BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sevmek gül, kıskanmak diken

Sevmek gül, kıskanmak diken

Bu hafta, köşeye denk geldiği için “köşe yazısı” adını alan bu yeri, köşe yazısı yazanın mutlaka bir fikri olduğundan hareket ederek içimizde goncalanan “sevgisizlik” üzerine kullanmaya karar verdim. Benim yazımın köşeye gelmesi tamamen sayfanın müdürü Sadık Söztutan’ın ve sayfa sekreterinin marifetidir. Çetin Altan’ın dediği gibi; belki de, bir marangoz hatasıdır.



Bu hafta, köşeye denk geldiği için “köşe yazısı” adını alan bu yeri, köşe yazısı yazanın mutlaka bir fikri olduğundan hareket ederek içimizde goncalanan “sevgisizlik” üzerine kullanmaya karar verdim. Benim yazımın köşeye gelmesi tamamen sayfanın müdürü Sadık Söztutan’ın ve sayfa sekreterinin marifetidir. Çetin Altan’ın dediği gibi; belki de, bir marangoz hatasıdır. ---------- Üç-beş gündür Mehmet’in “ihtiras tramvayına” bindik gidiyoruz. Bir arpa boyu yol almışlığımız yok ama debelenip duruyoruz. Bu konuda benim de fikirlerim ve kanaatlerim var tabii ki... Üstelik güdümlü değil, apartma hiç değil, kendi öz fikirlerim var. Emre’ye o hareketi yaptıracak kalleşçe yazıları yazan kişiyle aynı derneğin mensubu olmaktan utandığımı söyleyerek başlayayım ki yazım rengini daha başta belli etsin. Fırsatı bulur bulmaz, özellikle G.Saray kökenli bir gruba, yani “Terim - Servet - Emre - Hakan” karesini başa koyarak belden aşağı ve arkadan, kalemin gücünü kullanarak saldıranlara karşıyım. Nefretle kınıyorum o yazıları yazanları... Emre’yi ise sadece kınıyorum. Aradaki farkım budur benim... Aynı meslekte olduğum için hiç de kıvanç duymadığım birisi ve benzerleri akıl almaz eleştirilerini kişiliğe saldırı boyutlarında kusacak, cevap olarak bir gol atıp bir gol attıran bir uluslararası delikanlı susacak... Yok yaa... Saldırırsan kalleşçe, sonucuna da katlanacaksın... Sen sadece yazarsın... O ise oynar... Sen maç alamazsın, o ise en zor maçı alabilir. Onun elinde kalemi yok, bir çift kramponuyla çıktı, oynadı, attırdı ve attı; tek başına maçı aldı ve fazladan da bir el hareketi yaptı. Onu da, kalemini “kötülüğe yontan” ihtirasını sevmediği bir camianın, sevmediği adamlarının üstüne boca eden birilerine yaptı. Evet... TSYD mensubu olmaktan utandığımı söyledim... İsterlerse atabilirler 34 yıldır üyesi olduğum yerden. F.Bahçe’nin Türk oyuncuları kim?.. Volkan, Serdar, Deniz.. İki kaleci de kadrosundaydı ve Serdar sakattı. Volkan Bosna’dan üç tane kabul etti ama yine de kadrodaydı. Deniz, Malta maçının ikinci golünde baskı altındaki adamın üstüne gidip kademe hatası yapan ve ortayı boşaltıp golü yememize neden olan isimdi. Bunu teşhis etmek işlerine gelmedi. Üstelik sakattı. Kezman, Alex veya Lugano’yu mu oynatacaktı? Haa bir de Marco’dan bozma Mehmetimiz var. Onu niye oynatmadığını bile sordu bazı yazısı köşeye denk gelen yazarlar. Oysa kart cezalısıydı Türkçe hiç konuşmayan ve 6 yıldır Türkiye’de oynayan Marco Mehmedimiz. Önder için hâlâ FIFA tırmalıyoruz... Biz Yunanistan’a kurtuluş bayramında 4 attık ve üstelik orada, üç gün sonra Yunanistan Malta’ya gitti. Baba bir hakemle üstelik. İlk yirmide Malta defansına 4 sarı, Yunan maçı 3-0 aldı geldi oradan... Bizim Toraman’ın bileğine bastı adam, kartı biz gördük. Emre’ye arkadan tırpan, ikinci sarı yok. Maçın zarar ziyanı ise ortada: Sabri 6, Arda 4 hafta yok, Servet ise kırık kaburga ile oynuyor. Bunları göremeyenler de bu adamların karakterleriyle oynuyor. Sonra, Macar maçının hakemine kızan Türk köşe yazarları bile çıktı, niye yendik diye. Çünkü, ellerindeki fırsatı Emre ve arkadaşları almışlardı ellerinden... Saldıracaksan kalleşçe ve art niyetle; bir basın toplantısında üstüne kusulmasına, mükemmel işlerden sonra sana hareket yapılmasına da tahammül edeceksin. Onların kalemi ve köşesi yok. Sadece bir basın toplantıları ve bir de gol sevinçleri var cevap verebilecekleri. Üstelik adam genç ve ateşli. Hırs basmış. Adrenalin tavan yapmış... Zico’nun daha azını alarak kendini ateşlerde yürürken bulan adamın parasına göz diktiniz son olarak. Ayrıca... Bizde daha çok “Bilgiç” var, “Demirkol” var, ama atıp attıracak ve çok zor bir maçı çevirecek bir Emre pek yok. Demirkol çok, bir Emre daha yok... Özür dilerse Emre’ye, bir sonraki maçta kaptan çıkarmazsa Terim’e, geri almazsa Adnan Polat’a küserim. Dernek bana küsmüş, bana ne... --------- >>> Sevgi tuşu bozuk olanlar... Sevgi çipleri arızalı insanlar için sevginin bilgisayar kodunu çıkardık. “Enter”e bas, “Lock” ve “ctrl” yap ve gönder eşine dostuna: İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor. Kendisini sevilmeye lâyık görmediği için, sevilmekten korkuyor. Sorumluluk getireceği için, düşünmekten korkuyor. Eleştirilmekten korktuğu için, konuşmaktan korkuyor. Reddedilmekten korktuğu için, duygularını ifade etmekten korkuyor. Gençliğinin kıymetini bilmediği için, yaşlanmaktan korkuyor. Dünyaya iyi bir şey vermediği için, unutulmaktan korkuyor. Ve aslında yaşamayı bilmediği için, ölmekten korkuyor. ---------- >>> Sepet topu skandalı Şımarık, sporcu niteliği kalmamış bir takım uzun boylu adamların, her biri birer reklam yıldızı olmuş ve doymuş yağ oranı bir hayli yükselmiş delikanlıların, başlarındaki tuhaf, bilgisi artık yetersiz bir adamla bize yaşattıkları skandalı bile gölgede bıraktırdı nefretleri. Onlara teknik analizler... Bunlara kalleşçe eleştiriler... Hokkabaz Tanjevic’in hem Milli Takım’dan hem de Türkiye’nin en zengin kulübünden aldığı parayı bırakıp Terim’in parasına göz diktiler. Basketçiler yatıp kalkıp dua etsinler, medyanın “Terim - Servet - Emre - Hakan” nefretine... ----------- >>> POST-İT Spor yazarlığı; her kayıp yaptığında F.Bahçe’nin “ne kadar oynamadığına” bakmak değildir. Rakibin de “ne kadar oynadığına ve ne kadar oynatmadığına” bakabilmektir. Ya F.Bahçe yazarı olacaksınız, ya da spor yazarı. İlkini seçerseniz buyurun size Milli Takım ve onun G.Saray kökenli iskeleti... Yani “Terim - Servet - Emre - Hakan” malzemesi... ---------- >>> Niyeti ardında olanlar Sizler yiyip bitiresiniz diye yetiştirmedik 40 yılın Fatih Terim’ini... İçindeki sinirle beslenen ve enerjisini patlatan ateş basmış bir Emre Belözoğlu’nu... Bir iddia yorumcusu, Fenerbahçeli olduğunu açıkça söyleyerek yorum yapan ve kendisini daha bir kez bile herhangi bir maçın basın tribününde görmediğim birisi saldırsın diye bu adamları çerez yapmadık... Milli Takım’a kulüpçülük gözüyle bakarsanız, beni de kulüpçülükle suçlamak zorunda bırakırsınız ki; bu da beni değil... ...sizi acıtır -------- Nietzche: “Birey, gruba karşı her zaman mücadele vermek zorundadır. Ya gruba satacaktır kendini, ya da karşı duracaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT