BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘YILIN KADIN GİRİŞİMCİSİ’ ÖDÜLÜNÜN SAHİBİ AYSAL: İÇİNİZDEKİ ÇOCUĞU HER ZAMAN YAŞATIN

‘YILIN KADIN GİRİŞİMCİSİ’ ÖDÜLÜNÜN SAHİBİ AYSAL: İÇİNİZDEKİ ÇOCUĞU HER ZAMAN YAŞATIN

“İnsan gönlünde, evinde, iç dünyasında huzurluysa bu iş dünyasına da kendiliğinden yansıyor. Huzursuzluktan nefret eden bir insanım! Ne yapıyorsan yap, huzurlu ol, keyifli ol!.. Kaç yaşında olursanız olun, içinizdeki çocuğu yaşatın, öldürmeyin. Kendinizi şımartın.”



RÖPORTAJ Özlem YILMAZ ozlemyilmaz.tgrt@hotmail.com Ahu Hanım gazetemizi dikkatle inceledi. Ahu Kerimoğlu Aysal kimdir? * Ahu Aysal, 1958’de İstanbul’da doğdu. Babası Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji bölümünün kurucusu Prof. Dr. Sebahattin Kerimoğlu, annesi Meryem Nimet Kerimoğlu’dur. İlk öğrenimini İstanbul Şişli Terakki’de yaptıktan sonra İngiltere’ye giderek Eastborne College’e devam etti. Okul yıllarında tanıştığı Ünal Aysal’la dünyaevine giren Ahu Hanım daha sonra eşiyle birlikte eğitimlerine İsviçre’de Neuchatel Üniversitesinde devam ettiler. Eşinin işi dolayısıyla da Belçika’ya yerleştiler. Ahu Hanım’ın, şu anda ayrılmış olduğu eşinden iki kızı bulunuyor. * Ahu Aysal, Türkiye’de turizm işine ilk olarak 1985 yılında atıldı. Antalya Kemer’de ilk tatil köyü olan Club Salima’yı kurdu. 1999 yılında yine Kemer’de Türkiye’nin ilk Thalassoterapi Merkezi’ni de içinde bulunduran Ma Biche Oteli’nin projesine başlayan Ahu Aysal, 2002 yılında tesisi hizmete geçirdikten sonra işletmeyi kiraladı. Ahu Hanım 2002’de İstanbul’a gelerek aile şirketi olan Unit Turizm Yatırımları A.Ş.’de Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak göreve başladı. Aynı yıl Kuruçeşme’de eski Muhsinzade Yalısı’nın da bulunduğu araziyi satın alan Aysal, yalıyı aslına uygun olarak yeniden inşa ettirerek 2006’da hayalindeki Hotel Les Ottomans’ı işletmeye açtı. Ekonomist dergisi tarafından 2006 yılının kadın girişimcisi olan Ahu Aysal, eğitime katkılarından dolayı da Basbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından ödüllendirildi. ‘YILIN KADIN GİRİŞİMCİSİ’ ÖDÜLÜNÜN SAHİBİ AYSAL: İÇİNİZDEKİ ÇOCUĞU HER ZAMAN YAŞATIN Ahu Hanım’ın çocukluğu nasıl geçti, ailenize düşkün müydünüz? İlk önce şöyle bir şiirle başlayalım; “Bahçelerde al kiraz, yoldan çekilin biraz, Ahu Hanım geliyor, ne bu eda ne bu naz... Kumrular öter hu hu, babasının tek ruhu, benim güzel yavrum, ipek gözlü kızım Ahu”... Babam Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde nöropsikiyatri profesörüydü. Bunun yanında hobi olarak da çok güzel şiirler yazardı. Babacığımın bana yazdığı bir çuval dolusu şiiri vardır. Annem ev hanımıydı, çok candan ve sevecen bir kadındı. Anneciğimin kızdığını, sesinin yükseldiğini, kaşlarının çatıldığını hiç hatırlamam. Annem ve babamla üç yaşımdayken bile karşılıklı olarak oturur konuşurduk. Bana büyük insan muamelesi gösterirlerdi. ONLARI ÖZLÜYORUM Kaç kardeştiniz? Annemin üçüncü, babamın ilk çocuğuydum. Annem daha önce iki kez evlenmiş. Annem ve babam da maalesef hayatta değiller. İkisini de 10 yıl önce kaybettim. Şunu özellikle söylemek istiyorum ki, “Herkes anne ve babasının kıymetini ve değerini hayatta iken bilsin. İnsanın kendi ailesinin yerini kimse ve hiçbir şey dolduramaz”. Onları çok özlüyorum. Sadece iş kadını değil aynı zamanda iyi bir annesiniz. Güler yüzlü ve sevgi dolu bir kişiliğe sahipsiniz. Bunun işinize yansıması nasıl oluyor? İki kız annesiyim. Kızlarım da aynı benim gibidirler. İnsan önce gönlünde, evinde, iç dünyasında huzurluysa bu iş dünyasına da kendiliğinden yansıyor. Huzursuzluktan nefret eden bir insanım! Ne yapıyorsan yap, huzurlu ol, keyifli ol!. Elimden her şeyimi alsınlar şimdi, beni dımdızlak ortada bıraksınlar, ben yine aynı huzur, aynı güler yüzle yeniden hayata başlarım. Babam beni o kadar güzel ve özgüvenle yetiştirdi ki, “Her şeyin altından kalkabilirim, her şeyi anlayabilirim”. Babamın kuvveti var üzerimde. Ayrıca bir de sevgi, saygı çerçevesi içersinde “Olduğun gibi davranmayı, güzellik olarak görüyorum”. Kaç yaşında olursanız olun, içinizdeki çocuğu yaşatın, öldürmeyin. Kendinizi şımartın düşüncesindeyim... “Yılın Kadın Girişimcisi” ödülünü aldınız. Yeni nesil girişimcilere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz? Her şeyin başında disiplinli olmalarını tavsiye ederim. Mantıklı hayaller kursunlar. Düşüncelerin de inatçı olsunlar, yani kolay pes etmesinler ve disiplini hiçbir zaman ihmal etmesinler. Sizce Başarılı bir Türk kadını olmak için neler prensip edinilmeli? Hiçbir şey hayatta tek başına yapılamaz. Başarıda seninle birlikte, çalışanların da sana yardımcıdır. Bu sebepten dolayıdır ki; çalıştığın insanlara güveni, saygıyı eksik etmemek gerekir. Seninle beraber çalışan insanlar başarıda yüzde 60 etkilidir. Ülkemizi ziyarete gelen seçkin kişiler konaklamak için artık önce Les Ottomans’ı tercih ediyor. Bunlardan bazılarının isimlerini verebilir misiniz? Kevin Costner, Daniel Day Lewis ve eşi Rebecca Miller, Paris Hilton, Kylie Minogue, Kate Moss, Julio Iglesias, Jose Carreras, Donna Karan, Josh Holloway, Zac Posen ... Otele gelen misafirlerinizin, oteliniz hakkındaki tepkileri nasıl? Misafirlerimizin hem çıkarken “misafir defterine” yazdıklarından hem de kısa süre içerisinde tekrar gelmelerinden anladığımız kadarıyla son derece memnun ve mutlu olarak ayrılıyorlar. Sosyal sorumluluk projelerinde sıklıkla yer alıyorsunuz, hangi yardım derneklerini destekliyorsunuz? Şahsi olarak bir okul yaptırdım ve okumasından mükellef olduğum çocuklarım var. Onun dışında Unit Holding olarak, çeşitli yardım kuruluşlarına destek veriyoruz. İleri görüşlü, ufku geniş ve vizyon sahibi biri olarak turizme ilkleri getirdiğinizi biliyoruz. Bu ilkler nelerdir? Türkiye’de ilk tatil köyünü ben yaptım. O ana kadar yalnızca Antalya’da Fransızların sahibi olduğu Club Med vardı. Ilk Thallasso Trerapy’yi getirdim. İlk lüks butik oteli de ben yaptım. BAŞARILARLA DOLUYUZ Türkiye’nin gönüllü turizm elçisi gibisiniz. Büyük beğeni toplayan Hotel Les Ottomans, Türkiye’nin tanıtımına katkıda bulunmaya ve ödüllerine ödül katmaya devam ediyor. Bu muhteşem ödüllerden bahseder misiniz? 9 Ekim 2007 yılında Dubai’de gerçekleşen “Turizm Dünyasının Oskarları” olarak nitelendirilen “World Travel Awards” tarafından “Türkiye’nin En İyi Butik Oteli” seçildik. 12 Aralık 2007’de Turks & Caicos Adalarında gerçekleşen törende de, Hotel Les Ottomans adına “World’s Leading All Suite Hotel & SPA” yani “ Dünyanın En İyi Suit Oteli ve SPA’sı”dallarındaki ödülümüzü WTA Başkanı Graham Cooke’dan alarak ben ve çalışma arkadaşlarım bunun mutluluğunu yaşamıştık, şimdi ise Otelimizin, ikinci yılına sığdırdığı başarılarına bir yenisini daha ekledik. 15 Ekim 2008 günü “Turkey’s Leading Boutique Hotel” “Türkiyenin En iyi Butik Oteli “ dalında bir ödüle daha layık görüldük. Uluslararası platformda 167 turizm yetkilisinin oyları ile belirlenen ödüller, 15 Ekim 2008’de Slovakya’da yapılacak özel bir gecede bizlere takdim edilecek. Bu arada İstanbul’da, ilk ISO 2000 belgesini alan oteliz. Peki Boğaziçi’nde özel bir butik otel yapmak nereden aklınıza geldi? Hep hayalimdi böyle bir iş yapmak. Çok uzun yıllar arazi aradım. En sonunda burayı bulduk ve Ahmet Yakut’tan satın aldık. Yola çıkarken hep acaba Muhsinzade Paşa bir zaman yolculuğu yapsa ve evini tekrar görmek istese nasıl yapardı diye düşündüm. Teknoloji ile eski Osmanlı motiflerini birleştirdim. Önce İtalya’da yaşayan Türk mimar Cavit Sarıoğlu ile başladık, ardından Erdal Tasavvur ile bitirdik. Zeynep Fadıllıoğlu ve İsmail Acar da büyük katkıda bulundular. İYİ BİR EV HANIMIYIMDIR Hayalini kurup gerçekleştirmek istediğiniz başka projeleriniz var mı? Japonya’da sıklıkla görülen, Amerika ve Avrupa ülkelerinde daha az olan ve henüz ülkemizde hiç olmayan bir “golf range” projem var. Mutfakta vakit geçirmekten keyif alır mısınız? Dört dörtlük ev hanımıyımdır. Mutfakta vakit geçirmeyi severim, güzel de yemek yaparım. Hotel Les Ottomans’ın ilk hazırlanan yemeklerini de mutlaka, ben denerim. Benim onayımdan geçmeden yemekler asla servise çıkmaz. Otelinizin özellikle zeytinyağlı yemeklerini çok beğeniyorum... Bunun sırrı nedir? Teşekkür ederim, ben herkes gibi yeşillikleri asla enginardan ayırmam. Bir de önceden limonlu suda bekletmem. Benim yemeğimin püf noktası, tüm malzemeyi birlikte tencereye eklemem ve de aynı anda hepsinin pişmiş olması. Böylelikle hepsinin lezzeti birbirine geçmiş oluyor. Kuru soğan enginar yaprakları ile birlikte olacak, limon suyunu, biraz toz şekeri ve tuzu tencereye ekleyip kısık ateş de pişinceye kadar bekletiyoruz. Hani her fırsatta dile getiririz “İstanbul’un ve Boğaziçi’nin büyüsü bir başkadır” diye. Boğaziçi’nin en nadide yalılarından biri olan “Muhsinzade Yalısı”... Şimdiki ismiyle “Hotel Les Ottomans”. Bu haftaki konuğum işte bu muhteşem eserin sahibesi ünlü turizmci Ahu Aysal. ‘İkinci evim’ dediği görkemli Boğaziçi manzaralı yalısında ziyaret ettiğimiz Ahu Aysal’ın yanında kendinizi huzurlu, mutlu ve sıkıntılardan arınmış gibi hissediyorsunuz. Çünkü sevgi dolu ve “kaç yaşında olursanız olun, içinizdeki çocuğu yaşatın, öldürmeyin!!! Şımartın kendinizi” diyen bir hanımefendi... Ülkemizi ziyarete gelen, dünya jet sosyetesi, Hollywood yıldızları, üst düzey iş adamları ve seçkin isimler konaklamak için artık önce Les Ottomans’ı tercih ediyor... Neden mi? Ahu Hanım, gençlere tavsiyelerde bulundu: “Mantıklı hayaller kurun, kolay kolay pes etmeyin..” Muhsinzade Yalısı... Yeni adıyla HOTEL LES OTTOMANS 19’uncu yüzyılda inşa edilen, Osmanlı şaşaasını tam anlamıyla yaşamış olan Muhsinzade Paşa Yalısı, şu anda Türkiye’nin en gösterişli butik otellerinden biri: Les Ottomans. Kuruçeşme’deki 9 yalıdan biri olan Muhsinzade Yalısı’nda 1920’li yıllara kadar Sadrazam Muhsinzade Mehmet Paşa’nın çocukları ve torunları yaşadı. 1935 yılında yanan Muhsinzade Paşa Yalısı, 2006 yılında Ahu Aysal tarafından Osmanlı mimarisine uygun olarak yeniden inşa edilerek hizmete açıldı. 55 milyon dolara mal olan otelde, en küçüğü 80 metrekarelik 12 süit oda bulunuyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT