yunanistan’ı destekliyor. Bakalım tam üyelik için bizden ne tavizler isteyecekler? Adaylık için böyle istekler olursa tam üyelik için taleplerini varın siz hesap edin. -İlerde Kıbrıs’ımızı, tamamen kaybetme tehlikemiz olabilir mi? -Bu anlaşmayla olur. Avrupa Birliği başlangıçtan beri Türkiye’den taviz koparmaya çalışıyor. Yunanistan’a da istediğini verdiler. Yunan tezi galip geldi. Türkiye’nin görüntüsü ise üzücü. Bir de seviniyoruz, bayram havasına dönüştürülmek isteniyor. -Yunanlılar da seviniyor, Türkiye’de. -İşin tuhafı da o. Bu sonuçtan sadece bir ülkenin kazançlı çıkması mümkün. İki ülkenin birden sevinç gösterisinde bulunmasında bir terslik var. Avrupa Birliği işin başından bu yana Türkiye’den taviz koparmaya çalışıyor. Türkiye’nin daha dikatli olması lâzım. Bu açıklamanın sahibi aynı zamanda bütün gençliğini Türkiye’nin dışişlerine vermiş bir eskimez diplomat. Sanayi Bakanlığı da yaptı. Bu düşünce yapısıyla neden Dışişleri Bakanlığı’na getirilmediği daha iyi anlaşılıyor herhalde. Alıcı yerine vurmak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Yaşar Okuyan ardı arkası kesilmeyen teftişleri sırasında bakanlığındaki pis kokuları açıkladı. Skandal suiistimaller..bir bir de üzerine gidiyor. Bir yandan da SSK’yı düzeltmeyi kafasına koymuş, koşturuyor. Emlâkbank da koalisyon hükümeti kurulurken MHP’ye düştü. Ciddi bir devlet adamı, saygın insan Devlet Bakanı Sadi Somuncuoğlu’na bağlandı. Sayın Somuncuoğlu da suiistimallerin üstüne giden biri. Kurum müfettişlerinin tespitlerine göre 1997 yılı itibariyle 11.2 trilyon olan batık kredi tutarı, 1998’de 31.8 trilyona yükselmiş. Mesela Merter Şubesi’nden Örsa Tekstil’e bir teminat alınmadan 6.5 milyon mark kredi verilmiş. Merkez Şubesi’nden İstanbul Meşrubat Sanayii’ne eski borçlarını ödemediği halde 3.8 milyon Ecu’luk ve 7 milyon dolarlık kredi mektubu takdim edilmiş. Banka, bu teminat mektuplarını da kendisi ödemiş. İzmir Çamdibi Şubesi de 42 milyar liralık teminata karşılık 448 milyarlık kredi açmış! Şimdi bütün bunların hesapları alınıyor. Son bir pis kokunun üzerine giden de Ulaştırma Bakanı (MHP) Prof. Enis Öksüz oldu. Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü’nü soruşturuyor. Müsteşar Yücel Özden ve yardımcısı Tolga Akgün de bu soruşturma kapsamı içinde. Soruşturmayı ise Hasan İşgüzar ve Metin Yılmaz yürütüyor. Eğer varsa; yolsuzlukların üzerine giden devlet adamlarına doğrusu hasret kalmıştık. Zaten son seçimlerde de vatandaş oyunu buna göre verdi. Temiz politika ve politikacılara “evet” dedi. Suiistimallerin üzerine gitmeyenin bir müddet sonra kendisinin gittiği çok görülmüştür. Alaattin Çakıcı da Türkiye’ye döndü. İşadamı Korkmaz Yiğit’in açıklamaları ülke gündemini nasıl değiştirdiyse, hatta bir partiyi zora sokarak oy kaybına uğrattıysa, Çakıcı’nın itirafları daha müthiş olacağa benziyor. Çünkü çok bilgi ve belge var daha açıklanmayan. Alaattin Çakıcı’nın resti de bunu gösteriyor. Suiistimallerdeki fay hattı bakalım nereden, nasıl patlak verecek? Hâlâ da özelleştirmedeki kısır döngü ve kaplumbağa yürüyüşünün hiç mi hiç izahı yapılamıyor. Görünen o ki itiraflar ve soruşturmalar neticelenince Türkiye 2000 yılına hiç de böyle girmeyecek.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT