BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pazar yazıları

Pazar yazıları

Para ve şöhret turnusol kağıdı gibidir. İnsanın ciğerini, cibilliyetini, hemen ortaya koyar.



Para ve şöhret turnusol kağıdı gibidir. İnsanın ciğerini, cibilliyetini, hemen ortaya koyar. Hele, paraya ve şöhrete karşı, kontrolü mümkün olamayan bir hırs varsa yandı gülüm keten helva!.. Eskiler; şöhret hırsı, mal hırsı; ikisi de sürüye girmiş aç kurt gibidirler diyerek insanları bu iki tehlikeye karşı uyarırlardı. Aç kurtların sürüyü parçalayıp yok ettiği gibi, şöhret ve mal hırsı da insanı bitirir, yok eder. İnsanlıktan çıkartıp, çeşit çeşit felaketlere sürükler. İnsan iradesi, bu hırsların elinde esir olursa, bütün insanî değerlerden ve insanî melekelerden sıyrılmak an meselesidir. Böyle bir insan kendinde değildir, hırslarının oyuncağıdır artık... Mehabeti gider; başkaları da onu tanımaz. Ona gösterilen saygı yalnızca parasına (malına) şöhretine ve makamınadır. Zaten bu denli saygı ve sevginin ne kadar sun’î, yapmacık ve sahte olduğu, kendileri kaybedilince hemen anlaşılır. Yanlarında hiç kimse kalmaz. O, dost, yakın ve arkadaş bildikleri, kaybettiği para ve şöhretle beraber sırra kadem basarlar... O halde insan ne için çalışıp kazanır? Mal, mülk ve şöhret sahibi olur? Bu suale verilebilecek en güzel cevap, nâ merde muhtaç olmamak içindir. Sevgili Peygamberimiz; içinde yaşadıkları devirde, Ashab-ı Kiram’ı için fakirliği, ama Ahir zaman ümmeti için ise zenginliği öğütlemişlerdir. Nitekim; evliyanın büyüklerinden Mevlânâ Halid-i Bağdadî Hazretleri, o kadar temiz bir kalbe sahipti ki, daha hocasıyla ilk karşılaşmalarında, kendisine, manevi kapılar ardına kadar açılır ve hocası sorar: -Ey Halid! Dile benden; ne istersin? -Dinim için dünyalık istiyorum!.. Evet; bunun zıddı olur ve mal ve şöhret, kişiye Allah’ı ve Ahiret’i unutturuyorsa; yani kişi, iradesiyle mal ve şöhretin emrine girmişse o, “mekr-i ilahî”nin elinde oyuncaktır. Debelendikçe, mal ve şöhret onu kemirir. Mal ve şöhret sahibi insanların etraflarındaki kalabalıklar sizi aldatmasın! En yalnız ve zavallı tipler bunlardır. Tek kelime ile esirdirler. İmam-ı Rabbânî Hazretleri, 1. Cilt 85. mektubunun sonunda buyuruyor ki. “... (Falankes) Allah adamları ile görüşmekten sıkılıyor. Zenginlerle, dünyaya düşkün olanlarla bulunmak istiyor. Onlarla düşüp kalkmanın, insanı felakete götüreceğini anlamıyor. Onların yağlı, tatlı yemeklerinin zehir gibi gönlü öldüreceğini, ahlâkı bozacağını düşünemiyor. Aman, aman! Kötü arkadaşlardan kaçınız! İnsanın dinine, imanına saldıran tatlı dilli, güler yüzlü korkunç düşmanlara aldanmamak için çok uyanık olunuz. Hadis-i şerifte “Mal ve mevki sahiplerine, malı için, makamı için alçalan kimsenin dininin üçte ikisi gider” buyuruldu. Mal için, mevki kazanmak için, İslam düşmanlarına eğilenlere, dinlerinden, ibadetlerinden vazgeçenlere yazıklar olsun! Sonsuz nimetleri, saadetleri, birkaç günlük eğlence için elden kaçırıyorlar.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT