BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gerçeğin ta kendisi

Gerçeğin ta kendisi

7-8 yıl kadar önce gazetelerde bir küçük haber çıkmıştı. İmralı sakini, taraftarlarından çocuklarına İslam öncesi isimler vermelerini istiyordu.



7-8 yıl kadar önce gazetelerde bir küçük haber çıkmıştı. İmralı sakini, taraftarlarından çocuklarına İslam öncesi isimler vermelerini istiyordu. Bu haber, bilenlere herhalde erken Cumhuriyet dönemini hatırlatmıştır. O zaman dinimizden nefret duyan bazıları Türklerin İslam öncesi, o da bir şey değil, Müslüman kanı dökmüşlerin adlarını çocuklarına seçtiler. Bu haber ve bu bilgi ne anlama gelir? Bir gizli el mi, sinsi niyet mi, malum devlet mi, her kim ve neresi ise önce bir rejim geçişi devresinde en azından bir kısım Türklere şaşkınlık yaşatarak onları İslamiyet’ten uzak düşürmeye çalıştı. Mezkur haberden çıkartıldığı gibi günümüzde de yine aynı mihrak ve nifaklar bu defa da ate olan biri eliyle Kürtlere musallat olmaktalar. Gaye şudur, Türkleri dinsizleştirmek, sonra da Kürtleri dinsizleştirmek ve ruhundan mahrum kalmış iki iskeleti birbirine vurarak dağıtmak. Türkler üzerindeki plan tutmadı. Az sayıdaki yabancılaşmış kimse metafizik değerlerden mahrum kalma bahtsızlığına uğradılar. Kürtlerin de bu uzun vadeli tuzağa düşmemeleri yine Türklerin ileri görüşlü gayretlerine bağlıdır. Doğrudur, ekonomik, sosyolojik, siyasî, askerî birçok şart var. Ama bir şart var ki o olmasa, diğer hepsi noksansız yerine gelse bile muvaffakiyet muhaldir. Bu topraklar insanını hücrelerine işlemiş inanç harçlarıyla karmak. Türk, Hanefi Müslüman’dır, Kürt, Şafii Müslüman’dır. Her ikisi ehli sünnet Müslüman’dır. İtikadları aynıdır. Amelde Şafii, birçok yerde daha titizlenir. Din ve tasavvuf büyükleri birdir. Oniki İmam, İmamı Rabbani, Abdülkadiri Geylani, İmamı Cüzeyri, Mahmudu Samini, Osman Bedreddin, Mevlana Halidi Bağdadi, Mevlana Celaleddini Rumi, Hacı Bayramı Veli, Ahmed Yesevi, Gül Baba, Hacı Bektaşı Veli ve daha birçok âlim, evliya zat hem Kürt’ün hem Türk’ün ve tabii ki Arab’ın, Laz’ın, Arnavud’un, Boşnak’ın, hatta Bektaşi’nin, hatta Alevinin büyüğüdür. Bunlara çıkan yollar kesildi. Aykırılıkları değil, müştereklikleri öne çıkartmak şart. Güneydoğulu, camide bir subay, bürokrat, polis gördü mü nasıl hürmet edeceğini bilemiyor. İş işten geçmedi. Bu büyükleri bilen nesiller henüz hayatta. Akıllı tedbirlerle Kürt’ü, Kürtçünün elinden kurtarmak lazım. Çözüm, mânevî tedbirlerle beraber düşünülmeli.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT