BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kederden sevince Âdile Sultan

Kederden sevince Âdile Sultan

Bir padişah kızı olan Âdile Sultan, çocuklarını ve kocasını kaybeder... Büyük bir kedere gömüldüğü günlerde karşısına bir Allah adamı çıkar ve hayatı değişir...



Âdile Sultan, Sultan İkinci Mahmud Han’ın kızı, Sultan Abdülmecid Han’ın da kız kardeşidir. Divan edebiyatı şairidir. 1825 yılında, İstanbul’da, Sultan 2. Mahmud ve Zernigar Sultan’ın kızı olarak dünyaya geldi... Babası Mahmud Han da şair bir padişahtı... KAPTAN-I DERYA İLE EVLENDİ Âdile Sultan sarayda çok iyi bir eğitim görmüş, daha sonra da Kaptan-ı Derya Mehmet Ali Paşa ile evlenmiştir. Mehmet Ali Paşa daha sonra sadrazam olacak, ama çiftin bu mutluluğu fazla uzun sürmeyecektir. Önce üç çocuklarını kaybederler, daha sonra Mehmet Ali Paşa ölür, son olarak da genç kızı Hayriye Sultan vefat eder... Ölümlerle sarsılan Âdile Sultan büyük bir kedere gömülür. İşte böyle bir zamanda karşısına, o devrin meşhur evliyasından Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi hazretleri çıkar. Ona gönülden bağlanır ve talebe olur. Tam manasıyla kendini ibadete verir, başına gelenlerin, Allahü tealanın takdiri olduğunu kabul eder ve ona teslim olur. (Gümüşhanevi hazretleri, büyük veli Abdülfettah Akri hazretlerinin, o da Mevlana Halid-i Bağdadi hazretlerinin talebesidir.) Âdile Sultan 1898’de yetmiş üç yaşında vefat etti. Bu süre zarfında, İkinci Mahmud, Abdülmecid, Abdülaziz, Beşinci Murad ve İkinci Abdülhamid’in saltanatını gördü. Başta babası olmak üzere kardeşleri ve yeğenleri tarafından sevilen ve devlet işlerine karışmayan Adile Sultan, aynı zamanda Osmanlı hanedanına mensup divan sahibi tek kadın şairdir. Türbesi İstanbul Eyüp’te, Bostan İskelesi yakınındadır. SON GÜNLERDE SÖYLEDİĞİ ŞİİR Âdile Sultan, vefatından biraz önce, içindeki ilahi aşkı anlatan şu şiiri söylemiştir: “Aşkta kanun imiş âşıklara cevr eylemek/Âşık oldur kim cefâ-yı yâre sabretmek gerek/Aşk nâz ü şîve evvel gösterir âşıklara /Âşık ol demde ona cânı fedâ etmek gerek/Âşıkın ancak murâdı dostunun maksûdudur/Çekse de bin derd ü mihnet hep sebât etmek gerek/Arzû-yı dü-cihândan geçmedir aşka nişân/Terk-i cân edip reh-i cânâna azm etmek gerek/Âftâb-âsâ bilip her zerresin nûr-ı safâ/Her belâ dosttan gelir kim merhabâ etmek gerek/Havf-ı a’dâ eylemez olan müsellah aşk ile/Yanmadan Hakka erilmez pertev-i tevhîd gerek/Nefsle cehd et tecellî eylesin aşk-ı Hüdâ/Beyt-i kalbi Âdile ma’mûr ü pâk etmek gerek...”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT