BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yaşanası bir Mersin için daha duyarlı olmalıyız

Yaşanası bir Mersin için daha duyarlı olmalıyız

Yaz geliyor, turizmin önemi bazılarınca hatırlandı, etkinlikler yapıldı. İyi, güzel ama her dönem çevremiz bakımlı olmalı; yalnız yaz sezonu değil!



Yaz geliyor, turizmin önemi bazılarınca hatırlandı, etkinlikler yapıldı. İyi, güzel ama her dönem çevremiz bakımlı olmalı; yalnız yaz sezonu değil! Bu konuda duyarlı olanları yine de takdirle karşılıyorum. Ancak yapılanlar yetersiz. Ben, Mersin Davultepe’de ikamet ediyorum. Aslında çok güzel bir yer ama daha güzel, temiz ve bakımlı olabilir. Önceleri orman müdürlüğüne ait olan, şu an belediyeye ait ormanlık alandan fidanlar önce eğilip sonra kesiliyorlar. Sonra sahil şeridindeki ağaçları tek tek yok ediyorlar. O ağaçlar hepimizin malı, nasıl yok edebilirler? Çocuk denecek yaştaki çocuklar, kimi büyükler ellerinde av tüfeğiyle adı geçen yerlerde avlanırken şahit oldum. Şaştım bu işe. Onun için denizin olmazsa olmazı martılar yok denecek kadar az, ormanlarda kuş görmek zor. Denizimiz taşlarla dolu, kumsallar bakımsız, denizde çöpler geziyor. Kimi yerlerde kanalizasyon arıtmasız denize dökülüyor. Bu kesimlerde sahilde yürümek güzelliğini kaybediyor. Sonra belediyeler güzelce spor alanları oluşturup, halka hizmete açmışlar. Gerçekten çok iyi, halkımız da bu yerleri temiz kullanmalı çöplerle bu yerleri kirletmemeli. Piknik yapıyorlar tabii ki, ancak sanki bir daha hiç gelmeyeceklermiş gibi pislik içinde bırakıp gitmek kimseye yakışmaz. Ayrıca belediyelerde çöplerin zamanında toplanması için gerekli özeni göstermeliler. Sahillerimize sahip çıkmalıyız, ülkemize, doğamıza gereken önemi vermeliyiz. Sahillerimizi doğal haliyle gelecek kuşaklara bırakmalıyız, doldurup üstüne park yaparak değil. Eğer park alanı yapılacaksa, mahalle aralarına yapılıp, insanların biraz soluk alması, yeşile kavuşması en güzel yoldur!... * Ali Sezer >> Yüksek lisans yapmış öğretmenlerin durumu ne olacak? Milli Eğitim Bakanlığına; Ben uzman öğretmenim, aynı zamanda yüksek lisans yaptım. Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici atama yönetmelğindeki ek 2 değerlendirme formunda; “Yüksek Lisans (Diğer Alanlarda): 3 puan”, “uzman öğretmenlere 5 puan”, ek 2’nin altında açıklama bölümünde, “Yüksek lisans ya da doktora yapmış olan uzman ve başöğretmenlere ayrıca puan verilmez” ibareleri bulunmakta. Uzman öğretmene 5 puan veriliyor, ama ben yüksek lisans yaptığım için âdeta cezalandırılıyorum. Açıklama gereği, uzman öğretmene verilen 5 puan, yüksek lisans yaptığım için bana verilmiyor, 3 puan veriliyor, yani yüksek lisans yapan uzman öğretmenler cezalandırılıyor. * İsmi mahfuz >> Terör nasıl bitirilir? Mayın patlamalarıyla şehit düşen Mehmetçik haberleri, yüreğimizi bir daha dağladı. Baharın gelmesiyle birlikte terörü tırmandırma gayretleri olduğu görülüyor. Bu terör belası sadece canlarımıza mal olmuyor, ekonomik kaynaklarımızı da kurutuyor, kalkınmamıza bir türlü fırsat vermiyor. Bu işi artık kökten bitirmenin zamanı gelmiştir. Sivrisinekleri öldürmekle bu işin bitmeyeceği anlaşılmış olmalı. Kurutulacak bataklık da bellidir... Ben de Güneydoğu kökenliyim; annem Erganili. Baba tarafım da Elazığlı. O bölgede bulunan her orjinden, her inançtan insanlarla bir arada yaşadık, hâlâ gidince hepsini ziyaret ederim, aramızda hiçbir problem geçmişte olmamıştır, şimdi de yoktur. Bu meseleyi, o insanları ve bölgeyi iyi bildiğimi düşünerek, ilgililere bazı tavsiyelerde bulunmak isterim: Bu işi çözmek için, problemin, sosyolojik, ekonomik, kültürel, siyasal ve dinî yönlerini de ihmal etmemek gerekir. İşi gücü olan, manevî değerleri güçlü bir kişinin eline silah verip o dağlara göndermek mümkün mü? İnsan öldürmenin ne kadar büyük günah olduğunun şuurunda olan birisi, terör gibi bir insanlık suçuna bulaşır mı? Terör belasından kurtulmanın yolu, askerî tedbirlerin yanında bu hususları da ihmal etmemekten geçer. Nitekim son seçimde AK Parti’nin bu bölgeden aldığı oylar, o vatandaşların çoğunluğunun da terör örgütünü benimsemediğini göstermektedir. Ülkenin üniter yapısını bozmak isteyen bazı iç ve dış mihrakların olduğu kesin. Ülkemizin gelişmesini, güçlenmesini, sözü dinlenen bir ülke olmasını istemeyen güçler vardır ve olacaktır. Ama uygun teşhis, tedbir ve tedaviyle bütün bu tuzakları boş çıkarmamız zor olmayacaktır. Bugüne kadar ihmal edildiğini düşündüğüm bu bölgeye şimdiki hükümetin eğilmesi, el atması, oradaki insanlara değer vermesi meselenin çözümü için çok etkili olacaktır. Hükümet, attığı adımları devam ettirmeli, yeni adımlar da atmalıdır. Ülkemizin bekası için, konuşmaktan, tartışmaktan ve cesur adımlar atmaktan çekinmemeliyiz... * Necdet Akman >> Vergi vermeyenler ülkeye kötülük yapıyor Devletimizin iyi hizmet vermesi için güçlü olması gerekiyor. Bunun yolu da düzenli vergi almasından, bütün vatandaşlardan vergi toplamasından geçer. Vatandaş olarak, aldığımız sağlık hizmetlerinden, emekli maaşlarımızın düşüklüğünden ve başka bazı hizmetlerden şikâyet ediyoruz. İlgililerin belirttiklerine göre ekonomimizin büyük bir kısmı hâlâ kayıt dışı, hâlâ birçok vatandaş vergi vermiyor. Kayıt dışı çalışanlar da çok fazla, bunlar için sigorta primi ve diğer vergiler verilmiyor. Hal böyle olunca, bütün yük vergi verenlerin sırtına biniyor. Vergi oranları yükseliyor, sigorta primleri sınırları zorluyor. Yine de açıklar kapanmıyor... Vergi vermeyenler ülkeye ve diğer vatandaşlara büyük kötülük yapıyorlar. Ülke onların sorumsuzlukları yüzünden gerektiği gibi kalkınamıyor, açıklar kapanamıyor, ekonomik krizler bitmiyor... Aslında bu durumdan dolayı vergi vermeyenler de zarar görüyor. Hepimiz aynı gemide olduğumuza göre, ülkede olan sıkıntı hepimizi etkilemiyor mu? Kayıt dışı çalışanlar da kendilerine göre gerekçeler ileri sürüyor. Vergi oranlarının, sigorta kesintilerinin çok yüksek olduğunu, bunu ödemeleri durumunda iflas edip kepenkleri kapatmak zorunda kalacaklarını söylüyorlar. Bu söylenenler doğru da olsa, çözüm kayıt dışında kalmak olmamalı. Zaten oranların yüksek olmasının bir sebebi de bu kayıt dışılık değil mi? Öyleyse yetkililer bu durumu iyi anlatmalı, insanlarımıza bu eğitim verilmeli; yüksek olan vergi ve kesinti oranları makul bir seviyeye bir an önce indirilmelidir. Buna rağmen hâlâ kayıt dışı açıkgözlülüğünde ısrar edenlerin de defterleri dürülmeli, gözlerinin yaşına bakılmamalıdır. Ülkemiz bu durumu hak etmiyor, el ele vererek bunu düzeltelim... * Hüseyin Aksu >> DÜZELTME: 5 Mayıs 2008 tarihli gazetedeki yazımızda, Bakü Büyükelçimiz Sayın Hulusi Kılıç’ın ismi sehven Bülent Uğur olarak yazılmıştır. Bu yanlışlıktan dolayı TC Bakü Büyükelçisi Sayın Hulusi Kılıç ile TC Bakü Büyükelçiliği Basın Müşaviri Sayın Bülent Uğur’dan özür dileriz...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT