BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Olmadı Sayın Başkan!

Olmadı Sayın Başkan!

Trabzonspor’un Sivasspor maçının bitimine yarım dakika kala başına gelenlerin sonucunda çeşitli yorumlar yapılırken, Başkan Albayrak çıkıp “Maç bizim lehimize tescil edilsin, biz her türlü cezaya razıyız... Aksi taktirde Federasyon’a karşı tavır alır, desteğimizi çekeriz” demez mi? Olmadı Sayın Başkan! Yönetmelik açık ve net... Hadi onu bir kenara bırakalım ama Trabzonspor’a çıktığı yoldan sapmak yakışır mı?



Trabzonspor’un Sivasspor maçının bitimine yarım dakika kala başına gelenlerin sonucunda çeşitli yorumlar yapılırken, Başkan Albayrak çıkıp “Maç bizim lehimize tescil edilsin, biz her türlü cezaya razıyız... Aksi taktirde Federasyon’a karşı tavır alır, desteğimizi çekeriz” demez mi? Olmadı Sayın Başkan! Yönetmelik açık ve net... Hadi onu bir kenara bırakalım ama Trabzonspor’a çıktığı yoldan sapmak yakışır mı? > Kurumsal! Bir büyük kulübümüz, ne zamandan beridir, kurumsallaşmış olmakla müthiş biçimde övünmektedir. İşte bu büyük kulübümüz, son maçında gerçekten de kurumsallaşmış olmanın bütün özelliklerini, adeta örnek alınması gereken şekilde, herkese sergiledi. Ne mi yaptı? Başkanı, maç öncesi tribünleri dolaşarak taraftarlara nerede ve nasıl oturmaları gerektiği, herkesin numarasına sadık kalarak maçı izlemesi öğüdünde bulundu. İşte kurumsallaşmak diye buna denir... Parmağınızı ısırın! > Türkiye Spor Servisi’nin büyük gazeteciliği! Kendi yazdığım gazete diye yazmıyorum. Türkiye’nin Sadık Söztutan Müdürüm yönetimindeki bir büyük gazeteciliğine burada değinmek istiyorum. Ve de böyle bir gazetede yazdığım için de kendimle gurur duyuyorum... Efendim, mesele şu: Ercan Yıldız imzasıyla Hakan Şükür’ün tüm futbolculuk hayatının envanteri çıkarılmış. 1988’de başlayan ve günümüze kadar gelen bu uzun yolculukta Hakan Şükür, bu ülkede kendisini hâlâ utanmadan, sıkılmadan eleştirenlere, en azından müspet ilimin unsuru rakamlarla ağır bir cevap vermiş. Sadık Müdür bu belgeleri aylardır çekmecesinde saklıyordu. Ve gazeteye her gelişimde, “Ah, Kemal Abi, Hakan şu rekoru kırsa da, şu malzemeyi okura bir sunsak” deyip duruyordu. Gözün aydın Sadık kardeş! Tabii ki Türkiye’deki futbolseverin de... > Fırat Hoca’yı kim yaktı ? Fırat Aydınus, bildiğim kadarıyla jeofizik mühendisidir. Tabii FİFA kokartlı da hakemimiz. Ama gelin görün ki, Oftaş-Trabzonspor maçı sırasında tam üç defa kırmızı kartını cebinden düşürdü. Olmadı hoca! Ya o süreçte bir kırmızı kartlık olay olsaydı, ne yapacaktın? Tam ben bu satırları yazarken, bizim hakem üstadı Ömer Faruk, “Abi, hakemlerin giymesi zorunlu olan yeni kıyafetleri, maalesef hatalı dikilmiş. Bu nedenle Fırat, kartını sık sık düşürdü. Şimdi ya kartları biraz kesecekler, ya da cepleri büyütecekler...” demez mi? Haydaaa, bir yaşımıza daha girdik... Yahu nelerle uğraşıyoruz... Vallahi yine de bizim hakemlere helal olsun! > Tuncay’ın ruhu ve Selçuk’un tarih bilgisi! Fenerbahçe taraftarı Anderlecht maçında tribünlere, Tuncay Şanlı’nın ruhu ile ilgili bir pankart astı. Güzel! Futbolcusunun formasına verdiği hizmete bu saygıyı gösterdiğinden Fenerbahçe taraftarını kutlarım. Ama gelin görün ki, o takımın formasını giymiş, şimdilerde de avukatlığını yapan Selçuk Yula, tutmuş yazısında, “Tuncay yakında haber yollar...” diye bu futbolcuyu eleştirmeye kalkışmış... Ve de, Fenerbahçe’nin kuruluşunu 1899 yılına çekerek tarihi bir de pot kırmış... Acaba Selçuk Yula, o, 1899 yılındaki olayın başındaki kişinin önce hangi kulübün taraftarı olduğunu hiç incelemiş mi? Bak; Fenerbahçe tarihi! Ama Fenerbahçe Burnu’na bile koca bir yanlış dikildiğine göre... > Beşiktaş’a, Zürih’te golü kim attı? Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi ön eleme maçının ilkinde tam harika bir deplasman galibiyeti alırken, taaa 97. dakikada gol yiyerek bu mutluluğu yaşayamadı. Sakın ola ki Beşiktaş’a golü bir Zürih takımı oyuncusunun attığını sanmayın. Fotoğraf öyle de ama ya arkası... Önce kaleci Hakan, sonra da Gökhan amatörce zaman çalma taktiği yüzünden maçı iki dakika daha uzattırdılar ve o gol oldu... Siz, siz olun, büyük takımda oynadığınızı sakın unutmayın, e mi? > Bravo Efes! Efes Pilsen, yani bu ülkenin bir numaralı basketbol firması, geçen sezonki transfer yanlışlarından dönmeye başladı... Serkan Erdoğan’ın transferi bu mesajla yüklü... Oysa geçen sezon, bu ünlü firma Haislip’le geçen yıllardaki bütün doğruları hırpalar gibi olmuştu. Eh, zararın neresinden dönülse kârdır derler ya... > Şu Zico alem adam vesselam! Zico, yani transferi kendisinin değil yönetimin yaptığını açık açık ifade eden Fenerbahçe Teknik Direktörü... Zico, sahadaki kendisinden ünlü oyuncusunun isteği üzerine bir futbolcusunun oyundan alan hoca... Ve de, iki resmi maç arasındaki üç günlük süre sonunda, 11’i tamamen değiştirerek, bana göre futbol tarihine geçen futbol adamı... Haa şunu bir daha belirteyim ki, Gaziantepspor maçındaki tempo, direnç, ikili mücadelelerdeki üstünlük, sertliğe sertlikle cevap, son üç dört sezondur hiç bir Fenerbahçe kadrosunda görülmedi. İyi güzel de, aynı takım gelecek hafta Sivasspor’a karşı ne kadarıyla sahaya gelir? Bence sıfır oranla... Peki, Sivasspor maçına malum takımı sürüp, kaybederseniz ne olur, Sayın Zico? Sonra sizden, birileri Anderlecht’e karşı Gaziantepspor maçının kadrosunu çıkarmanızı isterse, ne yaparsınız? Bir teknik adam kendi kendine ancak böyle kaos üretebilir... Eh, bizim spor basınına göre “tecrübeli” ya... > Sinan kardeş, Lucescu için sakın konuşma! Beşiktaş’ın yeni menajeri Sinan Engin dostum, sık sık Lucescu aleyhinde demeçler verir oldu. Yapma Sinan! Lucescu’nun bu ülkede en başarılı yabancı hoca olduğunu inkar edebilir misin? Rakamlar, sonuçlar ortada... Artık yeter! Ya sonra birileri çıkıp, madem öyle, “Neden Samsunspor maçında Beşiktaş takımının futbolcuları harakiri yaparken, saha kenarından seyirci oldunuz” diye sorarsa... Sen de futbolcuydun... Bırak, 100. yıl şampiyonluğu ve sonrası da herkesin olsun! > Helal olsun Kayseri Erciyes! Benim için şu Kayseri Erciyesspor, bu ülke futbol tarihinin en önemli takımlarından biridir. Geçen sezon devreyi sadece 11 puanla kapadıktan sonra, müthiş bir kümede kalma savaşı verip son hafta düşmüşlerdi. Bu süreci yaşarken de, aslanlar gibi Fortis Türkiye Kupası’na asılıp, finale kadar dayanmışlardı. Şimdi de, ikinci lig takımıyken (artık 1. Lig onun adı), yani tek yabancıları bile yokken, gittiler düne kadar Avrupa Kupaları’nda 45 resmi maç oynamış İsrail takımına karşı direndiler, hatta galibiyeti de kaçırdılar... Kafası, bol yabancısız olmaz diye kumda bulunanlara... > UEFA’nın kafasına vurulmalı! UEFA, sık sık bizim statlara maydanoz olur. Onu beğenmez, bunu beğenmez... Ali Sami Yen’e bile az mı “Olmaaaaz” çekmediler... Şimdi onlara sormak gerekir. Galatasaray’ın Avrupa Kupaları’nda son oynadığı maçın stadı acaba hangi UEFA normlarına uyuyor ki? Bilmem ki, en azından Galatasaray caz yapabildi mi? Ya da bizim Federasyon’un kulağında küpe olarak kalmalı ki, yarın tepemize binmeye kalkışırlarsa, örnek olarak sunalım... > Turkish Carlos! Eeee, işi bilmek gerekir... Bendeniz, Galatasaraylı Volkan için, “Gözler Roberto Carlos’un frikiklerini ararken, karşımıza Volkan çıktı” dedim ya... Vay sen misin? “Roberto Carlos’la Volkan’ı nasıl kıyaslarsın” diye hop oturup hop kalkıldı. Ama aynı Volkan, bir de Hırvat takımına çakınca, baktım, millet “Turkish Carlos” başlıkları atıp, Volkan’ı yazmaya başladılar... Eh, bu da aşamadır... > Ertuğrul hoca da mı şaşırdı ? Biz Zico’nun, “Yaz-boz”unu tartışırken, bir de baktık ki, Beşiktaş’ta da Ertuğrul Sağlam, Burak’tan Nobre’nin yanına uç adamı yapmaya kalkışmış... Sonuç mu? Beşiktaş on kişi oynadığı gibi, Burak, Nobre’yi de, Rico’yu da, Cisse’yi de, kısaca bütün takımı Kasımpaşa adına marke etmiş oldu. Yani Burak’a da, Beşiktaş’a da koca bir kırk beş dakika yazık oldu. O çıktıktan sonra, maç rakibin sahasına yığıldı ve kurtuldu. Bu hocalar neden macera ararlar anlamak mümkün değil... >> Kalli de Lincoln bulmalı! Galatasaray Teknik Direktörü Kalli, Lincoln’süz kaldığında yerlilerden veya yabancılardan başka bir Lincoln bulmalı... Aksi taktirde Galatasaray, geçen sezonki halinden pek farklı bir görüntü vermiyor. Hele hele Hasan Şaş ve Arda’dan Lincoln uydurmak çok ama çok zor... “O halde?” derseniz, Almancı gençlerden birini denemekte sanki yarar var... Yoksa, Bursa’daki Thun’un centilmenliğini başka takımda başkaları göstermeyebilir. >> Prim haberi doğru mu? Geçtiğimiz hafta bazı gazetelerde, Fenerbahçe’nin geçen sezonki şampiyonluğunda pay sahibi olan Tuncay, Ümit, Serkan, Rüştü ve Yozgatlı’nın şampiyonluk primleri verilmediği ve verilmeyeceği haberleri vardı. Doğru mu bilemem... Ama Aydın Örs döneminin tercümanlarından birinin primlerinin verilmediğini, yaşayanlar anlattı... Acaba bu da doğru mu? Öyleyse, büyük ayıp! Fenerbahçe’nin tarihinde hiç böyle bir vefasızlığı yoktur. Sakın, “Sen nereden biliyorsun” demeyin... Benden iyi kimse bilemez de ondan...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT