BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Biyolog Ediz Hun” denmesini isterim

“Biyolog Ediz Hun” denmesini isterim

“Ter­cih hak­kım ol­sa bi­lim a­da­mı o­la­rak in­san­lı­ğa hiz­met e­der­dim” di­yen Ye­şil­çam’ın u­nu­tul­maz ak­tö­rü E­diz Hun, her haf­ta sa­lı gü­nü dün­ya­yı teh­dit e­den kü­re­sel ı­sın­ma ve bo­zu­lan e­ko­lo­jik den­ge­ye dik­kat çe­kip, çö­züm ö­ne­ri­le­ri­ni su­na­cak.



TÜRK BA­SI­NIN­DA BİR İLK Ediz Hu­n’­la Yeşil Sayfa RÖ­POR­TAJ: BE­TÜL AL­TIN­BA­ŞAK “Ter­cih hak­kım ol­sa bi­lim a­da­mı o­la­rak in­san­lı­ğa hiz­met e­der­dim” di­yen Ye­şil­çam’ın u­nu­tul­maz ak­tö­rü E­diz Hun, her haf­ta sa­lı gü­nü dün­ya­yı teh­dit e­den kü­re­sel ı­sın­ma ve bo­zu­lan e­ko­lo­jik den­ge­ye dik­kat çe­kip, çö­züm ö­ne­ri­le­ri­ni su­na­cak. EVİ BO­TA­NİK BAH­ÇE­Sİ Gİ­Bİ... Bü­yü­ka­da­’da­ki evi­nin ka­pı­la­rı­nı ar­ka­da­şı­mız Be­tül Al­tın­ba­şa­k’­a açan Ediz Hu­n’­un bah­çe­si ‘sak­lı bir cen­ne­t’­i an­dı­rı­yor. Ediz Hun, 3 bin 500 çe­şit kak­tüs ile Tür­ki­ye­’de esa­me­si bi­le okun­ma­yan Ko­koz Pal­mi­ye­si ve Ka­ra­bi­ber Ağa­cı gi­bi bit­ki­le­ri de bu bah­çe­de ye­tiş­ti­ri­yor. Ye­şil­ça­m’­ın unu­tul­maz oyun­cu­su Ediz Hun, bir il­ke im­za atı­yor. Bir dö­nem mil­let­ve­kil­li­ği de ya­pan ün­lü ak­tör, aka­de­mis­yen kim­li­ğiy­le, siz­ler­le bu­luş­ma­nın ari­fe­sin­de Bü­yü­ka­da­’da­ki evi­nin ka­pı­sı­nı Tür­ki­ye­’ye aç­tı... Tür­ki­ye’de ya­şa­yıp da “Ediz Hun”u ta­nı­ma­ya­nı­mız yok­tur. He­le de or­ta yaş ve üs­tü si­ne­ma se­yir­ci­si onun film­le­riy­le bü­yü­müş­tür. Ama birçok ki­şi onun ka­ri­yer sa­hi­bi de­ğer­li bir “bi­yo­log” ol­du­ğu­nu bil­mez. ANAP’tan si­ya­se­te atıl­dı­ğı yıl­lar­da ka­mu­oyu­nun kar­şı­sı­na “çev­re­ci” bir mil­let­ve­ki­li ola­rak çık­sa da, onun Bİ­LİM ADA­MI kim­li­ği pek bi­lin­me­miş, gün­lük si­ya­se­tin kar­ga­şa­sın­da, hak et­ti­ği de­ğe­ri gö­re­me­miş­tir. Ediz Hun iş­te bu say­fa­da “Böy­le anıl­mak is­te­rim” de­di­ği Bİ­LİM ADA­MI kim­li­ği ile kar­şı­nı­za ge­li­yor. Bi­yo­log ve çev­re­ci Ediz Hun, bi­ri­kim­le­ri­ni siz­ler­le pay­laş­ma­ya ha­zır­la­nı­yor... Kü­re­sel ısın­ma ve in­sa­noğ­lu­nun yol aç­tı­ğı eko­lo­jik tah­ri­ba­ta dik­kat çek­me­ye, çö­züm öne­ri­le­ri sun­ma­ya ve “çev­re­ci­ler­le” da­ya­nış­ma için­de an­lam­lı bir hiz­me­te baş­lı­yor... Ediz Hun’u, Bü­yü­ka­da’da­ki 3 kat­lı şi­rin evin­de, Ge­nel Ya­yın Mü­dü­rü­müz Nuh Al­bay­rak ile bir­lik­te zi­ya­ret edip, Mar­ma­ra sa­hi­li­ne ha­kim te­ra­sın­da, il­ginç kak­tüs­le­rin ara­sın­da sı­cak bir soh­be­te dal­dık... Soh­be­ti­mi­zin ba­şın­da “Siz ün­lü bir ak­tör­sü­nüz. Bi­yo­log ol­mak ne­re­den ak­lı­nı­za gel­di?” di­ye sor­ma­dan ede­me­dim.. Öy­le ya, “Ak­tör Ediz Hun” ola­rak bü­yük bir şöh­re­ti ke­na­ra bı­ra­kıp Nor­veç gi­bi uzak ve so­ğuk bir ül­ke­ye “oku­ma­ya” git­mek, pek öy­le alı­şıl­mış bir du­rum de­ğil­di. Üs­te­lik kaç ki­şi şöh­re­ti, so­nu bel­li ol­ma­yan bir ka­ri­yer yol­cu­lu­ğu­na ter­cih eder­di?.. Bu so­ru­ma, “Ben ün­lü bir ak­tör ol­ma­dan ön­ce de çev­re­ye kar­şı du­yar­lı bi­riy­dim” di­ye­rek baş­la­dı: “Ha­yat­ta tek bir ter­cih hak­kım ol­say­dı bi­lim ada­mı ola­rak ça­lış­mak is­ter­dim. Ta­bii (gü­lüm­sü­yor) Holl­ywo­od söz ko­nu­su ol­say­dı fark­lı dü­şü­ne­bi­lir­dim... Bi­lim ada­mı ola­rak ve­re­ce­ğim hiz­met­ler­le sağ­la­ya­ca­ğım fay­da­nın çok da­ha faz­la ola­ca­ğı­nı dü­şü­nü­yo­rum...” YA­RIŞ­MAY­LA GE­LEN ŞÖH­RET >> Bun­dan 25-30 yıl ön­ce, bı­ra­kın Tür­ki­ye’yi dün­ya­da bi­le ‘çev­re’nin faz­la il­gi gör­me­di­ği bir dö­nem­de, şöh­re­ti bir ke­na­ra bı­ra­kıp eği­tim al­mak ne­re­den ak­lı­nı­za gel­di? E.H: As­lı­na ba­kar­sa­nız be­nim si­ne­ma­ya gi­ri­şim bir te­sa­düf­tü. 1963 yı­lın­da Ses Der­gi­si’nin aç­tı­ğı ya­rış­ma­ya ka­tıl­dım. Acar Film’in Mü­dü­rü Se­la­hat­tin Sür­me­li, “sen de ka­tıl ya­rış­ma­ya” de­di. 22 ya­şın­day­dım, o yaş­ta­ki bir gen­cin he­ye­ca­nıy­la fo­toğ­raf çek­ti­­rip ya­rış­ma­ya ka­tıl­dım ve bi­rin­ci ol­dum. Kı­sa sü­re­de birçok film çe­vi­rip, iz­le­yi­ci­le­ri­mi­zin be­ğe­ni­si­ni ka­zan­dık. An­cak da­ha ço­cuk­lu­ğum­dan be­ri çev­re ko­nu­la­rı­na il­gim var­dı. Be­nim esas se­çi­mim bi­yo­lo­ji ve ta­bi­at­ta­ki çe­şit­li­lik üze­ri­ney­di. Hat­ta Nor­veç’te eği­ti­mi­me baş­la­ma­dan ev­vel igu­ana­la­rın su­ni or­tam­lar­da üre­til­me­si ile il­gi­li bir ça­lış­ma yap­tım. Bu ça­lış­mam İs­veç ve Nor­veç’te­ki çe­şit­li üni­ver­si­te ve bi­lim ku­rul­la­rın­da bü­yük il­gi gör­dü. İGU­ANA DENEYİ SES GETİRDİ >> Na­sıl ya­ni, bu çok il­ginç... İguanalarla ne işiniz olur ki? E.H: Di­yo­rum ya, ço­cuk­lu­ğum­dan be­ri çev­re ko­nu­la­rı, bö­cek­ler, hay­van­lar il­gi­mi çe­ker­di. İgu­ana­lar ken­di ta­bi­i or­tam­la­rın­da ürer­ler. O dö­nem­ler su­ni or­tam­da ge­li­şe­bil­me­le­ri için ya­pı­lan ça­lış­ma­lar­da ba­şa­rı el­de edi­le­mi­yor­du, ben bu­nu ba­şar­dım. Ken­di ca­me­kan­la­rım­da on­la­rı üret­tim. Mak­ro ob­jek­tif­le fotoğraflarını çek­tim. Ko­nu ile il­gi­li yaz­dı­ğım ma­ka­le­ler ya­yın­lan­dı ve birçok üni­ver­si­teden oku­mak üze­re da­vet al­dım. Nor­veç’te Os­lo Üni­ver­si­tesi’­ni ter­cih ede­rek bi­yo­lo­ji ve çev­re bi­lim­le­ri ko­nu­sun­da eği­tim al­dım. Uzun yıl­lar Nor­veç’te bu­lun­dum ve ül­ke­mi­ze dön­dü­ğüm­de Mar­ma­ra Üni­ver­si­te­si’nde ders ver­me­ye baş­la­dım. Şu an yü­rek­ten ina­nı­yo­rum ki bu­gün yurt dı­şın­da ya­şı­yor ol­say­dım, ora­da bi­li­me ve­ri­len des­tek­le ba­şa­rı­lı bir bi­lim ada­mıy­dım. FİLM SE­TİN­DEN MEC­LİS’E >> Ül­ke­miz­de çev­re ko­nu­sun­da da bü­yük rol­ler üst­len­di­niz... E.H: Evet, 1991-93 yıl­la­ra ara­sın­da Çev­re Ba­kan­lı­ğı Baş­da­nış­man­lı­ğı ve İs­tan­bul Çev­re İl Mü­dür­lü­ğü gö­rev­le­ri­ni yü­rüt­tüm.. 1996’da ‘Do­ğal Den­ge­nin Ko­run­ma­sı’ ko­nu­la­rın­da yurt içi ve dı­şın­da kon­fe­rans­lar ver­me­ye baş­la­dım. 1999’da ise ANAP’tan mil­let­ve­kil­li ol­dum. Şu an­da da Okan ve Bah­çe­şe­hir üni­ver­si­te­le­rinde çev­re ve eko­lo­jik den­ge ko­nu­la­rın­da ders­ler ve­ri­yo­rum. >> Se­mi­ner­ler de var... E.H: Evet, birçok şir­ke­te ta­bi­atın ko­run­ma­sı ve çev­re ça­lış­ma­la­rıy­la il­gi­li se­mi­ner­ler ve­ri­yo­rum. Bi­linç­li ha­re­ket et­me­le­ri için bil­gi­len­dir­me top­lan­tı­la­rı ya­pı­yo­ruz. Bu say­fa na­sıl doğ­du? “Kü­re­sel ısın­ma­”nın “yö­re­sel ısın­ma­”yı da ge­çe­rek âde­ta, “u­lu­sal yan­gı­n”­a dö­nüş­tü­ğü bugün­ler­de ka­li­te­li bir “Çev­re Say­fa­sı­”nın ge­rek­li­li­ği­ne ka­rar ver­dik. Ve bi­ze bu ko­nu­da kat­kı sağ­la­ya­cak “ka­li­te­li bir çev­re­ci­” ara­ma ça­lış­ma­la­rı­mız bi­zi sa­yın Ediz Hu­n’­a gö­tür­dü. Ken­di­si­ni, Bü­yü­ka­da­’da bu­lu­nan ve tam bir “min­ya­tür eko­lo­jik par­k”­ı andıran evin­de zi­ya­ret et­tik, “Ku­ru­yan göl­ler, su­suz ka­lan in­san­lar, hay­van­lar hat­ta bit­ki­ler, kir­le­nen de­niz­ler, kat­le­di­len ye­şil­lik­ler ve doğ­ru­dan ha­ya­tı­mı­zı et­ki­le­yen da­ha bir­çok şey si­zin için önem­li ise bu­yu­run gö­re­ve...” de­dik. Sa­yın Ediz Hun be­ye­fen­di de, “Ben do­ğuş­tan çev­re­ci­yim, te­sa­dü­fen sa­nat­çı­yım. Bun­lar el­bet­te be­nim için önem­li ve bu uğur­da 6 ya­şım­dan be­ri; de­ğil Tür­ki­ye­’de dün­ya­da bi­le he­nüz ‘çev­re en­di­şe­si­’ ya­şan­ma­yan gün­ler­de baş­la­mış­tım ben bu mü­ca­de­le­ye...” de­di. Çok gü­zel so­nuç­lar sağ­la­ya­ca­ğı­na inan­dı­ğı­mız bu iş bir­li­ği iş­te böy­le baş­la­dı. Ha­yır­lı ol­sun... N.A. AVRUPA’DA İLK 10’A GİRDİ... Evin bahçesinde 3 bin 500 çeşit kaktüs yetiştiriyor Ediz Hun’un Bü­yü­ka­da’da­ki evi ‘sak­lı bir cen­net’ gi­bi. Her bir met­re­ka­re­sin­de ay­rı bir gü­zel­lik var. An­cak kak­tüs bö­lü­mü ay­rı bir ye­re sa­hip. Bah­çe­sin­de tam 3 bin 500 çe­şit kak­tüs ye­tiş­ti­ren Hun, “Av­ru­pa’da ama­tör kak­tüs bah­çe­le­ri ara­sın­da 10’un­cu sı­ra­da­yım. Özel bir me­rak bu be­nim için ve her bi­ri ile tek tek il­gi­le­ni­yo­rum” di­yor... BO­TA­NİK BAH­ÇE­Sİ Bö­ğürt­len gi­bi ya­ba­ni mey­ve­le­ri ye­tiş­ti­ren Ediz Hun, Tür­ki­ye coğ­raf­ya­sın­da esa­me­si bi­le okun­ma­yan Ko­koz Pal­mi­ye­si, No­li­na, Ka­ra­bi­ber Ağa­cı, Ca­li­for­ni­a’nın Blu­e Palm’ı gi­bi ağaç­la­rı bah­çe­si­ne ta­şı­mış. Kü­re­sel ısın­ma dedikleri şey... >> Gün­de­mi­miz­den düş­me­yen ko­nu­lar­dan bi­ri­si de su­suz­luk. Küresel ısınmayı neye bağlıyorsunuz? E.H: En önem­li çev­re prob­lem­le­ri­nin ba­şı­na su sı­kın­tı­sı­nı ko­ya­bi­li­riz. Kü­re­sel ısın­ma­nın in­san eliy­le olan kıs­mı son 50-60 se­ne­dir önem­li bo­yut­ta. Su­suz­luk ik­lim de­ği­şik­lik­le­ri­nin so­nu­cu. İk­lim de­ği­şik­li­ği, me­tan ga­zı kar­bon­di­ok­sit emis­yon­la­rı­nın art­ma­sı so­nu­cu or­ta­ya çı­kı­yor. Za­ten kü­re­sel ısın­ma de­ğil, kü­re­sel ik­lim de­ği­şik­li­ği de­mek la­zım. Dün­ya­da 1 de­re­ce­lik de­ği­şim bi­le çok şe­yi de­ğiş­ti­rir. Bun­da ta­bi­i kü­re­sel ısın­ma­nın in­san eliy­le ol­ma­yan kıs­mı­nın da et­ki­le­ri var. OKUYUCUYLA BİLGİ PAYLAŞIMI >> Sa­nı­rım he­pi­mi­ze dü­şen görevler var. E.H: Ga­yet ta­bii. Bi­yo­lo­jik sis­tem­le­rin ge­le­cek ne­sil­le­re en iyi şe­kil­de ak­ta­rıl­ma­sı la­zım. Eği­tim­e ağır­lık ve­ril­me­li­. Bi­rey­sel ça­ba­la­rı ar­tır­mak ve çev­re­yi sev­di­re­bil­mek için in­san­la­rı da­ha ço­cuk yaş­lar­da bi­linç­len­dir­me­li­yiz. Bu­nun için ­de ta­bi­at mü­ze­le­ri, bo­to­nik bah­çe­le­ri yap­ma­lı­yız. Üre­tim te­sis­le­ri­nin da­ha ve­rim­li ça­lış­tı­rıl­ma­sı ve çev­re­ci po­li­ti­ka­lar gerekli. >> Oku­yu­cu­la­rı­mıza mesajınız var mı? E.H: Oku­yu­cu­la­rı­mız­la bil­gi­le­ri­mi­zi pay­la­şa­ca­ğız. Di­ğer ta­raf­tan on­la­rın he­ye­can­la­rı ve du­yar­lı­lık­la­rı ile in­te­rak­tif bir or­tam­da iliş­ki ku­ra­ca­ğız. Çev­re ile il­gi­li me­rak et­tik­le­ri, bil­mek is­te­dik­le­ri bir­çok ko­nu­da on­la­rı bi­linç­len­dir­me­ye ça­lı­şa­ca­ğız. BA­NA YA­ZIN! Her türlü sorunuzu bana sorabilirsiniz. “Güzel bir dünya” için bu sayfaya siz de katkıda bulunun. Haydi e-mail ve mektuplarınızı bekliyorum... Ya­zış­ma Ad­re­si: 29 Ekim Cad­de­si 34197 Ye­ni­bos­na/İS­TAN­BUL E-ma­il: ediz.hun@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT