BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hindistân seyâhatinden döndük...

Hindistân seyâhatinden döndük...

Eğer İngilizlerin oyununa gelmeyip ayrılmasalardı; Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Keşmîr tek devlet olarak kalsaydı, sadece Asya’nın değil, dünyanın 1. süper devleti olabilirdi...



Türkiye’nin sayılı turizm şirketlerinden İrfân Turizm’in, 14-20 Nisan 2008 târihleri arasında, Asya’nın ve dünyânın en önemli ülkelerinden, eski ilim ve kültür merkezlerinden olan Hindistân’a tertiplediği seyâhate biz de katıldık. Yüzölçümü bakımından dünyâda 7. büyüklükte olan, nüfûs bakımından ise [Çin’den sonra] 2. sırada yer alan Hindistân; dînler, kültürler, diller, renkler, ırklar mozaiği hâlinde. [Burada bir mütâlaamı da serdetmeden geçemeyeceğim: Eğer İngilizlerin oyununa gelmeyip ayrılmasalardı; Hindistân, Pakistân, Bangladeş, Keşmîr tek devlet olarak kalsaydı, 1.5 milyarlık nüfusla, sâdece Asyâ’nın değil, dünyânın 1. süper devleti olabilirdi.] 18 milyon nüfuslu Yeni Delhi’deki en lüks otellerden “Le Meridien” Oteli’nde geceleri kalıp gündüzleri [başka başka eyâletlerdeki] Pânipüt, Serhend, Agra gibi bazı mühim şehirlere gidip-geldik. Delhî’de, Delhî Türk Sultânlarının ilki Kutbeddîn Aybek tarafından temeli atılan ve damadı İltutmuş tarafından tamamlanan Hint-Türk-İslâm mi’mârîsinin ortak ürünü, 800 küsûr yıllık bir âbide olan Kutub Minâr görülmeğe değer bir eser. [Kutbeddîn Aybek ve İltutmuş’un kabirleri de buradaki külliyyede bulunmaktadır.] Bâbür İmparatorlarından Hümâyûn Hân’ın yaptırdığı, dünyânın en gösterişli saraylarından biri olan Red Fort (Kırmızı Kale), Hümâyûn Hân Türbesi ve yine onun yaptırdığı Jama (Cuma) Mescidi; ayrıca (bir rasadhâne olarak yapılan) Jantar Mantar, [I. Dünyâ Savaşı’nda öldürülen 70.000 Hintli askerin hâtırasına tasarlanan ve 1931’de tamamlanan 53 metre yüksekliğindeki târihî eser] India Gate (Hindistân Kapısı), Safdarjang Türbesi, Rashtrapati Bhawan (Viceregal Lodge=Genel Vâlî Mâlikânesi) gibi daha görülecek birçok eser de Delhî’dedir. Âdetâ zıtlıklar ülkesi hâlinde olan ve hayâtla ilgili aradığınız her türlü rengi bulabileceğiniz Hindistân’da, “Turizm Rehberleri”nin ifâdelerine göre, lüks semtlerde [% 3 civârında] çok zengin insan bulunurken, fakîr mahallelerde, hattâ sokaklarda kalan [% 30’a yaklaşan] açlık sınırının altında pekçok insan da mevcuttur. “Nükleer Silâh”lara sâhip, “Bilgisayar Yazılımı” ve “Uzay Teknolojisi” konularında ileri gitmiş bulunan Hindistân’da çok miktarda eşek, at, öküz, manda arabalarına; bisiklet, motosiklet, üç tekerlekli [tuktuk denen] vâsıtalara da rastlanmaktadır. Bir tarafta lüks otomobilleri görebileceğiniz gibi, diğer tarafta kamyonlarda 2 kat hâlinde taşınan insanları da görebilirsiniz. Yollarda fillerin üzerine binmiş insanlara, maymun oynatan kişilere de rastlayabilirsiniz. [Ama kobra yılanlarının oynatılması artık yasaklanmış durumda.] 27 eyâlette, beş ayrı etnik gruptan meydâna gelen halk, dîn bakımından da Hindûlar, Müslümânlar, Hıristiyânlar, Sîhler ve diğer dînlere mensûp kişiler olarak [tabîî ki ana dînler Hindûizm ve İslâm], gâyet râhat bir şekilde bir arada yaşamaktadırlar. Müslümânlar, Hindistân’a ilk olarak sekizinci asırda gelmişler; Muhammed bin Kâsım’ın ordusu, 712 yılında, Hindistân’a girmiş; bunu müteâkiben ülkede Müslüman Arap ordularının ve Gazneliler’in fetihleri görülmüştür. Gazneliler’in Sultân Mahmûd zamânında başlattıkları seferler, Muhammed Gûrî Hân zamânında Hindistân’ın tamâmının fethedilmesiyle sonuçlanmıştır. On beşinci asır başlarında, bir ara Tîmûr Hân, ordusuyla Hindistân’ın büyük bir kısmını topraklarına katmış. Tîmûr Hân’ın soyundan Bâbür Şâh, bütün Hindistân’ı fethederek “Gürgâniye (Bâbür İmparatorluğu) Devleti”ni kurmuş; böylece Hindistân’da Türk-Hind İmparatorluğu başlamıştır. Sâdece Bâbür İmparatorluğu, İngilizlerin Hindistân’ı işgâline kadar, bölgede 342 sene hükümrânlığını sürdürmüş, İslâm Medeniyetinin göz kamaştıran, parlak, güzel örneklerini vermiştir; bunları biz baş gözlerimizle görmüş bulunuyoruz.. Ama maalesef İngilizler, Hindistân’ı işgâl edince, bütün ülkeye hâkim olup herkese, özellikle Müslümân halka çok eziyet etmekle kalmamışlar, kıymetli hazîneleri alıp ülkelerine götürmüşler, böylece târihî eserleri de tahrip etmişlerdir...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT