BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye barışın anahtarı

Türkiye barışın anahtarı

Türkiye’de vereceği konferans öncesinde gazetemize açıklamalarda bulunan “Çatışmalı Ortamlarda Liderlik” kitabının yazarı Mark Gerzon, “Türkiye, kendi içindeki farklılıkları zenginlik olarak görüp AB’ye girebilirse dünya barışı için de başarılı bir model oluşturacaktır” dedi.



> Mehmet Gel İSTANBUL- ‘Çatışmalı Ortamlarda Liderlik’ kitabıyla dünya barışının yerleşmesine önemli katkılar yapan Amerikalı ünlü yazar Mark Gerzon, Türkiye’nin sahip olduğu laik devlet-Müslüman toplum kimliği ile doğu ile batı arasında köprü olabilecek yegane ülke olduğunu ifade etti. Gerzon, “Eğer Türkiye kendi içinde sahip olduğu kültürel farklılıkları zenginlik olarak görebilirse dünya için de başarılı bir model oluşturacaktır. Bu anlamda Türkiye dünya barışı için anahtar ülke konumundadır” diye konuştu. Tek tip dünya dönemi bitti Doğu Batı Enstitüsü Önleyici Diplomasi Görev Grubu’nun toplantısı için İstanbul’a gelen Mark Gerzon, dünyada milletler arasındaki bazı grupların ülkeleri din veya rejime dayalı birliklerle kamplaştırmaya doğru ittiğine işaret etti. Gerzon, bu çerçevede Amerika’da ‘Hıristiyan milleti’, İsrail’de ‘Yahudi devleti’, Çin’de ‘komünist devlet’ ve bazı Latin Amerika ülkelerinde de ‘Katolik kültür’ oluşturma çabalarının olduğunu, ama hepsinin başarısızlıkla neticeleneceğine inandığını kaydederek şöyle konuştu: “21. yüzyıl artık tek tip dünya düzeninin olduğu bir dönem olmayacak. Farklı kültürlerin ve kimliklerin buluştuğu zenginlikler çağı olacak. Globalleşme, ülkeler arasındaki duvarları örmek yerine sanal ortamlarla köprüleri oluşturarak insanlar arasındaki bağları güçlendirmektedir. Bu yüzden tek tip homojen toplulukları oluşturmaya dayalı tüm çabalar başarısızlıklarla sonuçlanacaktır.” Bu gerçek çerçevesinde dünya liderlerine önemli görevler düştüğünü vurgulayan Mark Gerzon, “Gerçek lider dünyanın geldiği bu noktayı kavrayıp ülkesindeki farklılıkları zenginlik olarak görendir. Örneğin Güney Afrika’da Nelson Mandela, bu gerçeği kavrayıp hareket etmiş ve Afrika’daki bütün insanları kucaklamayı başarmıştır” dedi. AB Türkiye ile kucaklaşmalı Türkiye’nin Avrupa Birliği’yle olan ilişkilerine de bu çerçevede baktığını ifade eden Mark Gerzon, “Neden Türkiye’nin AB ile ilişkisi bu kadar karmaşık ve dikenli yol olsun. Türkiye’nin diğer AB üyesi ülkelerden farkı ne?” diye sordu. Meselenin temelinde korku ve kimlik üzerine olan soruların üzerine gitmek olduğunu anlatan Mark Gerzon, şunları söyledi: “Ben kitabımda yazdım. Birçok kişinin sahip olduğu etnik kimlik, hayatlarından daha fazla risk içeriyor. Kimliklerimiz bazen bize fiziksel hayatta kalma mücadelesinden bile daha fazla problem teşkil edebiliyor. Avrupa Birliği bir kimliktir. Türkiye’nin de sahip olduğu bir kimliği var. AB ile Türkiye’nin karşılıklı birbirini kucaklaması iki taraf için de mutluluk olacaktır. Ama bu asla bir gecede olmaz. Asıl mesele Türkiye’nin kendi iç dinamikleri ve zenginlikleriyle AB’ye girmesidir. Yoksa Türkiye’nin AB’ye ülke olarak fiziksel kabulü ikincil meseledir. Önemli olan Türkiye’nin sahip olduğu kültürel farklılıkları koruyup AB’ye girebilmesidir. Türkiye bu zenginliklerle girerse bölgesel barışa da katkı sağlayabilir. Türkiye bunları yapabilirse Avrupa Birliği ülkelerine de kültürel farklılıklarla yaşamayı öğretebilecektir.” > Farklılıklara saygılı bir liderlik anlayışı Mark Gerzon, kitabında çatışmayı yükümlülük değil, varlık haline getiren yeni bir liderlik modeli sunuyor. Gerzon kitabında; New York’tan, Nijerya’ya, Bangladeş’ten Boston’a kadar özgün hayat örnekleri sergiliyor. Çatışmalı ortamlarda önderlik eden arabulucu liderlerin yönetim ilkelerini paylaşıyor. MESS (Metal Sanayicileri Sendikası ) tarafından da Türkçe’ye çevrilerek iş dünyasına kazandırılan ‘Çatışmalı Ortamlarda Liderlik’ kitabı; liderlerin, çatışmanın yaralayıcı gücünü nasıl kontrol altına almayı başardıklarını gösteriyor. Gerzon, kitabında özetle şunları söylüyor: “Yüzyılların deneyimi gösteriyor ki, anlaşmazlık ve çatışma hayatın ve insanlığın ayrılmaz bir parçası, anlaşmaları ve çatışmaları ortan kaldırmak ve yok etmek mümkün değil. Bu durumda, çatışma ve farklılıkla uğraşmayı temel hedef alan yeni bir liderlik modeline ihtiyacımız var. Sadece daha büyük bir sahnede değil, aynı zamanda iş ortamında, hatta ailemiz içinde ve kişisel yaşamımızda da bu liderlik vasfına ihtiyaç duyuyoruz. Çatışmalı ortamlarda liderlik, farklılıklarla dürüst bir biçimde yüzleşmeyi ve bu farklılıkları bütün karmaşıklığıyla ve kapsamıyla anlamayı gerektiriyor. Daima sınırların ötesine bakmayı bilen arabulucu liderler tarafından özgün çözümlere doğru ilerlemelerini mümkün kılıyorlar.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT