BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Bu şampiyonluğun anlamı çok büyük’

‘Bu şampiyonluğun anlamı çok büyük’

Merhaba Sevgili Türkiye Gazetesi okuyucuları... Sizlere 4 gün boyunca, 2007-2008 sezonunda alnımızın akıyla, şaibeden uzak ve tüm spor kamuoyuna helal olsun dedirttiğimiz şampiyonluğa giden uzun maratonun öyküsünü bu sütunlardan aktaracağım...



Okan Buruk anlatıyor TEZ KONUSU ŞAMPİYONLUKSA GERİSİ TEFERRUAT -1- Merhaba Sevgili Türkiye Gazetesi okuyucuları... Sizlere 4 gün boyunca, 2007-2008 sezonunda alnımızın akıyla, şaibeden uzak ve tüm spor kamuoyuna helal olsun dedirttiğimiz şampiyonluğa giden uzun maratonun öyküsünü bu sütunlardan aktaracağım... Türkiye’de maalesef sezona G.Saray, F.Bahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor şampiyonluk parolasıyla başlar... Bu bir gelenek haline gelmiştir... Ancak bu sezon Trabzon, bu hakkını Sivasspor’a verdi. Sivas yönetimini, teknik ekibini bu başarısından dolayı kutluyorum... TEZ KONUSU OLABİLİR Şampiyonluğa oynayan 4 takım arasında bir fark vardı... Bu fark ise bizim şampiyonluğa daha fazla inanmamızdı. Bizi diğer takımın kadrosundaki futbolcular ve isimleri ilgilendirmiyordu. Biz takım oyunu oynayan bir ekiptik. Sakatlıklar bu sezon belimizi büktü. Bunların üstüne takım iyi giderken kadro dışı bırakılmalar, cezalılar, Song’un Afrika Kupası’na gidip uzun süre takımdan ayrı kalması, teknik ekibi kadro kurmakta bir hayli zorladı. Bunca sıkıntılara rağmen şampiyonluk yolunda hiç ama hiç umudumuzu kaybetmedik. Oynayan oynamayan hepimiz şampiyonluğa inandık ve başardık. Bu aslında inancın zaferiydi... Tez konusu bence şu olmalı: Bunca sakatlıklara, cezalılara, hocasız 7-8 maçları da eklersek, buna rağmen 25 futbolcu arkadaşımın, yönetimin ve teknik ekibin inanması... En zor zamanlarda tecrübeli arkadaşlar destek olduk. Bu inancımızdan asla ödün vermeden bu hedefe ulaşmak için çok çalıştık ve şampiyonluğu alnımızın akıyla hak ettik. Bunu rakiplerimiz de kabul ediyor ve bizleri alkışlıyor. İncelenmesi gereken bence birlik ve beraberliğin oluştuğu zamanlarda Türk insanının neler yapabileceği olmalı diye düşünüyorum... KALLİ YANLIŞ DEĞİLDİ Takımın başına hangi hoca gelirse gelsin, bizim için çok çalışmadıkça forma giymek zordu... Bunu futbolcu arkadaşlar bilirler. Kalli’nin gelişi aslında tartışıldığı kadar yanlış bir karar değildi. Yıllar sonra yeniden teknik direktörlük defterini açan Alman hocanın ilerleyen yaşının yönetimde çatlaklara sebep olduğunu basından takip ettik... Ancak zaman içinde sıkıntılar da olmadı desek yalan olur. Bunlar her aile içinde yaşanabilecek sıkıntılardı. Bu sıkıntılar diğer takımlarda da oldu... Sıkıntılı anlarda, o zaman futbolun tek sorumlusu olan başkan yardımcısı Adnan Polat ve Futbol A.Ş Genel Müdürü Adnan Sezgin devreye girerek olayları yöneticilik tecrübeleriyle sıkıntısız bir şekilde kapatmasını bildiler. DAHA İLK GÜN İNANDIK Sezon başında ilk idman öncesi toplantımızda, dönemin başkan yardımcısı olan Adnan Polat bizlere hedeflerini bir bir sıraladı... Bu hedefe inanmayan arkadaşlara gerekirse bonservis bedelini dahi istemeden kolaylık sağlayacaklarını ve hemen gönderebileceklerini veya kiraya verebileceklerini ifade ederek, kendisi gibi bizleri yani tüm futbolcuları da şampiyonluğa inandırmış oldu. Söylediklerine bütün arkadaşlarımız katıldık. Hedefi olmayan bir takım ne için mücadele edecekti. Bu hedeflerin sakatlıklar sebebiyle hepsine ulaşamadık. Ancak en büyük hedefimize ulaştık diyebilirim. KAMPTA TAM KADROYDUK G.Saray’ın başına tek yetkili olarak getirilen Feldkamp’ın isteği ile, futbolcuları tanıması ve gidecekleri kendisinin belirlemesi için yönetim böyle bir karar aldı... Kadrodaki tüm futbolcu arkadaşlarıma Kalli, İsviçre ve Almanya kampındaki hazırlık maçlarında forma verdi. Feldkamp, burada yeni ve eski futbolcu arkadaşlarımızı izleyerek kadroyu şekillendirmeye çalıştı. Kampta sadece Necati’nin ismi net olarak yazıldığı için onu biliyorduk. Ama inanın son güne kadar diğer futbolcular hakkında kimin gidip geleceği konusunda hiçbir bilgimiz yoktu. KADRODA OPERASYON Kalli’nin, G.Saray’dan kimleri göndereceğini bizler de bilmiyorduk. Basından takip etmeye çalışıyorduk ama bazı isimler yazılıyordu, onlara biz de inanmak istemiyorduk. Mondragon, İliç ve İnamoto sezon başlamadan gitmişti. Necati Ateş ve Tomas ismine pek inanmak istemedim ben şahsen ama bu isimlerle birlikte Kalli’nin Emre Aşık, Cihan, Hasan Kabze ve Orhan Ak’ı, hazırlık kampı sonrasında ‘İstemiyorum’ diyerek göndermeye karar vermesi, yeni gelen arkadaşların ne kadar uyum sağlayacakları hususunda, aslında bizleri de biraz olsun endişelendirmişti. Kalli’nin operasyonlarına yönetimin sessiz kalması, Alman çalıştırıcıya tam yetki verdikleri anlamına geliyordu. Lincoln’ün kalitesine bir şey demek mümkün değil, o bir yıldız. Linderoth da milli bir futbolcu. Barış, Serkan, Volkan, Servet, Bouzid ne kadar uyum sağlayacaklar endişesini tahmin ediyorum ben değil bir çok arkadaşım yaşamıştır. Ancak bu arkadaşlarımız ve daha sonra gelen Nonda ve Hakan Balta çok iyi performans göstererek başarıda büyük emek sahibi oldular. Mondragon’dan sonra tartışılan kaleciler ise bu sezon en az gol yiyen bir takımın kalesini korudular. Bu takım eskisiyle yenisiyle, yönetimiyle, teknik ekibiyle tek hedefe yönelmişti. O da şampiyonluktu. Bizden kadro bakımından güçlü takımları geride bırakarak şampiyon olduk. Bu bizim şampiyonluğumuzu daha da anlamlı hale getiriyor. KALLİ YILDIZLARI KESTİ! Geçtiğimiz sezon oynadığımız ve asla tasvip etmediğim F.Bahçe derbisindeki olaylar sebebiyle, 5 maçlık seyircisiz oynama ceza aldık ve sezona bu olumsuzlukla başladık. 7. hafta Beşiktaş ile oynayacağımız zorlu derbisi öncesinde Kalli’nin, kızını kampa aldığı gerekçesiyle Hakan Şükür’ü, arkadaşlarını tesislere davet etmesi yüzünden de Lincoln’ü kadro dışı bırakması, taraftarlarımızı olduğu kadar bizleri de sarstı. Bu iki arkadaşımızın oynamadığı maçı 2-1 kazandık. Bu olaylardan sonra en ufak bir sakatlıkta dahi Lincoln, Hakan Şükür, Feldkamp’a karşı yazıldı, çizildi. Aslında kırgınlık büyütüldüğü kadar değildi. O ara gerçekten bu olayların üzerine sakatlıklar gerçekleşince ‘Lincoln bilerek oynamıyor’ denildi. Ortada bir olay vardı. Ama Adnan Polat olayı idarecilik kabiliyetiyle kapatmasını bildi. Belki de Polat olaylara müdahale etmeseydi Lincoln bugün G.Saray’da olmayabilirdi. Ancak Polat, Lincoln’ü ve Hakan’ı ikna ederek olayı kapatmasını bildi ve sonuçta G.Saray kazandı. Lincoln de Hakan Şükür de bizim için çok önemli arkadaşlar. Basındaki Lincoln’ün, Feldkamp’la soğuk savaş başlattığı haberleri Kalli gidene kadar sürdü. Zaman zaman, ‘Acaba kırgınlık hâlâ sürüyor mu?’ dediğim zamanlar da oldu. 12. haftadaki G.Birliği karşılaşmasına kadar boş tribünlere oynadık. Ali Sami Yen’de bütün maçlarımızı kazandık. 11. haftanın sonunda seyircimizin önüne yenilgisiz ve lider olarak çıktık. Şampiyonluk yarışındaki rakibimiz F.Bahçe’ye 6 puanlık fark yaptık. Bu bizi şampiyonluk yolunda daha da kamçıladı. Ama Avrupa’da kadromuz sakatlıklar yüzünden yetersiz kaldı ve başarılı olmadık. SAKATLIK KÂBUS OLDU Bu sezon biz G.Saray olarak hiçbir şeyden çekmedik, sakatlıklardan çektiğimiz kadar. Oynadığı maçlarda başarılı grafik çizen Linderoth, 9. haftada sakatlanarak sezonu kapadı. Lincoln, sakatlıklar sebebiyle birçok önemli karşılaşmada takımı yalnız bıraktı. Benim 4. hafta sakatlanmam ve uzun süre takımdan ayrı kalmam... Ayhan’ın yaşadığı uzun süreli sakatlığın ardından, genç Uğur’un Konya’da, karlı zeminde sakatlanarak sezonu kapatması, takıma büyük darbe vurdu. Hasan Şaş’ın iki kasığından birden sakatlanmasıyla devam eden süreçte, G.Saray 18 kişilik kadrosunu oluşturmakta bile zaman zaman zorlandı... TEZ KONUSU G.Saray bu sezon futbolun bütün bilinen doğrularının aksine hem inanılmaz bir kadro değişimi yaşarken, hem de oynadığı futbolla taraflı tarafsız tüm futbolseverlerin beğenisini kazandı. “Takımdan gönderilemez” denilen birçok yıldız oyuncunun ayrılmasına rağmen dimdik ayakta kalan Cimbom’da 37 futbolcudan oluşan operasyon için Adnan Sezgin, “Bu yaptıklarımız ABD’de tez konusu olur” demişti. Zaman onu haklı çıkardı. YARIN: >> Hasan Şaş’ın şok kararı >> Sabri neden kadro dışı kaldı?... >> Feldkamp’ın gideceği belli miydi?... >> Kaostan zafere giden yol nasıl başladı?...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT