BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “21. yüzılda Türkiye’nin vizyonu” sempozyumu ardından...

“21. yüzılda Türkiye’nin vizyonu” sempozyumu ardından...

Harp Akademileri Komutanlığı’nın, 7-8 Aralık 1999 günlerinde düzenlediği ve davetli olmama rağmen üniversitedeki yoğun ara sınavı ve derslerim yüzünden, mazeret bildirerek katılamadığım “21. Yüzyıl’ın İlk Çeyreğinde Türkiye’nin Genel Vizyonu, Politikası ve Stratejisi Ne Olmalıdır” konulu sempozyumun özellikle açış ve kapanış konuşmalarını Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Nahit Şenoğul’un ifadeleriyle, medyadan dikkatle izledim.



Harp Akademileri Komutanlığı’nın, 7-8 Aralık 1999 günlerinde düzenlediği ve davetli olmama rağmen üniversitedeki yoğun ara sınavı ve derslerim yüzünden, mazeret bildirerek katılamadığım “21. Yüzyıl’ın İlk Çeyreğinde Türkiye’nin Genel Vizyonu, Politikası ve Stratejisi Ne Olmalıdır” konulu sempozyumun özellikle açış ve kapanış konuşmalarını Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Nahit Şenoğul’un ifadeleriyle, medyadan dikkatle izledim. Açış konuşmasında Türkiye’nin dış politikasının esaslarının, bulunduğu coğrafyanın içinde saklı olduğunu ve 21. yüzyılda Avrasya coğrafyasının artarak devam edeceğini, Avrasya coğrafyasının merkezi konumunda olan Türkiye’nin ise, gelecek yüzyılda, üniter devlet yapısını vatandaşlık bilinciyle güçlendirerek, bu coğrafyada çok önemli roller oynayabileceğine dair beyanlarına tamamen katılıyorum. Zira, yine Orgeneral Şenoğul’un açış konuşmasında vurguladığı üzere, oluşan yeni Dünya Düzeni kardeş ve bağımsız ülkelerin tekrar tarih sahnesine çıkmasına vesile olmuş ve bu durum Türkiye’nin önünde yeni ufukların açılmasını sağlamıştır. Gerçekten, Cumhurbaşkanı Sayın Demirel’in, 1 Ekim 1999 günü TBMM’nin açılışında yaptığı ve kanaatimce çok değerli bir belge ve vizyon oluşturan konuşmasındaki sözleriyle; 20. yüzyıl sona ererken, insanlığın -ve özellikle Türkiye’nin- önünde duran en önemli fırsatlardan biri de Avrasya’nın yeniden tarih sahnesine çıkmasıdır. Nitekim başlangıcından itibaren Türkiye, dünyayı izleyerek, Avrasya’da demokrasinin, barışın, serbest pazar ekonomisinin ve hukukun üstünlüğünün kök salmasını arzulamaktadır. Türkiye dünya ile birlikte hareket ederek, Balkanlar’dan Çin Seddi’ne kadar uzanan geniş coğrafyada, yeni bir ortaklık anlayışının doğmasına öncülük etmekte, Avrasya’daki önceliklerimiz bu coğrafyanın dünya ile bütünleşmesini mümkün kılacak fizikî ve ekonomik altyapıların inşası, ekonomik, ticarî ve güvenlik işbirliğinin geliştirilmesi ve kültürel bağların yeniden kurulması gibi unsurlardan oluşmaktadır. Yine Sayın Demirel’in güzel deyimi ile Türk Dünyası’nın yeniden biribiriyle kucaklaşması 20. yüzyılın en parlak olaylarından biridir. “Millenium”lar boyunca farklı kültür ve medeniyetlerin çevrelediği güç coğrafyada kimliğini ve kültürünü koruyabilmiş olan bu varlığın önünde 21. yüzyıla girerken, önemli imkânlar bulunmakta, Türkiye ise bu varlığın esenliğini, huzurunu ve refahını arzulayarak, biribirlerinden kopuk halde yaşayan soydaşlarımız arasında yeniden Ahmed Yesevi ve Manas Üniversiteleri gibi kültür ve dostluk köprüleri kurarken, ortak medeniyetimizin omurgası olan ortak dilimiz için ortak bir Türk alfabesinin öncelikle oluşturulmasını beklemektedir. Türkiye’nin Avrasya’daki önceliklerinden biri uzun yılların, Avrasya bölgesinin alt yapılarında sebep olduğu kopuklukların onarımı ve tarihi İpek Yolu’nun ihyası ile Bakü-Ceyhan ve Hazar geçişli Doğu-Batı Enerji Koridoru ile Kars-Tiflis demiryolu gibi temel altyapıların inşa edilerek, Türkiye’ye yeni bir stratejik derinlik kazandırmaktır. Avrupa’nın Asya ile buluştuğu nokta olan Kafkasya’da Türkiye’nin Avrasya vizyonunda stratejik öneme sahip olduğu için, bu bölgede barış ve istikrarın sağlanması bizim için öncelik arzetmekte, oysa Azerbaycan topraklarının % 20’sinin Ermenistan’ın işgali altında kalması Rusya’nın Çeçenistan saldırısı ile bu bölgede kalıcı barışı tehlikeye sokmaktadır. Azerbaycan ve Gürcistan ile yakın işbirliğimiz Avrasya enerji kaynaklarının en uygun yoldan dünya pazarlarına ulaştırılmasında rol oynamakta, Bakü-Ceyhan Petrol Boru Hattı Projesi ile Hazar geçişli doğalgaz Boru Hattı Projesi’nin tamamlanması Türkiye’nin önceliklerinden birini oluşturmakta, bu projelere, ABD, Azerbaycan, Gürcistan, Türkmenistan ve Kazakistan’ın destek verdikleri bilinmekte, Avrasya’nın geleceği yönünden Türk-Rus dostluk ilişkileri ve Rusya’nın siyasi ve demokratik istikrarı büyük önem taşımaktadır. NOT: Türkiye’nin AB adaylığını gelecek yazımda ele alacağım.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT