BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yine Selçuklulara dâir...

Yine Selçuklulara dâir...

Sultân Alparslan’dan sonra tahta geçen Melikşâh, çok halîm-selîm, affedici, fakat devlet ve millet işlerinde ciddî, müstesnâ bir şahsiyetti...



Melikşâh, devrinde bozkırlardaki Türk boylarını, bütün Îrân’ı, Arabistân’ı, Sûriye ve Filistîn’i idâresi altına aldı. Anadolu’nun fethi üzerinde hassâsiyetle durup, babasının vazîfelendirdiği amcaoğlu Kutalmışoğlu Süleymân Şâh ve Türkmen beylerinden Alp İlig, Artuk Bey, Mansûr, Dolat gibi komutanlarla fütûhatı sürdürdü. Selçûklu kumandânları, Bizans’ın Türklere karşı kurduğu “Ölmezler” adlı askerî birlikleri mağlûp ettiler. Artuk Bey, Bizans kuvvetlerini 1074’te Sapanca çevresinde mağlûp ederek, 100.000’den fazla Türk’ü, İzmit’ten Üsküdâr’a kadar olan sahaya yerleştirdi. Kutalmışoğlu Süleymân Şah, güneydoğu harekâtıyla, Adana dolaylarını fethetmekle meşgûldü. Fırât’ı geçerek Çukurova, Maraş, Tarsus, Antep ve Urfa’ya dağılan Ermeni ve ücretli Frank askerlerini Antakya’da; Gümüştigin de Nizip, Âmid ve Urfa civârında Bizans kuvvetlerini mağlûp ettiler. Artuk Bey, Sultân Melikşâh’ın emriyle Doğu harekâtını idâre etti. 1074-1077 seneleri arasında Sivas, Tokat, Çorum havâlisini, Yeşilırmak ve Kelkit havzalarını ele geçirdi. Artuk Beyden sonra yerine Danişmend Gâzi geçerek, Amasya ve civârını Karadeniz’e kadar aldı. Mengücük Gâzî, Şarkî Karahisâr, Erzincân ve Divriği havâlîsini; Ebü’l-Kâsım da, Erzurum ve Çoruh bölgesini fethetti. Orta, Kuzey-batı ve Batı harekâtını Süleymân Şâh idâre edip, Bizanslılarla mücâdele ve onların âsî kumandânlarıyla ittifâk yaptı. Bizanslılar, Balkanlar’daki iktidâr mücâdelesi ve iç hâdiseler üzerine Selçûklulardan yardım istediler. Yardım talepleri Selçûkluların menfaatleri doğrultusunda karşılandı. Süleymân Şâh, İznik’e yerleşerek, bu şehri Türkiye Selçûkluları Devletinin merkezi yaptı. Selçûklular, Anadolu’da sâhil şehirleri dışında Toroslar ve Çukurova’dan Üsküdâr’a kadar bütün bölgeye yerleştiler. Bu durum karşısında Avrupalılar Çin’e elçilik hey’eti göndererek, Selçûkluların doğudan tazyîk edilmesini istediler. Ancak mürâcaatları netîcesiz kaldı. Diyârbekir bölgesinin fethi için Selçûklu seferleri, Fahrüd-devle Cüheyr’in İsfehân’a gelmesiyle başladı. Fahrüddevle, buradaki Karmatîlerin yola sokulması için hareket eden Artuk Bey ve bağlı kuvvetlerle berâber Diyârbekir’e doğru yola çıktı. Fahrüd-devle’nin kumandânlığındaki birlikler, çevredeki Mârdîn, Hasankeyf, Cizre ve daha otuz kadar kaleyi ele geçirdiler. Diyârbekir, Fahrüd-devle’nin oğlu Zaîmüd-devle ve emrindeki kuvvetlerin 4 Mayıs 1085’te şehre girmesiyle düştü ve Mervânîler Devleti ortadan kalktı. Mûsul’un fethine memûr edilen Aksungur ve diğer Türkmen emîrleri şehre harpsiz girdiler. Fethi müteâkip Mûsul’a gelen Melikşâh, büyük bir merâsimle karşılandı. Mûsul emîrliğine Şerefüd-devle’yi ta’yîn etti. Sultan Alparslan zamânından beri Sûriye ve daha güneye yürüyen meşhur Selçûklu kumandanlarından Atsız, seferlerini Melikşâh zamânında da sürdürdü. Uzun süre muhâsara ettiği Dimaşk’ı 1076 Martında Selçûklu topraklarına kattı. Dimaşk’ın alınmasından sonra, Cumâ hutbesini Halîfe Muktedî ve Sultân Melikşâh adına okuttu. Daha sonra Selçûklu Devletinin “Fâtımî Devletinin ortadan kaldırılması” politikasına uygun olarak, Mısır’a doğru sefere devâm etti. Fakat muvaffak olamadı ve başarısızlığı Sûriye emîrliğinden alınmasına sebep oldu. Yerine Melikşâh’ın kardeşi Tâcüd-devle Tutuş getirildi. Sultân Melikşâh, kardeşi Tutuş ile Kutalmışoğlu Süleymân Şâhın mücâdelesi üzerine 1086’da İsfehân’dan hareket ederek Sûriye’de âsâyîşi yeniden tesîs etti. Haleb vâlîliğini Aksungur’a, Urfa’yı Bozan’a, Antakya’yı da Yağısıyan’a verdi. 1087 senesinde Sultân Melikşâh, Süveydiye kıyılarından Akdeniz’e ulaştı. Böylece Uzak Doğudan Orta Doğuya kadar hâkimiyet kurdu. Dönüşte hilâfet merkezi olan Bağdâd’ı ziyâret etti. Halife Muktedî tarafından kendisine iki kılıç kuşatıldı ve 25 Nisan 1087’de “Dünyâ hükümdârı” i’lân edildi. Selçûkluların İslâma ve insanlığa hizmeti sâyesinde kısa zamanda genişlemesi, düşmânlarını hızlı bir faâliyet içine soktu. Bizanslılar ve sapık fırkalara karşı mücâdele eden âlim ve kumandânlar sûikastla öldürülüyordu. 1092 senesinde, önce Selçûkluların meşhûr vezîri Nizâmül-mülk, Hasan Sabbâh’ın fedâîlerinden bir bâtınî tarafından; arkasından Sultân Melikşâh Bağdâd’da zehirlenerek şehîd edildiler...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT