BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu ders kime?

Bu ders kime?

G.Saray, son yılların en hayati derbisine birkaç saat kala Lincoln’ü kaybetmiş olmanın sıkıntılarını yaşayarak oyuna çıktı. Bu oyuncunun yerine son lig maçından, derbinin son idmanına kadar saha yerine tedavi masasında yoğunlaşan Ümit Karan’ı, tek uç adam arkası kullanmak zorunluluğuna yakalanmıştı.



G.Saray, son yılların en hayati derbisine birkaç saat kala Lincoln’ü kaybetmiş olmanın sıkıntılarını yaşayarak oyuna çıktı. Bu oyuncunun yerine son lig maçından, derbinin son idmanına kadar saha yerine tedavi masasında yoğunlaşan Ümit Karan’ı, tek uç adam arkası kullanmak zorunluluğuna yakalanmıştı. Yani G.Saray’ın büyük maçlarda başvurmak olmazsa olmazı olan tek santfor kurgusu, yarım yamalak çıkmıştı sahaya. Buna karşılık Zico, takımın vitesi olan, topun rakip sahaya süratle taşınmasındaki bir numaralı oyuncusu Uğur’u, Vederson’un cezası bitmiş olmasına rağmen geri dörtlünün soluna çekerek, kendi çıkış yollarını tıkamıştı. Tabii, Denizli maçındaki futboluyla herkesin beğenisini kazanan Selçuk da Maldonado’ya bir kere daha kurban ediliyordu. F.Bahçe’nin teknik direktör yanlışlarıyla, G.Saray’ın sancıları, sıkıntıları karşı karşıya gelmişti. Takipçi olan ev sihibi, koca bir ilk yarıya amansız bir pres, dolayısıyla koluna giren baskıyla F.Bahçe kalesini sıkıntıya soktu ama bu görüntü sadece Ümit Karan’ın ayağı ile direğe giden bir pozisyon ve de Volkan-Edu ikramıyla filelere takılan golden başka pozisyon getirmedi. İlk yarının bana göre en çarpıcı olgusu ise, bu maça damgasını vurmasını beklediğim Mehmet Topal ile Aurelio’nun beklenmedik kötü performansları idi. Topal, derinliğe gelen topların hemen hemen hepsine yeşil ışık yakarken, Aurelio da kimbilir belki de Maldonado’ya güvenemediği için destekte eksik kaldı. Tabii, maçtan evvel sorsalar, bu G.Saray’ın, presle baskı klasiğini, bu maçta da tek santrforla oynadığı için gerçekleşeceğini söylemek falcılık olmazdı. Ama ne oynayacığı bilinen F.Bahçe’nin de 8 yabancısıyla, tek yabancılı bu G.Saray’a karşı sinmiş olması da akla gelemezdi. Lugano’nun sakatlanıp çıkışı F.Bahçe üzerine bir korku daha düşürdü ama... İkinci yarıda dahi teknik direktörün Maldonado’yu sonuna kadar sahada tutuşu, Vederson’u aklına geç getirişi, Semih’le çift santrfora dönüşü G.Saray’ın 65. dakikadan sonra yoruluşuna adeta destek anlamı taşıyordu. Maçın neredeyse son yarım saatini Deivid’in tek başına oynama gayretini de, ya da günün futbolunun hiçbir sayfasına uymayan bu çarpık iyi niyetine, Zico’dan hiç uyarı gelmeyince, ayakları artık zor kalkan, inanılmaz efor sarfetmiş G.Saraylılar da rahat etti. Cevat Hoca ve suflörleri, Zico’ya adeta ders verircesine yaptıkları değişikliklerle ilk yarının hiç de benzeri olmayan fiziki düşüşü de durdurmasını bildiler. 8 yabancılı F.Bahçe’yi, tek yabancılı G.Saray bu kadar kritik virajda yenerken, F.Bahçe’nin 1 numaralı koltuğunda oturanlara da ders vermiş oldu. >> BENİM YILDIZIM Nefesleri kesen derbide maçın yıldızı sıfır hata ile oynayıp, sadece bu becerisini kendi birinci derecedeki görevinde değil, topu oyuna sokmada da gösterebilen Servet idi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT