BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ramazân-ı şerîf ayı çok yaklaştı -2-

Ramazân-ı şerîf ayı çok yaklaştı -2-

Resûlullah Efendimiz, Recep ve Şa’bân aylarına çok değer verir ve “Yâ Rabbî, Receb ve Şa’bân’ı bizler için mübârek kıl ve bizi Ramazân’a da eriştir, kavuştur“ diye duâ ederdi...



İslâmın beş şartından biri, mübârek Ramazân ayında, her gün oruç tutmaktır. Allahü teâlâ, Müslümanlara, senede bir ay (Ramazân-ı şerîf ayında), gündüzleri oruç tutmayı emretmiştir. Oruç tutmak, Peygamber Efendimizin Mekke-i mükerreme’den Medine-i münevvere’ye hicretinden onsekiz ay sonra, Şa’bân ayının onuncu günü, Bedir gazâsından da bir ay önce farz oldu. “Ramazan”, “yanmak” demektir. Çünkü bu ayda oruç tutan ve tevbe edenlerin günâhları yanar, yok olur. Tabiî ki, Yüce Rabbimiz, oruç tutma emrini sebepsiz vermemiştir. Oruç, insanlara hem maddî, hem de ma’nevî yönden birçok faydalar sağlar. Burada sâdece şu kadarını söyleyelim ki, bir sene boyunca, çeşitli yemekleri eritmek için yorulan insan midesi ve bağırsakları, [eğer iftârlarda çok yemek yenilmezse] bir ay dinlenerek sağlığını korumuş olur. Bu, orucun maddî fâidesidir. Ma’nevî faydasına gelince: Allahü teâlânın emrini yerine getirmek için gündüzleri bir ay oruç tutan bir Müslümân, Yüce Rabbinin emirlerini yapmak i’tiyâdını da kazanır. Böylelikle, Allahü teâlânın başka emirlerini yapmaya da alışkanlık peydâ eder. Bundan başka, oruç tutan bir insan, aç kalmış bir insanın çektiği ıstırâbı, bizzât hissederek, fakîr insanlara yardım etme ihtiyâcını duyar. Bu da, insanların birbirlerine yardım etmelerine sebep olur. Birbirlerine yardım eden insan toplulukları arasında ise çekişmeler olmaz. Günümüzde maalesef gayr-i müslimlerde, birbirlerine, hattâ kendi oğullarına ve kızlarına yardım etme duygusunun son derece az olduğu görülmekte ve yaşanmaktadır. Ramazân-ı şerîfte, oruç tutmak çok sevâptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günâhtır. Hadîs-i şerîfte, “Özürsüz, Ramazânda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyunca oruç tutsa, Ramazândaki o bir günkü sevâba kavuşamaz” [Tirmizî] buyuruldu. Ama dînî bir mazeret varsa oruç tutmamak günâh olmaz. Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabûl olur ve îmânları olduğu anlaşılır. Ramazân ayında oruç tutma hakkında hadîs-i şerîflerde buyuruluyor ki: “Bir kimse, Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilir, vazîfe bilir ve orucun sevâbını, Allahü teâlâdan beklerse, geçmiş günâhları affolur.” [Buhârî] “Ramazân orucu farz, terâvîh namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibâdetle geçirenin günâhları affolur.” [Nesâî] “Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günâhlara keffâret olur.” [Taberânî] “Ramazân bereket ayıdır. Allah bu ayda, günâhları bağışlar, duâları kabûl eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehennem’e gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrûm kalır.” [Taberânî] “Ramazân ayında âilenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevâptır.” [İbn-i Ebid-dünyâ] “Oruçlunun susması tesbîh, uykusu ibâdet, duâsı makbûl, ameli de çok sevâptır.” [Deylemî] “Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, ‘Ben oruçluyum’ deyin!” [Buhârî] Bu ayı, âhireti kazanmak için fırsat bilip, elden geldiği kadar ibâdet etmeli, Allahü teâlânın râzı olduğu işleri yapmalıdır. Her şeyden önce, Ehl-i sünnet âlimlerinin yazdıkları ilmihâl kitaplarını alıp okumalı, doğru îmânı öğrenmeli, i’tikâdı düzeltmelidir. Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri i’tikâdı öğrenmek ve buna göre inanmak lâzımdır. Çünkü, i’tikâdı bozuk olanların, muhakkak Cehenneme gidecekleri hadîs-i şerîfte bildirilmiştir. İ’tikâd düzgün olmazsa, tutulan oruçların, yapılan diğer ibâdetlerin bir faydası olmaz. Allahü teâlânın gazabına sebep olabilecek harâmları ve lâzım olan ibâdet bilgilerini öğrenmek lâzımdır. [Kıymetli zamanlarda; ibâdetleri, harâm ve helâl olanları okumak, öğrenmek ve bunlara göre ibâdet yapmak, nâfile namazdan ve diğer bütün nâfile ibâdetlerden çok daha kıymetlidir.] Bütün harâmlardan, kötülüklerden sakınmak; günâhlardan tevbe etmek; kul haklarından sakınmak, varsa hak sâhipleriyle helâlleşmek lâzımdır. [Allahü teâlâ, şartlarına uygun yapılan tevbeleri kabûl edeceğini va’detmiştir. Böyle mübârek geceleri, günleri ve ayları fırsat bilip, çok çok tevbe istiğfar etmeli, affedilmek için, Cenâb-ı Hakk’a yalvarmalıdır.] Herhangi bir özür ile Ramazan ayında oruç tutamayanlar, Ramazan’dan hemen sonra, oruçlarını kazâ etmelidirler. Önce farz borçları yerine getirmeli, ödemelidir. Kazâ orucu bulunanların, bunun gibi kazâ namazı borcu olanların, nâfile ibâdetlerle meşgûl olmaları, boşuna zahmet çekmektir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT