BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Güçlü olmaya mecbur ve mahkûmuz

Güçlü olmaya mecbur ve mahkûmuz

Bugün size Cihan Devletimiz’in Avrupalılarla yapmış olduğu bir anlaşmayı yazmak istiyorum, sevgili okuyucularım. Devir, Kanuni Sultan Süleyman dönemidir.



Bugün size Cihan Devletimiz’in Avrupalılarla yapmış olduğu bir anlaşmayı yazmak istiyorum, sevgili okuyucularım. Devir, Kanuni Sultan Süleyman dönemidir. Avrupa’nın başında (en kudretli imparator olarak) Almanya İmparatoru ve İspanya Kralı Şarl-Ken, (Charles Qint) bulunuyordu. Kardeşi Ferdinand ise, Avusturya-Macaristan Kralı idi ve ağabeyi Şarl-Ken’e bağlı idi. Şarl-Ken, Kanuni Sultan Süleyman ile (her iki imparatorluğun orduları, muhtelif vesilelerle) otuz yıla yakın savaştı. Sonunda yani 1547 senesinde, Osmanlı ile Avrupa devletleri arasında bir anlaşma imzalandı. İstanbul Anlaşması denilen bu muahedenin maddeleri şöyledir: “Cihan Padişahı” “Türklerin yapmış olduğu bütün fetihler, Avrupalılarca kabul ediliyordu. Eski Macaristan krallık tacına ait olup da, Kral Ferdinand’ın elinde bulunan topraklar için Ferdinand, Padişaha tabi bir hükümdar olup yılda 53.000 altın vergi ödeyecekti... Türk ve Alman imparatorlukları tebeası serbestçe karşı ülkelerde gezebilecek, bu imparatorlukların gümrük resimlerini ödemek şartıyla serbestçe ticaret yapabileceklerdi. Osmanlı tebeası olup, Almanya’ya kaçan kişi, Hristiyan veya Müslüman olsun, Osmanlı’nın isteği üzerine derhal iade edilecekti. Almanya tebeasından Türkiye’ye sığınan Hristiyanlar ise, inceleme neticesinde adi suçlu ise iade edilecek ancak siyasi suçlu iseler iade edilmeyecekti. Kral Ferdinand, Osmanlı protokolünde vezir-i azamla eşit sayılıp, bütün yazışmalar buna göre düzenlenecekti. Türkiye hakanını babası bilecek ve bir oğul gibi itaat edecekti... Şarl-Ken, bu muahedenin şartlarını hem Almanya İmparatoru, hem İspanya Kralı olarak tasdik ediyordu. İmparator-Kral, Türk diplomasisi ile yazışmalarda imparator sıfatını asla kullanmayacak ve kullanılmasını istemeyecek, yalnız İspanya Kralı olarak kabul edilecekti. Avrupa’da imparator sıfatı, Türk diplomatik yazışmalarında karşılıklı olarak yalnız “Cihan Padişahı” Sultan Süleyman için kullanılabilecekti. Bu muahedenin (anlaşmanın) şartlarına uymayı Fransa, Venedik ve Papalık devletleri de taahhüt ediyorlardı...” Bu muahede, Türk kudret ve şevketinin, bütün tarih boyunca, zirvesine ulaştığı an olarak kabul edilmektedir. (Hammer, V, 395-6). Türkiye’nin hiçbir devletle eşit olmadığı, hepsinden üstün hukuki durumda bulunduğu, bütün Avrupa’ya resmen kabul ettirilmiştir...” (Yılmaz Öztuna-Kanuni Sultan Süleyman-BKY-İstanbul) Avrupa neden düşman? Bu anlaşmayı defaatle okuyun sevgili okuyucularım ve siz karar verin: Acaba bu Avrupa, bize neden düşman! Zamanın mütefekkiri merhum üstad Necip Fazıl Kısakürek’in ifade ettiği gibi: “O irtifa, o yükseliş çıkılmaz bir nokta mı idi bilmem. Lâkin bu inhitat, bu çöküş inilmez bir kuyu gibidir!” Güçlü olmaya mecbur, hatta mahkûm olduğumuz daha iyi anlaşılmıyor mu?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103972
    % 0.83
  • 5.7738
    % -0.03
  • 6.3613
    % -0.23
  • 7.4182
    % -0.05
  • 268.689
    % -0.53
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT