BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünya bu belgeleri İLK DEFA görüyor

Dünya bu belgeleri İLK DEFA görüyor

Bir kısmı yırtılmış bir kısmı silinmiş... İçlerinden birinde yer alan ve üzerine ciltler dolusu eserler yazılacak o anlamlı sözler, 4-5 asırlık çileli yolculuğu özetliyor: Haza kaderi (Kaderimiz bu)...



Kökleri Müslümandı - Bölüm-2 - Yazı ve fotoğraflar: OSMAN SAĞIRLI Belgeleri Maliye Bakanı Ruy Barbosa yaktı Kölelere ait birçok belge 15 Aralık, 1890 tarihinde, o zamanın Maliye Bakanı Ruy Barbosa’nın emriyle ve ülke tarihinden kölelik izlerini silmek niyetiyle yakıldı. Bu kararın altında, köle sahiplerinin, kölelerin serbest bırakılmasıyla ilgili tazminatları ödememesi için yapılmış ekonomik bir manevra yatıyordu... Nesilden nesile aktardılar... Bazıları titrek ellerle yazılmış, bazıları silinmiş, yırtılmış tam tamına 26 belge... Üzerlerinde küçük küçük kat izleri bulunan kimilerinde namaz sureleri, kimilerinde ayetler yazan bu belgeler, dinleri değiştirilen kölelerin İslamiyeti yaşatmak için verdikleri mücadelenin dünyadaki yazılı tek örneği. Kölelerle ilgili belge ve dokümanları incelemek için bizi önce Afrika-Asya Kültür Araştırmaları Enstitüsü, Bahia Halk Arşivleri Müdürü, aynı zamanda Bahia Eyalet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Maria Teresa Navarro de Britto Matos’un odasına alıyorlar. 55 yaşlarında nazik bir hanım, Prof. Maria Teresa, “Türkiye’den geldiniz ve Müslümansınız öyle mi?” derken bile o kadar hafif konuşuyor ki, sesini duymakta zorlanıyorum. “Belgeleri de görebilir miyiz” talebime sessiz kalıyor. Elindeki kaleme attırdığı parendelere bakılırsa isteğimiz biraz imkansız gibi görünüyor.... YAKILAN BELGELER Sesini biraz daha gürleştiriyor, yüzüne ciddiyet yükleyip, konuşmaya başlıyor: “Bakın size şu kadarını söyleyebilirim... Yaklaşık iki yıldır üzerinde çalıştığımız bu belgeler bizim için çok önemli. Müslüman kölelerle ilgili olarak Brezilya’daki tek kayıt bunlar. O yıllara ait belgeler köleliğin kaldırılmasının ardından 15 Aralık 1890 yılında ilk cumhuriyet hükümeti Maliye Bakanı Ruy Barbosa tarafından ülke tarihinden kölelik izlerini silmek niyetiyle yaktırılmış. Belki de bu kölelere tazminat ödememek için yapılmış bir manevra... Elimize ancak kölelerin üzerlerinde kalan küçük küçük katlanmış, nesilden nesile aktarılmış kağıtçıklar var... Bu belgelerin gösterilmesinden hoşlanmayan siyasiler de çıkabilir. Fakat siz Müslümansınız ve bunlar da Müslümanlara ait. Benim ilme olan saygım şartları zorlamamı gerektiriyor. Arkadaşlara talimat veriyorum hazırlasınlar...” Masasındaki telefonu kaldırıp önce bize birer kahve söylüyor... Üst üste yığılı bir sürü kitabın arasından çıkardığı bir kitabı da uzatarak, “Eğer kölelik hakkında bilgi almak istiyorsanız. Bu kitap en iyisi...” diyor... “Çok detaylı bir çalışma!” Bahia Eyalet Üniversitesi’nden Joao Jose Reis’in kaleme aldığı Rebeliao Escravas - 1835 (Kölelerin İsyanı ) adlı kitabın kapağında besmele görülüyor. ELDE KALAN TARİH Prof. Maria Teresa, kitapta anlatılan ‘1835 İsyanı’ sonrasında Bahia’da İslamiyet’in yasaklandığını belirterek, Bahia’da çok İslam eserinin olduğunu ancak yok edildiklerin söylüyor. Kara Kıta’dan getirilen kölelerin dramını anlattıkça açılıyor... “Brezilya’da özellikle siyahların geçmişi yok edilmiş. Ancak tarihi elde kaldığı kadarıyla da olsa geleceğe aktarma sorumluluğumuz var. Milyonlarca insandan geriye kalanları birileri yakmış, biz de küçük kağıt parçalarını topluyor, küçücük ipuçları arıyoruz. Biliyorsunuz Portekiz bir zamanlar dünyanın en büyük sömürge imparatorluğu idi. ‘Şimdi Portekiz ve Portekizce Konuşan Diğer Ülkeler Projesi’nin bir parçası olarak değişik coğrafyalardaki bilgiler toplanıyor. Şu ana kadar elde edilebilen bütün kayıtlar dosyalandı. Bir mikrofilm arşivi oluşturuldu. 2010 yılında bu projenin ilk ayağı tamamlanmış olacak. Biz de onun bir parçasıyız...” GEÇMİŞİ AYDINLATACAK İnsanlığa ve tarihine yapılan bunca kötülüğün ardından toplanmaya çalışılan belgeler gerçeği ne kadar yansıtır bilinmez. Ancak, ben 2010’dan önce bu belgelerin orjinalini göreceğim için heyecanlıyım... Prof. Terasa’nın odasından birlikte çıktığımız refakatçi, arşivlerin bulunduğu bölümden geçerken rafları dolduran dosyaları işaret ediyor, “Bunlar beyazların. Eğer siyahlarla ilgili bir yazışma varsa onlar da bize ışık tutacak.” Nerelerden medet umuluyor. Sen gel adamların ülkesini bas, hayatını, gençliğini, hayallerini, tarihini yak. Sonra da belki bir beyaz yazısında bunlardan bahsetmiştir diyerek tozlu rafları dolduran koca koca dosyalarda cümle ara... Mazileri, tarihleri ve hayalleri yakıldı Maskeli, eldivenli, beyaz önlüklü görevlilerin tek tek açtıkları zarflardan Afrikalı kölelerin hazin mazileri çıktı Neyse biz alacağımızı alalım.... Prof. Terasa’ya göre kölelerin el yazıları bu güne kadar hiç görüntülenmemiş, eldeki belgeler sadece bunlardan ibaret. Muhtevası ne olursa olsun ilk kez biz görüntüleyeceğiz. Eğer son anda caymazlarsa... İşte oldu, tamam. Büyük bir salona açılan kapının gıcırtısıyla boydan boya uzayan masa üzerinde yanyana dizilmiş, beyaz zarflarla karşı karşıyayız Maskeli, eldivenli, beyaz önlüklü görevliler zarfları tek tek açıyorlar. Hepsini numarasına göre titizlikle yerleştiriyorlar... Tam 26 tane belge... Arabi harflerle yazılan belgeler mikrofilmde bu kadar net değildi. Ancak birçoğu küflenip çürümüş. Bir kısmı yarım, yırtık. Hatta belgelerin bazıları ters ataşlanmış, bazı belgeler hiç alakası olmadığı halde diğerinin parçası diye yanyana tutturulmuş. Anlaşılan o ki, Arab alfabesini bilmeyen kişiler tarafından tasnif edilmiş, henüz uzmanların eline geçmemiş... Bazı kağıtlarda küçük küçük kat izleri dikkat çekiyor. Bazıları titrek ellerle yazılmış. Üzerlerinde saklandığı anlaşılıyor. Tılsım gibi şeyler. Fakat yazı karakteri itibariyle Arapça dışında bazı izler de taşıyor. Abdulhamid bazılarını sınırlı vakitte ayaküstü okuyabiliyor. Bazılarına dikkat kesiliyor anlamıyor. Yakın ilgi göstermemizden telaşlanıyorlar... Nefesimizimizden bile sakınıyorlar... ‘Aman elleme’ ikazları ard arda geliyor. Cezaevinde yakınları ile görüşen mahkumlar gibiyiz... ‘Tamam bu kadar teşekkür ederiz!’ ikazları otomatige bağlanıyor. Eh ne yapalım çektiğimiz fotoğraflardan okumaya çalışacağız, buna da şükür. İŞTE O ANLAMLI SÖZLER Belgeler oldukça eskiydi. Biraz daha ayak sürüsek hiç de fena olmazdı. Ama ne mümkün! Dar uzun koridorlardan bahçeye uzanan yol boyunca makineme kaydettiğim fotoğrafları büyüterek inceliyorum. Ekrandan büyüttükçe harfler daha net görünüyor. Kimilerinde namaz sureleri, kimilerinde ayetler yazıyor. Titrek elle yazılmış bazı harfler silinmiş, bazıları eksik yazılmış.... Bol bol tesbihatlar, istiğfar duaları var yazılı metinler arasında. Heyhat!.. Ve o günkü durumu anlatan daha doğrusu 4-5 asırlık meseleyi özetleyen bir kısmı yırtılmış o çok anlamlı metin gözüme ilişiyor. İşte üzerine ciltler dolusu eserler yazılacak o anlamlı sözler: Haza kaderi (Kaderimiz bu). Belki yanlış anlamışımdır, belki başka bir anlamı vardır diyerek defalarca sağını solunu çevirip baktım baktım. Olmadı Abdulhamid’e okuttum, yanılmamışım... Çilenin doruklarındaki insanlar duruma razı olmuş, ama yine isyan etmeyerek bu duruma bile şükretmesini bilmişlerdi. > YARIN Kunta Kinte’nin satıldığı pazar ve konulduğu zindanlar...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT