BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Seferîlik konusu-2

Seferîlik konusu-2

Âlimlerin hepsi, seferîliği [eski terimle] “fersah” denilen ve bir sâatte gidilen yolun [5,8 km.] uzunluğu ile bildirmişlerdir. Bazısı yaklaşık olarak bunu 6.000 m., bazıları da 5.000 m. kabul etmişlerdir. Seferîlikte gerekli uzaklığı net olarak hesaplamak için 5.800 m. ile 18 fersah çarpılır, yaklaşık 104 km. bulunur.



Dünkü makâlemizde, “Seferîlik”in ta’rîfinden sonra, seferde vâsıtaların durumu, “vatan” terimi, “vatan”ın değişmesi ve namazların hükmü üzerinde durduk. Bugünkü makâlemizde ise “seferîlik mesâfesi” ile “seferîlik müddeti”ni ele alacağız. Seferîlikte mesâfe Âlimlerin hepsi, seferîliği [eski terimle] “fersah” denilen ve bir sâatte gidilen yolun [5,8 km.] uzunluğu ile bildirmişlerdir. Üç günlük yol ise, 15, 18 ve 21 fersahtır. Fetvâ 18 fersaha göredir. Bir fersah, 5.800 m. kadardır. Bazısı yaklaşık olarak bunu 6.000 m., bazıları da 5.000 m. kabul etmişlerdir. Seferîlikte gerekli uzaklığı net olarak hesaplamak için 5.800 m. ile 18 fersah çarpılır, yaklaşık 104 km. bulunur. [Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde ise, 80 km.den biraz fazla giden seferî olur.] Seyyid Allâme İbn-i Âbidîn buyuruyor ki: “Âlimlerin hepsi, üç günlük yolu, “Fersah” dedikleri, bir sâatta gidilen yolun uzunluğu ile bildirdiler. Âlimler, “üç günlük yol 21 [veya 18 yâhût 15] fersahdır” dediler. Fetvâ, ikinci kavle (söze yani 18 km.ye) göre verilmiştir.” Çoğunluğun fetvâsına göre, bir merhale [konak], ya’nî bir günde gidilen yol, ârızasız olan düz yerde 6 fersahtır. Bir fersah 3 mîldir. Bir merhale 18 mîl, üç merhale 54 mîl olur. Bir mîlin 4.000 zir⒠[insan kolu] olduğu... İbn-i Âbidîn’de teyemmüm bahsinde yazılıdır. Bir zirâ’, 48 santimetre, bir mîl 1.920 metre, bir fersah 5.760 metredir. Bir merhale 34,560 km. [34 kilometre 560 metre], üç günlük yol da 103,680 km. [takrîben 104 kilometre] olmaktadır. Sefer mesâfesinin, tam bu kadar kilometre olması şart değildir. Meşhûr olan veyâ zann-ı gâlib ile anlaşılan mesâfe kâfîdir. [Coğrafî mîl, bir dakîkalık Ekvator kavsinin uzunluğu olup 1.852 metredir.] Üç günlük yola, sür’atli bir vâsıta ile, meselâ trenle, daha az zamanda giderse, yine müsâfir olur. [Mecelle 1664] Bir yere, başka başka iki yoldan gidilse; biri kısa, öteki uzun olsa; gerekli mesâfeden daha kısa olan yoldan giden seferî, müsâfir olmaz, mukîm olur. Uzun yol, üç günlük yürüyüş ise, bu yoldan her vâsıta ile giden seferî = müsâfir olur. Denizde, orta rüzgârlı havâda giden yelkenlinin hızı esâsdır. Tayyâre (uçak) ile giden, altında bulunan yoldan veyâ denizden gitmiş gibidir. İstanbul’da, Fâtih’den otobüs ile sefere çıkan, Edirnekapı kabristânını geçince; Aksaray’dan çıkan, Topkapı kabristânını geçtiğinde; sâhil yolundan giden ise, Yedikule kapısını geçince; Üsküdar’dan çıkan da, Selimiye kışlası ile Karaca Ahmed kabristânı arasından geçince seferî olurlar. İstanbul’da Küçükçekmece’den ayrılarak Tekirdağ’a giden seferî olur. İstanbul’dan Anadolu’ya 104 kilometreye gitmeye niyet edenlerin hepsi, boğazın karşı sâhiline geçince seferî olurlar. İstanbul’dan Mudanya’ya giden, seferî olmaz; Bursa’ya giden, seferî olur. Seferîlik müddeti Hanefî’de, 104 kilometre mesâfeye gidip, giriş ve çıkış günleri hâriç, 15 günden az kalan seferî olur. Giriş ve çıkış günleri hâriç, 15 veya daha fazla gün kalan mukîm olur. Şer’î gün, imsâk vakti girince başlar. Sefere çıkan bir kimse, sabâh ezânı okunurken bir şehire girse, o gün sayılmaz. Yine sabâh ezânı okunurken o şehirden çıksa, çıktığı gün de sayılmaz. [Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde, 80,640 kilometre mesâfeye gidip, giriş ve çıkış günleri hâriç, 4 günden az kalan seferî olur. 4 veya daha fazla gün kalan mukîm olur.] Seferî olan kimsenin, dört rek’at olan farz namazları iki rek’at kılması Hanefî’de vâcib, Mâlikî’de sünnet-i müekkede, Şâfiî’de efdaldir. Müsâfirin, mukîm olan imâma uyması Hanefî’de, edâ ederken câiz; Şâfiî’de hem edâ, hem kazâ ederken câiz; Mâlikî’de ikisinde de mekrûhtur. Giriş-çıkış günlerinde ölçü, İmsâk vaktidir Gün, oruçta olduğu gibi imsâk vaktinde başlar. Ertesi günü imsâk vaktine kadar devâm eder. Meselâ, İstanbul’a imsâktan sonra, sabâh ezânı okunurken giren kimse, giriş günü olduğu için o günü saymaz. Eğer imsâk vaktinden önce girerse, imsâk vaktinden sonraki gün giriş günü olmaz. İmsâk vaktinden sonra çıkarsa, o gün çıkış günüdür. Demek bir kimse, bir yere güneş doğarken girse, o gün giriş günü olduğu için onu hesâba katmaz. Üç gün kaldıktan sonra, dördüncü günü imsâktan sonra, meselâ güneş doğarken oradan çıksa, giriş-çıkış günleri sayılmadığı için o kimse, o yerde üç gün kalmıştır ve seferîdir. Kimler seferî olur? Bir kimse, 60 km.lik bir mesâfeye gitmek için bir trene veya otobüse binse, ama bindiği vâsıtada uyuyup 150-200 km.lik bir mesâfeye gitse, seferî olmaz. Çünkü buraya gelmeye niyet etmemiştir. Burada iken, 60 km. ilerideki diğer bir şehre bir başka iş için gitse, yine seferî olmaz. Fakat dönerken ilk çıktığı yere gelmeye niyet ederse, dönüşte seferî olur. Bunun gibi, bir kişi, İstanbul’da Fâtih’ten 60 km. uzakta olan Çatalca’ya gitmek üzere yola çıksa, otobüste uyuduğu için Edirne’ye varsa, Edirne’ye kendi isteği ile gitmediği, niyetsiz gittiği için, Edirne’de namazlarını mukîm olarak yani 4 rek’at olarak kılar. Edirne’den tekrâr Fâtih’e dönmeye niyet ederek yola çıksa, Edirne’den çıkar çıkmaz, seferî olur ve namazlarını kısaltır. Ya’nî 4 rek’atli farzları 2 rek’at olarak kılar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT